Ana içeriğe geç
Sözlük

verdiler ile cümle

verdiler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Onlardan kız aldılar, kızlarını onların oğullarına verdiler ve onların ilahlarına taptılar.De indgik Ægteskab med deres Døtre og gav deres Sønner deres Døtre til Ægte, og de dyrkede deres Guder.
Onlardan kız aldılar, kızlarını onların oğullarına verdiler ve onların ilahlarına taptılar.I brali sobie córki ich za żony, a córki swe dawali synom ich, i służyli bogom ich.
Onlardan kız aldılar, kızlarını onların oğullarına verdiler ve onların ilahlarına taptılar.in so si jemali njih hčere za žene ter dajali hčere svoje njih sinovom in služili njih bogovom.
Onlardan kız aldılar, kızlarını onların oğullarına verdiler ve onların ilahlarına taptılar.그들의 딸들을 취하여 아내를 삼으며 자기 딸들을 그들의 아들에게 주며 또 그들의 신들을 섬겼더라
Onlardan kız aldılar, kızlarını onların oğullarına verdiler ve onların ilahlarına taptılar.nahmen sie jener Töchter zu Weibern und gaben ihre Töchter jener Söhnen und dienten jener Göttern.
Onlardan kız aldılar, kızlarını onların oğullarına verdiler ve onların ilahlarına taptılar.presero in mogli le figlie di essi, maritarono le proprie figlie con i loro figli e servirono i loro dei
Onlardan kız aldılar, kızlarını onların oğullarına verdiler ve onların ilahlarına taptılar.togo de deras döttrar till hustrur åt sig och gåvo sina döttrar åt deras söner och tjänade deras gudar.
Onlardan kız aldılar, kızlarını onların oğullarına verdiler ve onların ilahlarına taptılar.tok de deres døtre til hustruer og gav sine døtre til deres sønner og dyrket deres guder.
Onlardan kız aldılar, kızlarını onların oğullarına verdiler ve onların ilahlarına taptılar.Umat Israel kawin campur dengan bangsa-bangsa itu, dan turut menyembah dewa-dewa mereka
Onlardan kız aldılar, kızlarını onların oğullarına verdiler ve onların ilahlarına taptılar.и брали дочерей их себе в жены, и своих дочерей отдавали за сыновей их, и служили богам их.
Onlardan kız aldılar, kızlarını onların oğullarına verdiler ve onların ilahlarına taptılar.и вземаха си дъщерите им за жени, и даваха дъщерите си на синовете им, и служеха на боговете им.
Onlardan kız aldılar, kızlarını onların oğullarına verdiler ve onların ilahlarına taptılar.ויקחו את בנותיהם להם לנשים ואת בנותיהם נתנו לבניהם ויעבדו את אלהיהם׃
Onlardan kız aldılar, kızlarını onların oğullarına verdiler ve onların ilahlarına taptılar.واتخذوا بناتهم لانفسهم نساء واعطوا بناتهم لبنيهم وعبدوا آلهتهم.
Onlardan kız aldılar, kızlarını onların oğullarına verdiler ve onların ilahlarına taptılar.娶 他 們 的 女 兒 為 妻 、 將 自 己 的 女 兒 嫁 給 他 們 的 兒 子 、 並 事 奉 他 們 的 神
Onlardan kız aldılar, kızlarını onların oğullarına verdiler ve onların ilahlarına taptılar.娶 他 們的 女兒 為妻 、 將自己 的 女 兒嫁給 他 們 的 兒子 、 並事奉 他 們的神
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.A oni povedali: Pán ho potrebuje.
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.A oni powiedzieli: Pan go potrzebuje.
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.A oni řekli: Pán ho potřebuje.
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler."De Here heeft hem nodig", antwoordden de discipelen.
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.De sa: Herren har bruk for den.
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.De svarade: »Herren behöver den.»
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.Ei au răspuns: ,,Domnul are trebuinţă de el.``
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.Essi risposero: «Il Signore ne ha bisogno»
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.Hai người trả lời rằng: Chúa cần dùng nó.
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.Hai người trả_lời rằng : Chúa cần dùng nó .
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.Ils répondirent: Le Seigneur en a besoin.
