Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››Responderam-lhe: Se ele não fosse malfeitor, não to entregaríamos.
Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››Sie antworteten und sprachen zu ihm: Wäre dieser nicht ein Übeltäter, wir hätten dir ihn nicht überantwortet.
Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››Thưa rằng : Ví chẳng phải là tay gian_ác , chúng_tôi không nộp cho quan .
Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››Thưa rằng: Ví chẳng phải là tay gian ác, chúng tôi không nộp cho quan.
Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››"Van iets heel ernstigs", antwoordden zij. "Anders zouden we Hem niet bij u hebben gebracht."
Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››Απεκριθησαν και ειπον προς αυτον Εαν ουτος δεν ητο κακοποιος, δεν ηθελομεν σοι παραδωσει αυτον.
Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››Озвались і казали йому: Коли б Він не був лиходій, не віддавали б ми Його тобі.
Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››Они сказали ему в ответ: если бы Он не был злодей, мы не предали бы Его тебе.
Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››ויענו ויאמרו אליו לולא היה זה עשה רע כי עתה לא הסגרנהו אליך׃
Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››اجابوا وقالوا له لو لم يكن فاعل شر لما كنا قد سلمناه اليك.
Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››他 們 回 答 說 、 這 人 若 不 是 作 惡 的 、 我 們 就 不 把 他 交 給 你
Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››他 們 回答 說 、 這人 若 不 是 作惡 的 、 我們 就 不 把 他 交給你
Ona Walk-Along Glider(Yürüyüş-Boyunca Planör) adını verdiler.Ils l'appellent leur Planeur Promeneur.
Ona Walk-Along Glider(Yürüyüş-Boyunca Planör) adını verdiler.Lo chiamano il loro aliante da passeggio, Walk-Along.
Ona Walk-Along Glider(Yürüyüş-Boyunca Planör) adını verdiler.Lo llamaron "Walk-Along Glider".
Ona Walk-Along Glider(Yürüyüş-Boyunca Planör) adını verdiler.Nazwali go swoim Spacerującym Szybowcem.
Ona Walk-Along Glider(Yürüyüş-Boyunca Planör) adını verdiler.Sie nannten es den Mitlauf-Gleiter.
Ona Walk-Along Glider(Yürüyüş-Boyunca Planör) adını verdiler.Ze noemden het hun meeloop-zweefvliegtuig.
Ona Walk-Along Glider(Yürüyüş-Boyunca Planör) adını verdiler.Нарекли го своя Глайдер-спътник.
Ona, ‹‹Yoksa sen de mi Celiledensin?›› diye karşılık verdiler. ‹‹Araştır, bak, Celileden peygamber çıkmaz.››De svarte ham: Kanskje du også er fra Galilea? Ransak, så skal du se at ingen profet kommer fra Galilea!
Ona, ‹‹Yoksa sen de mi Celiledensin?›› diye karşılık verdiler. ‹‹Araştır, bak, Celileden peygamber çıkmaz.››Gli risposero: «Sei forse anche tu della Galilea? Studia e vedrai che non sorge profeta dalla Galilea»
Ona, ‹‹Yoksa sen de mi Celiledensin?›› diye karşılık verdiler. ‹‹Araştır, bak, Celileden peygamber çıkmaz.››저희가 대답하여 가로되 너도 갈릴리에서 왔느냐 상고하여 보라 갈릴리에서는 선지자가 나지 못하느니라 하였더라
Ona, ‹‹Yoksa sen de mi Celiledensin?›› diye karşılık verdiler. ‹‹Araştır, bak, Celileden peygamber çıkmaz.››Odpovedali a riekli mu: Či si azda aj ty z Galilee? Zpytuj a vidz, že prorok nepovstane z Galilee.
Ona, ‹‹Yoksa sen de mi Celiledensin?›› diye karşılık verdiler. ‹‹Araştır, bak, Celileden peygamber çıkmaz.››Odpověděli a řekli jemu: Zdali i ty Galilejský jsi? Ptej se, žeť žádný prorok od Galilee nepovstal.
Ona, ‹‹Yoksa sen de mi Celiledensin?›› diye karşılık verdiler. ‹‹Araştır, bak, Celileden peygamber çıkmaz.››Responderam-lhe eles: És tu também da Galiléia? Examina e vê que da Galiléia não surge profeta.
Ona, ‹‹Yoksa sen de mi Celiledensin?›› diye karşılık verdiler. ‹‹Araştır, bak, Celileden peygamber çıkmaz.››И той, когато дойде, ще обвини света за грях, за правда и за съдба;
Ona, ‹‹Yoksa sen de mi Celiledensin?›› diye karşılık verdiler. ‹‹Araştır, bak, Celileden peygamber çıkmaz.››На это сказали ему: и ты не из Галилеи ли? рассмотри и увидишь, что из Галилеи не приходит пророк.
Ona, ‹‹Yoksa sen de mi Celiledensin?›› diye karşılık verdiler. ‹‹Araştır, bak, Celileden peygamber çıkmaz.››Озвались вони й казали йому: Чи й ти з Галилеї єси? Пошукай і подивись, що пророк з Галилеї не встає.
