Muhtemelen bir kalıbın üzerine geçirerek şekil verdiler, sonra da üzerinde elle çalıştılar. .Prawdopodobnie został on odlany w formie, ale mógł być też ręcznie obrobiony.
Muhtemelen bir kalıbın üzerine geçirerek şekil verdiler, sonra da üzerinde elle çalıştılar. .Мабуть, метал обробляли у формі або ж ливарному лотку, а потім також обробляли руками.
Musanın sözü uyarınca Hevronu Kaleve verdiler. Kalev de Anakın üç torununu oradan sürdü.A dali Kálefovi Hebron, tak ako hovoril Mojžiš, a vyhnal odtiaľ troch synov Enákových.
Musanın sözü uyarınca Hevronu Kaleve verdiler. Kalev de Anakın üç torununu oradan sürdü.A tak oddano Kalebowi Hebron, jako był rozkazał Mojżesz, skąd on wygnał trzech synów Enakowych.
Musanın sözü uyarınca Hevronu Kaleve verdiler. Kalev de Anakın üç torununu oradan sürdü.Au dat Hebronul lui Calebm cum spusese Moise; şi el a izgonit deacolo pe cei trei fii ai lui Anac.``
Musanın sözü uyarınca Hevronu Kaleve verdiler. Kalev de Anakın üç torununu oradan sürdü.Come Mosè aveva ordinato, Ebron fu data a Caleb, che da essa scacciò i tre figli di Anak
Musanın sözü uyarınca Hevronu Kaleve verdiler. Kalev de Anakın üç torununu oradan sürdü.Después dieron Hebrón a Caleb, como Moisés había dicho. Y él echó de allí a los tres hijos de Anac
Musanın sözü uyarınca Hevronu Kaleve verdiler. Kalev de Anakın üç torununu oradan sürdü.De stad Hebron was voor Kaleb, zoals Mozes had gezegd, want Kaleb had de drie zonen van Enak eruit verdreven.
Musanın sözü uyarınca Hevronu Kaleve verdiler. Kalev de Anakın üç torununu oradan sürdü.E como Moisés dissera, deram Hebrom a Calebe, que dali expulsou os três filhos de Anaque.
Musanın sözü uyarınca Hevronu Kaleve verdiler. Kalev de Anakın üç torununu oradan sürdü.És Kálebnek adták Hebront, a mint meghagyta volt Mózes, és kiûzé onnan Anák három fiát.
Musanın sözü uyarınca Hevronu Kaleve verdiler. Kalev de Anakın üç torununu oradan sürdü.Haleb gav de Hebron, som Moses havde sagt. Og han drev de tre Anaksønner bort derfra.
Musanın sözü uyarınca Hevronu Kaleve verdiler. Kalev de Anakın üç torununu oradan sürdü.I dali Kálefovi Hebron, jakož byl mluvil Mojžíš, a vyhnal odtud tři syny Enakovy.
Musanın sözü uyarınca Hevronu Kaleve verdiler. Kalev de Anakın üç torununu oradan sürdü.In dali so Kalebu Hebron, kakor je bil govoril Mojzes; on je izgnal odtod tri sinove Enakove.
Musanın sözü uyarınca Hevronu Kaleve verdiler. Kalev de Anakın üç torununu oradan sürdü.Ja he antoivat Kaalebille Hebronin, niinkuin Mooses oli puhunut; ja hän karkoitti sieltä ne kolme anakilaista.
Musanın sözü uyarınca Hevronu Kaleve verdiler. Kalev de Anakın üç torununu oradan sürdü.무리가 모세의 명한 대로 헤브론을 갈렙에게 주었더니 그가 거기서 아낙의 세 아들을 쫓아내었고
Musanın sözü uyarınca Hevronu Kaleve verdiler. Kalev de Anakın üç torununu oradan sürdü.Och de gåvo Hebron åt Kaleb, såsom Mose hade föreskrivit; och han fördrev därifrån Anaks tre söner.
Musanın sözü uyarınca Hevronu Kaleve verdiler. Kalev de Anakın üç torununu oradan sürdü.Og de gav Hebron til Kaleb, således som Moses hadde sagt, og han drev de tre Anaks sønner bort derfra.
