Çok fazla kuyrukluyıldız buldu ve bunlardan birine onun adını verdiler.A descoperit atâtea comete că au denumit una cu numele lui.
Çok fazla kuyrukluyıldız buldu ve bunlardan birine onun adını verdiler.Encontrou tantos, que deram a um cometa o nome dele.
Çok fazla kuyrukluyıldız buldu ve bunlardan birine onun adını verdiler.Er hat so viele Kometen entdeckt, dass sie einen Kometen nach ihm benannt haben.
Çok fazla kuyrukluyıldız buldu ve bunlardan birine onun adını verdiler.Ha encontrado tantos cometas que pusieron su nombre a uno.
Çok fazla kuyrukluyıldız buldu ve bunlardan birine onun adını verdiler.Han fandt så mange kometer, at man opkaldte én efter ham.
Çok fazla kuyrukluyıldız buldu ve bunlardan birine onun adını verdiler.Ha trovato così tante comete, che hanno chiamato una cometa con il suo nome.
Çok fazla kuyrukluyıldız buldu ve bunlardan birine onun adını verdiler.Hij heeft zoveel kometen gevonden dat ze er één naar hem genoemd hebben.
Çok fazla kuyrukluyıldız buldu ve bunlardan birine onun adını verdiler.Il en a tellement trouvé qu'on a donné son nom à une comète.
Çok fazla kuyrukluyıldız buldu ve bunlardan birine onun adını verdiler.Jedna z nich została nazwana na jego cześć.
Çok fazla kuyrukluyıldız buldu ve bunlardan birine onun adını verdiler.혜성들의 이름도 본인의 이름을 따라 지었죠.
Çok fazla kuyrukluyıldız buldu ve bunlardan birine onun adını verdiler.Našel tolik komet, že po něm jednu pojmenovali.
Çok fazla kuyrukluyıldız buldu ve bunlardan birine onun adını verdiler.Ông ấy tìm thấy nhiều sao chổi như vậy, họ đặt tên một ngôi sao chổi theo tên ông.
Çok fazla kuyrukluyıldız buldu ve bunlardan birine onun adını verdiler.Βρήκε τόσους πολλούς που στο τέλος ένας κομήτης πήρε το όνομά του.
Çok fazla kuyrukluyıldız buldu ve bunlardan birine onun adını verdiler.Він виявив стільки комет, що одна була названа на його честь.
Çok fazla kuyrukluyıldız buldu ve bunlardan birine onun adını verdiler.Он обнаружил столько комет, что одна была названа в его честь.
Çok fazla kuyrukluyıldız buldu ve bunlardan birine onun adını verdiler.Открил е толкова много комети, че са нарекли една на негово име.
Çok fazla kuyrukluyıldız buldu ve bunlardan birine onun adını verdiler.הוא מצא כל כך הרבה כוכבי שביט, שקראו על שמו כוכב שביט
Çok fazla kuyrukluyıldız buldu ve bunlardan birine onun adını verdiler.وجد الكثير من النجوم , وقد سموها ذلك بعده .
Çok fazla kuyrukluyıldız buldu ve bunlardan birine onun adını verdiler.火星を過ぎて どんどん進んでいます
Çünkü bu kişiler, aslında hiç verilmemiş olması gereken kredileri verdiler.Protože to jsou lidé, kteří půjčili v podstatě peníze, které neměli být půjčeny.
Çünkü bu kişiler, aslında hiç verilmemiş olması gereken kredileri verdiler.それは貸すべきではありませんでした。 これらの人々はリスクを取った人々です。
Davuta, ‹‹Filistliler Keila Kentine saldırıp harmanları yağmalıyorlar›› diye haber verdiler.A tak wyciągnął stamtąd Dawid, i mieszkał na miejscach obronnych Engaddy.
Davuta, ‹‹Filistliler Keila Kentine saldırıp harmanları yağmalıyorlar›› diye haber verdiler.Au venit şi au spus lui David: ,,Iată că Filistenii au început lupta împotriva Cheilei, şi au jăfuit ariile.``
Davuta, ‹‹Filistliler Keila Kentine saldırıp harmanları yağmalıyorlar›› diye haber verdiler.Da fik David at vide, at Filisterne belejrede Ke'ila og plyndrede Tærskepladserne.
