Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.de har givet Himlens Fugle dine Tjeneres Lig til Æde, Jordens vilde Dyr dine frommes Kød;
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.De hava givit dina tjänares kroppar till mat åt himmelens fåglar, dina frommas kött åt markens djur.
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.He antoivat sinun palvelijaisi ruumiit taivaan linnuille ruuaksi, maan pedoille sinun hurskaittesi lihan.
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.저희가 주의 종들의 시체를 공중의 새에게 밥으로 주며 주의 성도들의 육체를 땅 짐승에게 주며
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.Szolgáid holttestét az ég madarainak adták eledelül, szenteid húsát a föld vadjainak.
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.Мъртвите тела на слугите Ти дадоха за ястие на небесните птици, Месата на светиите Ти на земните зверове,
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.נתנו את נבלת עבדיך מאכל לעוף השמים בשר חסידיך לחיתו ארץ׃
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.دفعوا جثث عبيدك طعاما لطيور السماء. لحم اتقيائك لوحوش الارض
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.把 你 僕 人 的 屍 首 、 交 與 天 空 的 飛 鳥 為 食 、 把 你 聖 民 的 肉 、 交 與 地 上 的 野 獸
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.把 你 僕人 的 屍首 、 交與 天空 的 飛鳥為 食 、 把 你 聖民 的 肉 、 交與 地上 的 野獸
Kur çıpası kullanmaya karar verdiler, çünkü mevcut durumu ilelebet korumak istiyorlar,A chtějí to protože tato situace bude pokračovat do nekonečna.
Kurtarıcılar da buna şöyle cevap verdiler:Och på det svarade befriarna:
Lavanla Betuel, ‹‹Bu RABbin işi›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz sana ne iyi, ne kötü diyebiliriz.Allora Làbano e Betuèl risposero: «Dal Signore la cosa procede, non possiamo dirti nulla
Lavanla Betuel, ‹‹Bu RABbin işi›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz sana ne iyi, ne kötü diyebiliriz.Da sagde Laban og Betuel:"Denne Sag kommer fra HERREN,. vi kan hverken gøre fra eller til!
Lavanla Betuel, ‹‹Bu RABbin işi›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz sana ne iyi, ne kötü diyebiliriz.Da svarte Laban og Betuel og sa: Dette kommer fra Herren; vi kan intet si dig, hverken ondt eller godt.
Lavanla Betuel, ‹‹Bu RABbin işi›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz sana ne iyi, ne kötü diyebiliriz.Então responderam Labão e Betuel: Do Senhor procede este negócio; nós não podemos falar-te mal ou bem.
Lavanla Betuel, ‹‹Bu RABbin işi›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz sana ne iyi, ne kötü diyebiliriz.És felele Lábán és Bethuél, és mondának: Az Úrtól van e dolog: Nem mondhatunk neked sem jót, sem rosszat.
Lavanla Betuel, ‹‹Bu RABbin işi›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz sana ne iyi, ne kötü diyebiliriz.In odgovorita Laban in Betuel ter rečeta: Od GOSPODA je izšla ta reč, ne moreva ti reči slabega ali dobrega.
Lavanla Betuel, ‹‹Bu RABbin işi›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz sana ne iyi, ne kötü diyebiliriz.라반과 브두엘이 대답하여 가로되 이 일이 여호와께로 말미암았으니 우리는 가부를 말할 수 없노라
Lavanla Betuel, ‹‹Bu RABbin işi›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz sana ne iyi, ne kötü diyebiliriz.Laban dan Betuel menjawab, "Karena apa yang terjadi ini berasal dari TUHAN, kami tidak patut memberi keputusan
Lavanla Betuel, ‹‹Bu RABbin işi›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz sana ne iyi, ne kötü diyebiliriz.Tedy odpověděli Lában a Bathuel, řkouce: Od Hospodina vyšla jest věc tato; nemůžemeť odepříti v ničemž.