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.대답하되 주께서 쓰시겠다 하고
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.Mereka menjawab, "Tuhan memerlukannya.
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.Niin he sanoivat: "Herra tarvitsee sitä".
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.Og de sagde: "Herren har Brug for det."
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.Õk pedig mondának: Az Úrnak szüksége van reá.
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.Ona pa rečeta: Gospod ga potrebuje.
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.Responderam eles: O Senhor precisa dele.
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.Sie aber sprachen: Der HERR bedarf sein.
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.Y ellos dijeron: --Porque el Señor lo necesita
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.Οι δε ειπον Ο Κυριος εχει χρειαν αυτου,
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.А те казаха: На Господа трябва.
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.Вони ж сказали: Господеві його треба.
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.Они отвечали: он надобен Господу.
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.ויאמרו האדון צריך לו׃
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.فقالا الرب محتاج اليه.
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.他 們 說 、 主 要 用 他
Onlar da, ‹‹Rabbin ona ihtiyacı var›› karşılığını verdiler.他 們說 、 主要 用他
Onlar, her zaman, uzak ve tehlikeli yerlerde hizmet etme çağrısına cevap verdiler.Encore et toujours, ils ont répondu à l'appel à servir dans des lieux lointains et dangereux.
Onlar, her zaman, uzak ve tehlikeli yerlerde hizmet etme çağrısına cevap verdiler.Immer wieder haben sie den Anruf entgegengenommen, um in fernen und gefährlichen Orte zu dienen.
Onlar, her zaman, uzak ve tehlikeli yerlerde hizmet etme çağrısına cevap verdiler.수 차례에 걸쳐, 그들은 멀고 위험한 곳에서 복무하라는 부름에 따르곤 했습니다.
Onlar, her zaman, uzak ve tehlikeli yerlerde hizmet etme çağrısına cevap verdiler.Una y otra vez, han respondido al llamado de servir en lugares lejanos y peligrosos.
Onlar, her zaman, uzak ve tehlikeli yerlerde hizmet etme çağrısına cevap verdiler.様々な組織が結果を出せない中、彼らは厳しい中を耐えてくれました。
Onları ben yönlendirmedim; kendileri bunu istediklerine karar verdiler.Eu não lhes disse nada, eles é que decidiram que queriam fazer isso.
Onları ben yönlendirmedim; kendileri bunu istediklerine karar verdiler.Ich hab's ihnen nicht aufgetragen, sie wollten es einfach.
Onları ben yönlendirmedim; kendileri bunu istediklerine karar verdiler.Ik heb hen niet gedwongen. Ze hebben er zelf voor gekozen.
Onları ben yönlendirmedim; kendileri bunu istediklerine karar verdiler.Ja som ich o to nežiadal, proste sa rozhodli, že to chcú urobiť.
Onları ben yönlendirmedim; kendileri bunu istediklerine karar verdiler.Je ne leur ai pas demandé, ils ont juste décidé de faire ce qu'ils voulaient.
Onları ben yönlendirmedim; kendileri bunu istediklerine karar verdiler.제가 그렇게 하라고 시킨게 아니에요. 단지, 그들이 원하는 결정을 했던 것이죠.
Onları ben yönlendirmedim; kendileri bunu istediklerine karar verdiler.Nem utasítottam őket erre, egyszerűen eldöntötték, hogy ezt akarják.
Onları ben yönlendirmedim; kendileri bunu istediklerine karar verdiler.Nenaváděl jsem je aby to udělali; prostě se rozhodli, že to je to co chtějí.
Onları ben yönlendirmedim; kendileri bunu istediklerine karar verdiler.Nie prosiłem ich; sami postanowili.
Onları ben yönlendirmedim; kendileri bunu istediklerine karar verdiler.Non gli ho detto di farlo; hanno semplicemente deciso che era quello che volevano.
Onları ben yönlendirmedim; kendileri bunu istediklerine karar verdiler.Nu i-am încurajat s-o facă; ei doar au decis că asta-i ce-și doresc.
Onları ben yönlendirmedim; kendileri bunu istediklerine karar verdiler.Tôi không bảo họ làm thế; họ quyết định rằng đó là điều họ muốn.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod