Öğrenciler yöneticiler ile konuşmak istediler ve polisler mermilerle karşılık verdiler.Die Studenten wollten mit Regierungsvertretern sprechen, und die Polizei antwortete mit Kugeln.
Öğrenciler yöneticiler ile konuşmak istediler ve polisler mermilerle karşılık verdiler.Gli studenti volevano parlare col governo, e la polizia rispose con le pallottole.
Öğrenciler yöneticiler ile konuşmak istediler ve polisler mermilerle karşılık verdiler.Học sinh sinh viên muốn nói chuyện với chính quyền, và cảnh sát đáp lời bằng súng đạn.
Öğrenciler yöneticiler ile konuşmak istediler ve polisler mermilerle karşılık verdiler.학생들은 정부와 얘기하고 싶었지만 경찰들은 총알로 답했습니다.
Öğrenciler yöneticiler ile konuşmak istediler ve polisler mermilerle karşılık verdiler.Les étudiants voulaient parler avec le gouvernement, et la police a répliqué avec des balles.
Öğrenciler yöneticiler ile konuşmak istediler ve polisler mermilerle karşılık verdiler.Los estudiantes querían hablar con el gobierno pero la policía les respondió con balas.
Öğrenciler yöneticiler ile konuşmak istediler ve polisler mermilerle karşılık verdiler.Şi studenţii au vrut să vorbească cu guvernul, şi poliţia a răspuns cu gloanţe.
Öğrenciler yöneticiler ile konuşmak istediler ve polisler mermilerle karşılık verdiler.И студенты захотели поговорить с правительством, а полиция ответила пулями.
Öğrenciler yöneticiler ile konuşmak istediler ve polisler mermilerle karşılık verdiler.והסטודנטים רצו לדבר עם הממשלה, והמשטרה ענתה בכדורים.
Öğrenciler yöneticiler ile konuşmak istediler ve polisler mermilerle karşılık verdiler.والطلاب يريدون التحدث إلى الحكومة، والشرطة تجيبهم بالرصاص.
Öğrenciler yöneticiler ile konuşmak istediler ve polisler mermilerle karşılık verdiler.警察は銃弾で答えました ですから私達は毎年6月16日に
O gün ilk kez açıkça ve şiddetli bir şekilde bir oturma eylemine son verdiler 26 Şubat26:e februari
O gün ilk kez açıkça ve şiddetli bir şekilde bir oturma eylemine son verdiler 26 ŞubatCe n'est que le 26 février que l'armée a ouvertement dispersé un sit-in de manière violente. 26 février
O gün ilk kez açıkça ve şiddetli bir şekilde bir oturma eylemine son verdiler 26 Şubatفكانت أول مرة يفضون اعتصاما سلميا باستخدام العنف في العلن ٢٦ فبراير
"O Kuzey Koreli değildir " ve gitmeme izin verdiler.Elle n'est pas nord-coréenne." Et ils m'ont laissée partir.
"O Kuzey Koreli değildir " ve gitmeme izin verdiler.Dia bukan orang Korea Utara." Dan mereka melepaskan saya.
"O Kuzey Koreli değildir " ve gitmeme izin verdiler.E deixaram-me ir. Foi um milagre.
"O Kuzey Koreli değildir " ve gitmeme izin verdiler.Ella no es norcoreana." Y me dejaron ir.
"O Kuzey Koreli değildir " ve gitmeme izin verdiler.Hän ei ole pohjoiskorealainen." He päästivät minut menemään.
"O Kuzey Koreli değildir " ve gitmeme izin verdiler.Hon är inte nordkorean." Och de lät mig gå.
"O Kuzey Koreli değildir " ve gitmeme izin verdiler.Hun er ikke nordkoreaner." Så lod de mig gå.
"O Kuzey Koreli değildir " ve gitmeme izin verdiler.이 여자는 북한 사람이 아닙니다"
"O Kuzey Koreli değildir " ve gitmeme izin verdiler.Lei non è nordcoreana". Mi lasciarono andare.
"O Kuzey Koreli değildir " ve gitmeme izin verdiler.Nie jest obywatelką Korei Północnej " . Pozwolono mi odejść.
"O Kuzey Koreli değildir " ve gitmeme izin verdiler.Nie je to Severokórejčanka." A pustili ma.