Lavanla Betuel, ‹‹Bu RABbin işi›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz sana ne iyi, ne kötü diyebiliriz.Tedy odpowiedział Laban i Batuel, mówiąc: Od Pana ta rzecz wyszła; my tobie w niczem przeczyć nie możemy.
Lavanla Betuel, ‹‹Bu RABbin işi›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz sana ne iyi, ne kötü diyebiliriz.Vtedy odpovedal Lában a Betuel, a riekli: Od Hospodina vyšla vec; nemôžeme hovoriť s tebou ani dobré ani zlé.
Lavanla Betuel, ‹‹Bu RABbin işi›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz sana ne iyi, ne kötü diyebiliriz.А Лаван и Ватуил в отговор рекоха: От Господа стана това; ние не можем да ти речем ни зло, ни добро.
Lavanla Betuel, ‹‹Bu RABbin işi›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz sana ne iyi, ne kötü diyebiliriz.ויען לבן ובתואל ויאמרו מיהוה יצא הדבר לא נוכל דבר אליך רע או טוב׃
Lavanla Betuel, ‹‹Bu RABbin işi›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz sana ne iyi, ne kötü diyebiliriz.فاجاب لابان وبتوئيل وقالا من عند الرب خرج الامر. لا نقدر ان نكلمك بشر او خير.
Lavanla Betuel, ‹‹Bu RABbin işi›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz sana ne iyi, ne kötü diyebiliriz.拉 班 和 彼 土 利 回 答 說 、 這 事 乃 出 於 耶 和 華 、 我 們 不 能 向 你 說 好 說 歹
Lavanla Betuel, ‹‹Bu RABbin işi›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz sana ne iyi, ne kötü diyebiliriz.拉班 和 彼土利 回答 說 、 這事 乃 出 於 耶和華 、 我 們 不 能 向 你 說好 說歹
listedeki belirtilerin çoğuna sahip diye sınırsız olarak tutulmaması gerektiğine karar verdiler.Dat betekent dat hij een meer dan gemiddelde kans op hervallen had.
listedeki belirtilerin çoğuna sahip diye sınırsız olarak tutulmaması gerektiğine karar verdiler.Isso podia significar que a probabilidade de recaída era muito maior que a média.
listedeki belirtilerin çoğuna sahip diye sınırsız olarak tutulmaması gerektiğine karar verdiler.그 이유는 검사에서 높은 점수를 받아 평균적으로 나타나는 상습적 범행 가능성 보다는 좋을 가능성이 있기 때문이었다는 겁니다.
listedeki belirtilerin çoğuna sahip diye sınırsız olarak tutulmaması gerektiğine karar verdiler.lebo skóruje vysoko na zozname, a to môže znamenať, že bude mať nadpriemernú šancu recidívy.
listedeki belirtilerin çoğuna sahip diye sınırsız olarak tutulmaması gerektiğine karar verdiler.רק בגלל שהשיג ציון גבוה באיזו רשימה שאולי אומרת שיש סיכוי גדול מהממוצע שהוא יחזור על פשעו.
listedeki belirtilerin çoğuna sahip diye sınırsız olarak tutulmaması gerektiğine karar verdiler.لأن درجاته عالية على قائمة ما والتي من الممكن أن تعني أنه لديه فرص أعلى من المتوسط في الميل للإنتكاس.
listedeki belirtilerin çoğuna sahip diye sınırsız olarak tutulmaması gerektiğine karar verdiler.それが意味するのは 再犯の可能性がある という程度だからです 彼は釈放されました
Maden atıklarının zehirleri milyarca dolarlar seviyesinde zarar verdiler.Des problèmes lié à la toxicité des déchets des mines ont causé des milliards de dollars de dégâts.
Maden atıklarının zehirleri milyarca dolarlar seviyesinde zarar verdiler.수십억 달러의 피해를 야기하고 있죠.
Maden atıklarının zehirleri milyarca dolarlar seviyesinde zarar verdiler.Los problemas de toxicidad por desechos mineros han causado miles de millones de dólares en daños.