Ona, ‹‹Yoksa sen de mi Celiledensin?›› diye karşılık verdiler. ‹‹Araştır, bak, Celileden peygamber çıkmaz.››ויענו ויאמרו אליו הגם אתה מן הגליל דרש נא וראה כי לא קם נביא מן הגליל׃
Ona, ‹‹Yoksa sen de mi Celiledensin?›› diye karşılık verdiler. ‹‹Araştır, bak, Celileden peygamber çıkmaz.››اجابوا وقالوا له ألعلك انت ايضا من الجليل. فتّش وانظر. انه لم يقم نبي من الجليل.
Ona, ‹‹Yoksa sen de mi Celiledensin?›› diye karşılık verdiler. ‹‹Araştır, bak, Celileden peygamber çıkmaz.››他 們 回 答 說 、 你 也 是 出 於 加 利 利 麼 . 你 且 去 查 考 、 就 可 知 道 加 利 利 沒 有 出 過 先 知
Ona, ‹‹Yoksa sen de mi Celiledensin?›› diye karşılık verdiler. ‹‹Araştır, bak, Celileden peygamber çıkmaz.››他 們 回答 說 、 你 也 是 出於 加利利 麼 . 你 且 去 查考 、 就 可 知道 加利利 沒有 出過 先知
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Dali jim sadu kognitivních testů a odpověď byla: Ani ne.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.De gav dem en række kognitive tests, og svaret var, ikke rigtigt.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Deram-lhes uma série de testes cognitivos, e a resposta foi: Nem por isso.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Dostali szereg testów kognitywnych i okazało się, że nie.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Hanno dato loro una serie di test cognitivi, e la risposta è stata sostanzialmente negativa.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Ils leur ont fait passer une série de tests cognitifs, et la réponse a été : pas vraiment.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.인지능력에 관한 실험을 했습니다. 결론은 꼭 그렇지는 않다였습니다.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Le-au dat o serie de teste cognitive, şi răspunsul a fost: nu chiar.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Les dieron una batería de test cognitivos, y la respuesta fue en realidad, no.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Rengeteg szellemi tesztet végeztek velük, és a válasz az volt: nem igazán.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Rešiti so morali kup kognitivnih testov in prišli so do sklepa, da niti niso.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Sie gaben ihnen einen Stapel Kognitionstests und die Antwort war: Eigentlich nicht.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Ze namen een stel cognitieve tests af, en het antwoord was: niet echt.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Τους έδωσαν μερικά γνωστικά τεστ, και η απάντηση ήταν, όχι και τόσο.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Они устроили им тесты на определение умственных способностей. Оказалось, что нет — не умнее они.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Те им дадоха множесво когнитивни тестове и отговорът беше не.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.הם נתנו להם סדרה של מבחנים קוגניטיביים והתשובה היתה שלא ממש
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.قاموا بإعطائهم مجموعة من الإختبارات الإدراكية وكان الجواب بـ لا
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.それほどでもないとわかりました ただ 記憶チャンピオンの脳と
Onlar bize bir cumhuriyet ve halkın kendisinden oluşan ve halka hizmet eden bir hükümet verdiler.그들은 우리에게 공화제를, 또한 국민에 국민에 의한 국민을 위한 정부를 선사하였습니다
Onlar bize bir cumhuriyet ve halkın kendisinden oluşan ve halka hizmet eden bir hükümet verdiler.Nos dieron una República, un gobierno del pueblo, por el pueblo, y para el pueblo.
Onlar bize bir cumhuriyet ve halkın kendisinden oluşan ve halka hizmet eden bir hükümet verdiler.各世代が建国の信条を守るため
Onlardan kız aldılar, kızlarını onların oğullarına verdiler ve onların ilahlarına taptılar.A brali si ich dcéry za ženy a svoje dcéry dávali ich synom a slúžili ich bohom.
Onlardan kız aldılar, kızlarını onların oğullarına verdiler ve onların ilahlarına taptılar.A brali sobě dcery jejich za manželky, a dcery své dávali synům jejich, a sloužili bohům jejich.
Onlardan kız aldılar, kızlarını onların oğullarına verdiler ve onların ilahlarına taptılar.Además, tomaron a sus hijas por mujeres, dieron sus hijas a los hijos de ellos y sirvieron a sus dioses
Onlardan kız aldılar, kızlarını onların oğullarına verdiler ve onların ilahlarına taptılar.au luat de neveste pe fetele lor, şi au dat de neveste fiilor lor pe fetele lor, şi au slujit dumnezeilor lor.
Onlardan kız aldılar, kızlarını onların oğullarına verdiler ve onların ilahlarına taptılar.cưới con gái của chúng nó làm vợ, gả con gái mình cho con trai chúng nó, và hầu việc các thần chúng nó.
Onlardan kız aldılar, kızlarını onların oğullarına verdiler ve onların ilahlarına taptılar.cưới con_gái của chúng_nó làm vợ , gả con_gái mình cho con_trai chúng_nó , và hầu việc các thần chúng_nó .