Musanın sözü uyarınca Hevronu Kaleve verdiler. Kalev de Anakın üç torununu oradan sürdü.On donna Hébron à Caleb, comme l`avait dit Moïse; et il en chassa les trois fils d`Anak.
Musanın sözü uyarınca Hevronu Kaleve verdiler. Kalev de Anakın üç torununu oradan sürdü.Und sie gaben dem Kaleb Hebron, wie Mose gesagt hatte; und er vertrieb daraus die drei Söhne des Enak.
Musanın sözü uyarınca Hevronu Kaleve verdiler. Kalev de Anakın üç torununu oradan sürdü.Και εδοθη η Χεβρων εις τον Χαλεβ, καθως ειπεν ο Μωυσης και εξεδιωξεν εκειθεν τους τρεις υιους του Ανακ.
Musanın sözü uyarınca Hevronu Kaleve verdiler. Kalev de Anakın üç torununu oradan sürdü.И дадоха Хеврон на Халева, според както Моисей беше казал; и той изгони от там тримата Енакови синове.
Musanın sözü uyarınca Hevronu Kaleve verdiler. Kalev de Anakın üç torununu oradan sürdü.И отдали Халеву Хеврон, как говорил Моисей, и изгнал он оттуда трех сынов Енаковых.
Musanın sözü uyarınca Hevronu Kaleve verdiler. Kalev de Anakın üç torununu oradan sürdü.ויתנו לכלב את חברון כאשר דבר משה ויורש משם את שלשה בני הענק׃
Musanın sözü uyarınca Hevronu Kaleve verdiler. Kalev de Anakın üç torununu oradan sürdü.واعطوا لكالب حبرون كما تكلم موسى. فطرد من هناك بني عناق الثلاثة.
Musanın sözü uyarınca Hevronu Kaleve verdiler. Kalev de Anakın üç torununu oradan sürdü.以 色 列 人 照 摩 西 所 說 的 、 將 希 伯 崙 給 了 迦 勒 . 迦 勒 就 從 那 裡 趕 出 亞 衲 族 的 三 個 族 長
Musanın sözü uyarınca Hevronu Kaleve verdiler. Kalev de Anakın üç torununu oradan sürdü.以色列人 照 摩西 所 說 的 、 將希伯崙給 了 迦勒.迦勒 就 從那裡趕 出 亞衲族 的 三 個 族長
Ne zaman farklı görünen ufak bir şey bulduysalar ona farklı bir isim verdiler.Aşa că de câte ori au găsit ceva care arăta puţin diferit, l-au numit puţin diferit.
Ne zaman farklı görünen ufak bir şey bulduysalar ona farklı bir isim verdiler.Así que cada vez que encontraban algo un poco diferente, le ponían un nombre diferente.
Ne zaman farklı görünen ufak bir şey bulduysalar ona farklı bir isim verdiler.E assim, cada vez que encontravam alguma coisa que parecesse um pouco diferente, davam-lhe um nome diferente.
Ne zaman farklı görünen ufak bir şey bulduysalar ona farklı bir isim verdiler.Elke keer dat ze iets vonden dat er een beetje anders uitzag, noemden ze het iets anders.
Ne zaman farklı görünen ufak bir şey bulduysalar ona farklı bir isim verdiler.E quindi ogni volta che trovavano qualcosa di un po' diverso, gli davano un nome un po' diverso.
Ne zaman farklı görünen ufak bir şey bulduysalar ona farklı bir isim verdiler.Így hát minden alkalommal, amikor találtak egy kicsit másképp kinéző dolgot, más nevet adtak neki.
Ne zaman farklı görünen ufak bir şey bulduysalar ona farklı bir isim verdiler.그래서 그들은 조금 달라 보이는 무언가를 발견할 때마다 그것에 뭔가 다른 이름을 붙입니다.
Ne zaman farklı görünen ufak bir şey bulduysalar ona farklı bir isim verdiler.Och så varje gång de fann något som såg lite annorlunda ut, så gavs det ett något annorlunda namn.
Ne zaman farklı görünen ufak bir şey bulduysalar ona farklı bir isim verdiler.Takže pokaždé, když našli něco, co vypadalo trochu jinak, dali tomu nové jméno.
Ne zaman farklı görünen ufak bir şey bulduysalar ona farklı bir isim verdiler.Takže vždy, keď našli niečo, čo vyzeralo trochu inak, dali tomu iné meno.
Ne zaman farklı görünen ufak bir şey bulduysalar ona farklı bir isim verdiler.Và thế là mỗi lần họ tìm thấy cái gì đó mà trông khang khác, họ đặt cho nó một cái tên khác.
Ne zaman farklı görünen ufak bir şey bulduysalar ona farklı bir isim verdiler.Więc za każdym razem, jak znajdowali coś, co wygląda trochę inaczej, to nadawali temu inną nazwę.
Ne zaman farklı görünen ufak bir şey bulduysalar ona farklı bir isim verdiler.И всякий раз, когда они обнаруживали то, что выглядело несколько иначе, они и называли это иначе.
Ne zaman farklı görünen ufak bir şey bulduysalar ona farklı bir isim verdiler.И така, всеки път, когато те откриваха нещо, което изглеждаше по различен начин, те му слагаха различно име.
Ne zaman farklı görünen ufak bir şey bulduysalar ona farklı bir isim verdiler.אז כל פעם שהם מצאו משהו שנראה קצת שונה הם נתנו לו שם שונה.
Ne zaman farklı görünen ufak bir şey bulduysalar ona farklı bir isim verdiler.وفي كل مرة يجدون فيها شيئاً يبدو مختلفاً قليلاً يُطلقون عليها اسماً مختلفاً
Ne zaman farklı görünen ufak bir şey bulduysalar ona farklı bir isim verdiler.他とは違う名前を付けました もちろんその競争は
Nijerya'da ona, 'geri dönen oğlan' anlamına gelen, 'Omovale' ismini verdiler.나이지리아, 그 주어졌다 이름은 Omowale, "아들을 반환 합니다."
Normal bir görev verdiler.C'était censé être une mission standard.
Normal bir görev verdiler.Det var menat att vara ett vanligt uppdrag.
Normal bir görev verdiler.Es war als normale Mission geplant. Rein.
Normal bir görev verdiler. Gir,Çık,Ödet.그저 평범한 미션 같았다. 들어가고, 나오고, 보상금 받는.
Normal bir görev verdiler.Het zou een standaardmissie zijn. Binnenkomen.
Normal bir görev verdiler.Měla to být standardní mise. Dostat se dovnitř.
Normal bir görev verdiler.Sen piti olla tavallinen tehtävä. Mennä sisään.
Normal bir görev verdiler.To miała być zwyczajna misja.
Normal bir görev verdiler.Предполагалось, что эта миссия будет стандартной. Доберитесь.
Öğrenciler öpücüğü şimdi değil, üç gün sonra almak için en çok parayı verdiler.대부분의 학생들이 바로 키스를 해주는것에 지불하지 않고 3일 있다가 키스해주는것에 댓가를 지불한다고 했습니다.
Öğrenciler öpücüğü şimdi değil, üç gün sonra almak için en çok parayı verdiler.Odkrył, że studenci zapłaciliby najwięcej za pocałunek nie natychmiast, ale po trzech dniach.
Öğrenciler öpücüğü şimdi değil, üç gün sonra almak için en çok parayı verdiler.Zjistil, že studenti byli ochotni zaplatit nejvíce ne za okamžité políbení, ale za polibek za 3 dny.
Öğrenciler öpücüğü şimdi değil, üç gün sonra almak için en çok parayı verdiler.Откри, че студентите са склонни да платят най-много, за да не получат целувката веднага, а след три дни.
Öğrenciler öpücüğü şimdi değil, üç gün sonra almak için en çok parayı verdiler.הוא מצא כי הסטודנטים היו מוכנים לשלם את הסכום הגבוה ביותר לא עבור התנאי המיידי, אלא בעוד 3 ימים.
Öğrenciler öpücüğü şimdi değil, üç gün sonra almak için en çok parayı verdiler.すぐにキスする場合ではなく 3日後のキスだったのです 待つことに対して より多く対価を払う意思があったのです
Öğrenciler yöneticiler ile konuşmak istediler ve polisler mermilerle karşılık verdiler.De studenten wilden met de regering praten, en de politie antwoordde met kogels.