Maden atıklarının zehirleri milyarca dolarlar seviyesinde zarar verdiler.Masalah racun dari limbah tambang telah menyebabkan kerusakan senilai milyaran dolar.
Maden atıklarının zehirleri milyarca dolarlar seviyesinde zarar verdiler.Probleme toxice de la reziduurile miniere au cauzat daune de miliarde de dolari.
Maden atıklarının zehirleri milyarca dolarlar seviyesinde zarar verdiler.Toksyczne odpady z kopalni spowodowały miliardowe szkody.
Maden atıklarının zehirleri milyarca dolarlar seviyesinde zarar verdiler.Toxický odpad z dolů způsobil škody za miliardy dolarů.
Maden atıklarının zehirleri milyarca dolarlar seviyesinde zarar verdiler.Vấn đề độc tố từ chất thải khai thác mỏ đã gây nên thiệt hại tới hàng tỷ dollar.
Maden atıklarının zehirleri milyarca dolarlar seviyesinde zarar verdiler.Τοξικά προβλήματα από απορρίμματα ορυχείων έχουν προκαλέσει ζημιά δισεκατομμυρίων δολαρίων.
Maden atıklarının zehirleri milyarca dolarlar seviyesinde zarar verdiler.Токсични проблеми от минни отпадъци са причинили вреди за милиарди долари.
Maden atıklarının zehirleri milyarca dolarlar seviyesinde zarar verdiler.Токсичні відходи від рудників заподіяли шкоди на мільярди доларів.
Maden atıklarının zehirleri milyarca dolarlar seviyesinde zarar verdiler.גרמו לנזק של מיליארדי דולרים.
Maden atıklarının zehirleri milyarca dolarlar seviyesinde zarar verdiler.التي تسببت فى أضرار تقدر بمليارات الدولارات.
Masters ve Johnson olarak bu işin aslını bulmaya karar verdiler.A rozhodli sa, ako takí Masters a Johnson, že tomu prídu na kĺb.
Masters ve Johnson olarak bu işin aslını bulmaya karar verdiler.A rozhodli se, jelikož byli Masters a Johnson, že tomu přijdou na kloub.
Masters ve Johnson olarak bu işin aslını bulmaya karar verdiler.Dan mereka memutuskan, Masters dan Johnson, bahwa mereka akan sampai pada dasar permasalahannya.
Masters ve Johnson olarak bu işin aslını bulmaya karar verdiler.Decidieron, siendo Masters y Johnson, que tenían que llegar al fondo del asunto.
Masters ve Johnson olarak bu işin aslını bulmaya karar verdiler.E decidiram, sendo Masters e Johnson, que chegariam ao fundo da questão.
Masters ve Johnson olarak bu işin aslını bulmaya karar verdiler.En ze besloten dat ze de zaak tot op de bodem gingen uitzoeken.
Masters ve Johnson olarak bu işin aslını bulmaya karar verdiler.Et ils ont décidé, étant Masters et Johnson, qu'ils iraient jusqu'au fond de l'affaire.
Masters ve Johnson olarak bu işin aslını bulmaya karar verdiler.Ezért aztán úgy döntöttek, hogy a végére járnak a dolognak.
Masters ve Johnson olarak bu işin aslını bulmaya karar verdiler.Och de bestämde sig, varandes Masters och Johnson att de skulle komma till botten av problemet.
Masters ve Johnson olarak bu işin aslını bulmaya karar verdiler.Og de besluttede, værende Masters og Johnson, at de ville nå til bunds i det.
Masters ve Johnson olarak bu işin aslını bulmaya karar verdiler.Și au decis, fiind Masters și Johnson, că o vor studia până îi vor da de capăt.
Masters ve Johnson olarak bu işin aslını bulmaya karar verdiler.Und sie beschlossen, weil sie Masters und Johnson waren, der Sache auf den Grund zu gehen.