Davuta, ‹‹Filistliler Keila Kentine saldırıp harmanları yağmalıyorlar›› diye haber verdiler.Dieron aviso a David diciendo: "He aquí que los filisteos combaten contra Queila y saquean las eras.
Davuta, ‹‹Filistliler Keila Kentine saldırıp harmanları yağmalıyorlar›› diye haber verdiler.Értesíték pedig Dávidot, mondván: Ímé a Filiszteusok hadakoznak Kehilla ellen, és dúlják a szérûket.
Davuta, ‹‹Filistliler Keila Kentine saldırıp harmanları yağmalıyorlar›› diye haber verdiler.혹이 다윗에게 고하여 가로되 보소서 블레셋 사람이 그일라를 쳐서 그 타작 마당을 탈취하더이다
Davuta, ‹‹Filistliler Keila Kentine saldırıp harmanları yağmalıyorlar›› diye haber verdiler.Người ta đến nói cùng Ða-vít rằng: Kìa, dân Phi-li-tin hãm đánh Kê -i-la, và cướp lấy các sân đạp lúa.
Davuta, ‹‹Filistliler Keila Kentine saldırıp harmanları yağmalıyorlar›› diye haber verdiler.Người_ta đến nói cùng Ða - vít rằng : Kìa , dân Phi-li-tin hãm đánh Kê - i-la , và cướp lấy các sân đạp lúa .
Davuta, ‹‹Filistliler Keila Kentine saldırıp harmanları yağmalıyorlar›› diye haber verdiler.Och man berättade för David: »Filistéerna hålla nu på att belägra Kegila, och de plundra logarna.»
Davuta, ‹‹Filistliler Keila Kentine saldırıp harmanları yağmalıyorlar›› diye haber verdiler.On vint dire à David: Voici, les Philistins ont attaqué Keïla, et ils pillent les aires.
Davuta, ‹‹Filistliler Keila Kentine saldırıp harmanları yağmalıyorlar›› diye haber verdiler.Op een dag kwam David ter ore dat de Filistijnen bij Kehila de dorsvloeren aan het leegroven waren.
Davuta, ‹‹Filistliler Keila Kentine saldırıp harmanları yağmalıyorlar›› diye haber verdiler.Ora, foi anunciado a Davi: Eis que os filisteus pelejam contra Queila e saqueiam as eiras.
Davuta, ‹‹Filistliler Keila Kentine saldırıp harmanları yağmalıyorlar›› diye haber verdiler.Potom oznámili Dávidovi a riekli: Hľa, Filištíni bojujú proti Keile a lúpia humná.
Davuta, ‹‹Filistliler Keila Kentine saldırıp harmanları yağmalıyorlar›› diye haber verdiler.Riferirono a Davide: «Ecco i Filistei assediano Keila e saccheggiano le aie»
Davuta, ‹‹Filistliler Keila Kentine saldırıp harmanları yağmalıyorlar›› diye haber verdiler.Så kom det nogen og sa til David: Filistrene har nu kringsatt Ke'ila, og de plyndrer låvene.
Davuta, ‹‹Filistliler Keila Kentine saldırıp harmanları yağmalıyorlar›› diye haber verdiler.Sporoče pa Davidu: Glej, Filistejci se vojskujejo zoper Keilo in plenijo gumna.
Davuta, ‹‹Filistliler Keila Kentine saldırıp harmanları yağmalıyorlar›› diye haber verdiler.Tedy oznámili Davidovi, řkouce: Aj, Filistinští dobývají Cejly a loupí dvory.
Davuta, ‹‹Filistliler Keila Kentine saldırıp harmanları yağmalıyorlar›› diye haber verdiler.Und es ward David angesagt: Siehe, die Philister streiten wider Kegila und berauben die Tennen.
Davuta, ‹‹Filistliler Keila Kentine saldırıp harmanları yağmalıyorlar›› diye haber verdiler.Απηγγειλαν δε προς τον Δαβιδ, λεγοντες, Ιδου, οι Φιλισταιοι πολεμουσιν εν Κεειλα και διαρπαζουσι τα αλωνια.
Davuta, ‹‹Filistliler Keila Kentine saldırıp harmanları yağmalıyorlar›› diye haber verdiler.И известили Давида, говоря: вот, Филистимляне напали на Кеиль и расхищают гумна.
