Kitaplar geçmişin ve bugünün insanlarıyla bağlantı kurmam için bana sihirli bir kapının anahtarını verdiler.책들은 제게 과거 또는 현재의 사람들과 통할 수 있는 마법 포털을 열어주었습니다.
Kitaplar geçmişin ve bugünün insanlarıyla bağlantı kurmam için bana sihirli bir kapının anahtarını verdiler.Książki stały się dla mnie magicznym portalem, łączącym z ludźmi z przeszłości i teraźniejszości.
Kitaplar geçmişin ve bugünün insanlarıyla bağlantı kurmam için bana sihirli bir kapının anahtarını verdiler.Les livres ont été une sorte de porte magique pour entrer en contact avec les gens du passé et du présent.
Kitaplar geçmişin ve bugünün insanlarıyla bağlantı kurmam için bana sihirli bir kapının anahtarını verdiler.Los libros me abrieron una puerta mágica para conectarme con personas del pasado y del presente.
Kitaplar geçmişin ve bugünün insanlarıyla bağlantı kurmam için bana sihirli bir kapının anahtarını verdiler.Những cuốn sách như một cổng thông tin kỳ diệu giúp tôi kết nối với con người của quá khứ và hiện tại.
Kitaplar geçmişin ve bugünün insanlarıyla bağlantı kurmam için bana sihirli bir kapının anahtarını verdiler.Tudom, hogy már soha nem fogom magányosnak vagy tehetetlennek érezni magam.
Kitaplar geçmişin ve bugünün insanlarıyla bağlantı kurmam için bana sihirli bir kapının anahtarını verdiler.Τα βιβλία μου έχουν δώσει μία μαγική πύλη για να συνδεθώ με τους ανθρώπους του παρελθόντος και του παρόντος.
Kitaplar geçmişin ve bugünün insanlarıyla bağlantı kurmam için bana sihirli bir kapının anahtarını verdiler.Книги дали мне волшебный портал для связи с людьми прошлого и настоящего.
Kitaplar geçmişin ve bugünün insanlarıyla bağlantı kurmam için bana sihirli bir kapının anahtarını verdiler.Книги прочинили мені чарівну браму для зв'язку з людьми минулого і теперішнього.
Kitaplar geçmişin ve bugünün insanlarıyla bağlantı kurmam için bana sihirli bir kapının anahtarını verdiler.Книгите ми отвориха магически портал, чрез който се свързвах с хора от миналото и настоящето.
Kitaplar geçmişin ve bugünün insanlarıyla bağlantı kurmam için bana sihirli bir kapının anahtarını verdiler.ספרים נתנו לי פורטל קסום להתחבר עם אנשים מהעבר ומן ההווה.
Kitaplar geçmişin ve bugünün insanlarıyla bağlantı kurmam için bana sihirli bir kapının anahtarını verdiler.الكتب اعطتني بوابة سحرية للتواصل مع الناس من الماضي والحاضر.
Kitaplar geçmişin ve bugünün insanlarıyla bağlantı kurmam için bana sihirli bir kapının anahtarını verdiler.書本係我哋同古人、現代人 溝通聯繫嘅一個神奇通道
Kitaplar geçmişin ve bugünün insanlarıyla bağlantı kurmam için bana sihirli bir kapının anahtarını verdiler.魔法の扉を与えてくれます 私は孤独や無力感を 再び感じることはありません
Kırda bir Mısırlı bulup Davuta getirdiler. Yiyip içmesi için ona yiyecek, içecek verdiler.Hallaron en el campo a un hombre egipcio y lo llevaron a David. Le dieron pan para comer y agua para beber
Kırda bir Mısırlı bulup Davuta getirdiler. Yiyip içmesi için ona yiyecek, içecek verdiler.In najdejo Egipčana na polju ter ga pripeljejo k Davidu, in mu dado kruha, in je jedel, in ga napojé z vodo,
Kırda bir Mısırlı bulup Davuta getirdiler. Yiyip içmesi için ona yiyecek, içecek verdiler.무리가 들에서 애굽 사람 하나를 만나 다윗에게로 데려다가 떡을 주어 멱게 하며 물을 마시우고
Kırda bir Mısırlı bulup Davuta getirdiler. Yiyip içmesi için ona yiyecek, içecek verdiler.Ora, acharam no campo um egípcio, e o trouxeram a Davi; deram-lhe pão a comer, e água a beber;
Kırda bir Mısırlı bulup Davuta getirdiler. Yiyip içmesi için ona yiyecek, içecek verdiler.Pe cîmp au dat peste un om Egiptean, pe care l-au adus la David. I-au dat să mănînce pîne şi să bea apă,
Kırda bir Mısırlı bulup Davuta getirdiler. Yiyip içmesi için ona yiyecek, içecek verdiler.Tedy usłyszawszy o tem obywatele Jabes Galaad, co uczynili Filistynowie Saulowi;
Kırda bir Mısırlı bulup Davuta getirdiler. Yiyip içmesi için ona yiyecek, içecek verdiler.и на полето намериха един египтянин, когото доведоха при Давида; и дадоха му хляб та яде, и напиха го с вода,
Kırda bir Mısırlı bulup Davuta getirdiler. Yiyip içmesi için ona yiyecek, içecek verdiler.И нашли Египтянина в поле, и привели его к Давиду, и дали ему хлеба, и он ел, и напоили его водою;
Kırda bir Mısırlı bulup Davuta getirdiler. Yiyip içmesi için ona yiyecek, içecek verdiler.וימצאו איש מצרי בשדה ויקחו אתו אל דוד ויתנו לו לחם ויאכל וישקהו מים׃
Kırda bir Mısırlı bulup Davuta getirdiler. Yiyip içmesi için ona yiyecek, içecek verdiler.فصادفوا رجلا مصريا في الحقل فاخذوه الى داود واعطوه خبزا فاكل وسقوه ماء
Kırda bir Mısırlı bulup Davuta getirdiler. Yiyip içmesi için ona yiyecek, içecek verdiler.這 四 百 人 在 田 野 遇 見 一 個 埃 及 人 、 就 帶 他 到 大 衛 面 前 、 給 他 餅 喫 、 給 他 水 喝
Kırda bir Mısırlı bulup Davuta getirdiler. Yiyip içmesi için ona yiyecek, içecek verdiler.這 四百 人 在 田野 遇見 一 個 埃及人 、 就 帶 他 到 大衛 面前 、 給 他 餅喫 、 給 他 水 喝
Klübün üyelerine Zıpster ismini verdiler.Als je lid van de club bent, ben je een Zipster.