"O Kuzey Koreli değildir " ve gitmeme izin verdiler.Nó không phải là người Bắc Triều Tiên." Và họ thả tôi ra.
"O Kuzey Koreli değildir " ve gitmeme izin verdiler.Nu e nord-coreeană." Și m-au lăsat să plec.
"O Kuzey Koreli değildir " ve gitmeme izin verdiler.Ona ni Severna Korejka." In so me izpustili.
"O Kuzey Koreli değildir " ve gitmeme izin verdiler.Sie ist keine Nordkoreanerin." Und sie ließen mich gehen.
"O Kuzey Koreli değildir " ve gitmeme izin verdiler.Tohle není Severokorejka." A nechali mě jít.
"O Kuzey Koreli değildir " ve gitmeme izin verdiler.Zij is niet Noord-Koreaans." Ze lieten me gaan.
"O Kuzey Koreli değildir " ve gitmeme izin verdiler.Δεν είναι Βορειοκορεάτισσα". Με άφησαν ελεύθερη.
"O Kuzey Koreli değildir " ve gitmeme izin verdiler.Вона не з Північної Кореї". І мене відпустили.
"O Kuzey Koreli değildir " ve gitmeme izin verdiler.Она не из Северной Кореи". Они отпустили меня.
"O Kuzey Koreli değildir " ve gitmeme izin verdiler.Тя не е от Северна Корея". Пуснаха ме.
"O Kuzey Koreli değildir " ve gitmeme izin verdiler.היא לא צפון קוריאנית."
"O Kuzey Koreli değildir " ve gitmeme izin verdiler."إنها ليست من كوريا الشمالية"
"O Kuzey Koreli değildir " ve gitmeme izin verdiler.その結果 私は解放されました 奇跡でした
Ona bir isim verdiler.이러한 마법같은 숫자였고, 이름이 붙여졌습니다
Ona bir isim verdiler. Ona pi dediler, veya Latin veya Yunan harfi olan pi.Отношение длины окружности к диаметру было этим волшебным числом, которому дали название "число пи".
Ona bir isim verdiler.Pi、いわゆるラテン語または
Ona bir isim verdiler.Så de gav det ett namn: pi
Ona bir isim verdiler.Tallet fik sit eget specielle navn.
Ona bir isim verdiler.מן מספר קסום, נתנו לו שם.
Ona bir isim verdiler.نوعاً ما عدد سحري، وقد اعطي اسم معين
Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››De svarade och sade till honom: »Vore han icke en illgärningsman, så hade vi icke överlämnat honom åt dig.»
Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››De svarede og sagde til ham: "Var han ikke en Ugerningsmand, da havde vi ikke overgivet ham til dig."
Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››De svarte ham: Var dette ikke en ugjerningsmann, da hadde vi ikke overgitt ham til dig.
Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››Drept răspuns, ei i-au zis: ,,Dacă n'ar fi fost un făcător de rele, nu L-am fi dat noi în mînile tale.``
Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››Felelének és mondának néki: Ha gonosztevõ nem volna ez, nem adtuk volna õt a te kezedbe.
Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››Gli risposero: «Se non fosse un malfattore, non te l'avremmo consegnato»
Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››He vastasivat ja sanoivat hänelle: "Jos tämä ei olisi pahantekijä, emme olisi antaneet häntä sinun käsiisi".
Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››Ils lui répondirent: Si ce n`était pas un malfaiteur, nous ne te l`aurions pas livré.
Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››대답하여 가로되 이 사람이 행악자가 아니었더면 우리가 당신에게 넘기지 아니하였겠나이다
Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››Le respondieron y dijeron: --Si éste no fuera malhechor, no te lo habríamos entregado
Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››Mereka menjawab, "Seandainya Ia tak bersalah, kami tak akan membawa-Nya kepada Bapak Gubernur.
Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››Odgovore in reko: Če ta ne bi bil hudodelnik, ne bi ga bili tebi izročili.
Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››Odpovedali a riekli mu: Keby tento nebol zle robil, neboli by sme ti ho vydali.
Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››Odpověděli a řekli jemu: Byť tento nebyl zločinec, nedali bychom ho tobě.
Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, Onu sana getirmezdik.››Odpowiedzieli mu i rzekli: Być ten nie był złoczyńcą, tedybyśmy ci go nie podali.