Davuta, ‹‹Filistliler Keila Kentine saldırıp harmanları yağmalıyorlar›› diye haber verdiler.След това известиха на Давида казвайки: Ето, филистимците воюват против Кеила и разграбват гумната.
Davuta, ‹‹Filistliler Keila Kentine saldırıp harmanları yağmalıyorlar›› diye haber verdiler.ויגדו לדוד לאמר הנה פלשתים נלחמים בקעילה והמה שסים את הגרנות׃
Davuta, ‹‹Filistliler Keila Kentine saldırıp harmanları yağmalıyorlar›› diye haber verdiler.فاخبروا داود قائلين هوذا الفلسطينيون يحاربون قعيلة وينهبون البيادر.
Davuta, ‹‹Filistliler Keila Kentine saldırıp harmanları yağmalıyorlar›› diye haber verdiler.有 人 告 訴 大 衛 說 、 非 利 士 人 攻 擊 基 伊 拉 、 搶 奪 禾 場
Davuta, ‹‹Filistliler Keila Kentine saldırıp harmanları yağmalıyorlar›› diye haber verdiler.有 人 告 訴 大衛說 、 非利士人 攻 擊基伊拉 、 搶奪 禾場
Dev kaplumbağalar eski denizcileri o kadar etkiledi ki, bu adalara onların adını verdilerObří želvy tak okouzlily dávné mořeplavce, že ostrovy nazvali po nich.
Dev kaplumbağalar eski denizcileri o kadar etkiledi ki, bu adalara onların adını verdilerŢestoasele uriaşe i-au impresionat atât de tare pe vechii marinari, încât ei au numit aceste insule după ele.
Dev kaplumbağalar eski denizcileri o kadar etkiledi ki, bu adalara onların adını verdilerΟι γιγάντιες χελώνες εντυπωσίασαν τόσο τους ναυτικούς... που έδωσαν το όνομά τους σ'αυτά τα νησιά.
Dev kaplumbağalar eski denizcileri o kadar etkiledi ki, bu adalara onların adını verdilerГигантские черепахи произвели такое впечатление на моряков, что они назвали острова в их честь
Dev kaplumbağalar eski denizcileri o kadar etkiledi ki, bu adalara onların adını verdilerצבים ענקיים, כל-כך הרשימו את הספנים .הקדמונים שהם קראו לאיים על שמם
Dev kaplumbağalar eski denizcileri o kadar etkiledi ki, bu adalara onların adını verdilerأثارت سلاحف عملاقة إعجاب الملاحين القدماء لذا بأنّهم سمّوا هذه الجزر بعدهم
Devlet Simyacısı olduğumu söyleyince girmeme sorun çıkarmadan izin verdiler.Assim que lhes disse que era um State Alchemist, deixaram-me visitar sem qualquer problema.
Devlet Simyacısı olduğumu söyleyince girmeme sorun çıkarmadan izin verdiler.Cuando les dije que era un alquimista nacional me dejaron entrar sin ningún problema.
Devlet Simyacısı olduğumu söyleyince girmeme sorun çıkarmadan izin verdiler.Gli ho detto che ero Alchimista di Stato e mi hanno fatto entrare senza problemi.
Devlet Simyacısı olduğumu söyleyince girmeme sorun çıkarmadan izin verdiler.Jag sa att jag var statsalkemist och då gick det bara att gå in.
Devlet Simyacısı olduğumu söyleyince girmeme sorun çıkarmadan izin verdiler.Jeg sagde, at jeg var statsalkymist, og så kunne jeg bare gå ind.
Devlet Simyacısı olduğumu söyleyince girmeme sorun çıkarmadan izin verdiler.Kun kerroin olevani valtionalkemisti, pääsin sisälle.
Devlet Simyacısı olduğumu söyleyince girmeme sorun çıkarmadan izin verdiler.Powiedziałem im, kim jestem, i nie robili problemów.
Devlet Simyacısı olduğumu söyleyince girmeme sorun çıkarmadan izin verdiler.Αφού τους είπα ότι είμαι Κρατικός Αλχημιστής, με άφησαν να μπω χωρίς προβλήματα.