Klübün üyelerine Zıpster ismini verdiler.Als Mitglied ist man ein "Zipster".
Klübün üyelerine Zıpster ismini verdiler.Cuando usted se regristra como miembro del club pasa a ser un Zipster.
Klübün üyelerine Zıpster ismini verdiler.Dacă erai membru al clubului, când ești membru al clubului ești un Zipster.
Klübün üyelerine Zıpster ismini verdiler.Ha klubtag lennél, ahogy klubtaggá válsz, "Zipster" leszel.
Klübün üyelerine Zıpster ismini verdiler.Jeśli jesteś członkiem klubu, jesteś Zipsterem.
Klübün üyelerine Zıpster ismini verdiler.Jestli jste členem klubu, jste-li členem klubu, jste Zipster.
Klübün üyelerine Zıpster ismini verdiler.Se fôssemos membro do clube, — todos os membros do clube — éramos um Zipster.
Klübün üyelerine Zıpster ismini verdiler.Se foste membri del club, diventereste dei Zipster.
Klübün üyelerine Zıpster ismini verdiler.Si vous étiez un membre du club, quand vous êtes membre d'un club, vous êtes un Zipster.
Klübün üyelerine Zıpster ismini verdiler.Ако сте член на клуба, то вие сте член на клуба, вие сте Zipster.
Klübün üyelerine Zıpster ismini verdiler.Если вы являетесь членом клуба, вступая в клуб, вы становитесь Зипстером.
Korkuluğun bu trajik öyküsünden dolayı kör karga ve tüm arkadaşları yas tutmaya karar verdiler.In ricordo della sua tragica morte il corvo cieco e tutti i suoi amici decisero di vestirsi a lutto
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.Il re, i suoi ufficiali e tutta l'assemblea di Gerusalemme decisero di celebrare la pasqua nel secondo mese
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.Ja kuningas, hänen päämiehensä ja kaikki Jerusalemin seurakunta päättivät viettää pääsiäistä toisessa kuussa,
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.왕이 방백들과 예루살렘 온 회중으로 더불어 의논하고 이월에 유월절을 지키려 하였으니
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.Og Kongen, hans Øverster og hele Forsamlingen i Jerusalem rådslog om at fejre Påsken i den anden Måned;
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.Og kongen og hans høvdinger og hele menigheten i Jerusalem holdt råd om å holde påske i den annen måned;
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.Vua và các quan trưởng cùng cả hội chúng ở Giê-ru-sa-lem hội nghị nhau, định dự lễ Vượt qua trong tháng hai;
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.Vua và các quan trưởng cùng cả hội chúng ở Giê-ru-sa-lem hội_nghị nhau , định dự lễ Vượt qua trong tháng hai ;
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.И положили на совете царь и князья его и все собрание в Иерусалиме – совершить пасху во второй месяц,
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.ויועץ המלך ושריו וכל הקהל בירושלם לעשות הפסח בחדש השני׃
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.فتشاور الملك ورؤساؤه وكل الجماعة في اورشليم ان يعملوا الفصح في الشهر الثاني
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.因 為 王 和 眾 首 領 、 並 耶 路 撒 冷 全 會 眾 已 經 商 議 、 要 在 二 月 內 守 逾 越 節
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.因 為王 和 眾首領 、 並 耶路撒冷 全 會眾 已 經商議 、 要 在 二月 內守 逾越節
Kredi açmadan önce daha iyi tanımaları, incelemeleri gereken bir kuruma kredi verdiler.Půjčili peníze instituci, kterou by měli znát lépe, než jí půjčí peníze.
Kredi açmadan önce daha iyi tanımaları, incelemeleri gereken bir kuruma kredi verdiler.彼らはお金を貸すことよりも知られているべきだった。 彼らは、全ての有害な資産を持ち、
Küba liderleri Fidel ve Raul Castro her zaman iki şeye önem verdiler: Eğitim ve sağlık hizmeti.Los líderes cubanos Fidel y Raúl Castro siempre han hecho énfasis en dos cosas: la educación y la salud.
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.(78:2) трупы рабов Твоих отдали на съедение птицам небесным, тела святых Твоих – зверям земным;
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.Dali mŕtve telá tvojich služobníkov za pokrm nebeským vtákom, telá tvojich svätých zemskej zveri.
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.Dali so hlapcev tvojih trupla ptičem nebeškim, meso svetnikov tvojih zverinam zemlje.
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.Dali těla mrtvá služebníků tvých za pokrm ptákům nebeským, těla svatých tvých šelmám zemským.
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.Dali trupy sług twoich na pokarm ptastwu powietrznemu, ciała świętych twoich bestyjom ziemskim.
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.De har gitt dine tjeneres lik til føde for himmelens fugler, dine helliges kjøtt til ville dyr.