Bu yüzden onları görünür hale getirmeye karar verdiler.אז הם החליטו להפוך אותם לנראים
Bu yüzden onları görünür hale getirmeye karar verdiler.لذا قرروا أن يجعلوهم ظاهرين
Bu yüzden onları görünür hale getirmeye karar verdiler.そして、私が言われた事は、起こりえないことでした。
Bu yüzden oraya Bokimfç adını verdiler ve orada RABbe kurban sundular.A nazvali meno toho miesta Bochím. A obetovali tam Hospodinovi bitné obeti.
Bu yüzden oraya Bokimfç adını verdiler ve orada RABbe kurban sundular.Au pus locului aceluia numele Bochim (Ceice plîng); şi au adus jertfe Domnului acolo.
Bu yüzden oraya Bokimfç adını verdiler ve orada RABbe kurban sundular.Chiamarono quel luogo Bochim e vi offrirono sacrifici al Signore
Bu yüzden oraya Bokimfç adını verdiler ve orada RABbe kurban sundular.Chúng gọi tên chỗ đó là Bô-kim , và dâng tế_lễ cho Ðức_Giê - hô-va tại đó .
Bu yüzden oraya Bokimfç adını verdiler ve orada RABbe kurban sundular.Chúng gọi tên chỗ đó là Bô-kim, và dâng tế lễ cho Ðức Giê-hô-va tại đó.
Bu yüzden oraya Bokimfç adını verdiler ve orada RABbe kurban sundular.Derfor kaldte man Stedet Bokim. Og de ofrede til HERREN der.
Bu yüzden oraya Bokimfç adını verdiler ve orada RABbe kurban sundular.Derfor kalte de dette sted Bokim*, og de ofret der til Herren. / {* de gråtende.}
Bu yüzden oraya Bokimfç adını verdiler ve orada RABbe kurban sundular.És elnevezték azt a helyet Bókimnak, és áldozának ott az Úrnak.
Bu yüzden oraya Bokimfç adını verdiler ve orada RABbe kurban sundular.Ils donnèrent à ce lieu le nom de Bokim, et ils y offrirent des sacrifices à l`Éternel.
Bu yüzden oraya Bokimfç adını verdiler ve orada RABbe kurban sundular.I nazvali jméno místa toho Bochim, a obětovali tu Hospodinu.
Bu yüzden oraya Bokimfç adını verdiler ve orada RABbe kurban sundular.I nazwali imię miejsca onego Bochym, a tamże ofiarowali Panu.
Bu yüzden oraya Bokimfç adını verdiler ve orada RABbe kurban sundular.In imenovali so ime tistega kraja Bohim [T. j. Plakalci.]; in ondi, so darovali GOSPODU.
Bu yüzden oraya Bokimfç adını verdiler ve orada RABbe kurban sundular.Ja he antoivat sille paikalle nimen Bookim; ja he uhrasivat siinä Herralle.
Bu yüzden oraya Bokimfç adını verdiler ve orada RABbe kurban sundular.그러므로 그곳을 이름하여 보김이라 하니라 무리가 거기서 여호와께 제사를 드렸더라
Bu yüzden oraya Bokimfç adını verdiler ve orada RABbe kurban sundular.Och de gåvo den platsen namnet Bokim; och de offrade där åt HERREN.
Bu yüzden oraya Bokimfç adını verdiler ve orada RABbe kurban sundular.Pelo que chamaram �quele lugar Boquim; e ali sacrificaram ao Senhor.
Bu yüzden oraya Bokimfç adını verdiler ve orada RABbe kurban sundular.Por eso llamaron a aquel lugar Boquim. Y ofrecieron allí sacrificios a Jehovah
Bu yüzden oraya Bokimfç adını verdiler ve orada RABbe kurban sundular.und hießen die Stätte Bochim und opferten daselbst dem HERRN.
Bu yüzden oraya Bokimfç adını verdiler ve orada RABbe kurban sundular.Και εκαλεσαν το ονομα του τοπου εκεινου Βοκιμ και εθυσιασαν εκει εις τον Κυριον.
Bu yüzden oraya Bokimfç adını verdiler ve orada RABbe kurban sundular.За туй нарекоха онова място Бохим*; и там пренесоха жертва Господу.
Bu yüzden oraya Bokimfç adını verdiler ve orada RABbe kurban sundular.От сего и называют то место Бохим. Там принесли они жертву Господу.
Bu yüzden oraya Bokimfç adını verdiler ve orada RABbe kurban sundular.ויקראו שם המקום ההוא בכים ויזבחו שם ליהוה׃
Bu yüzden oraya Bokimfç adını verdiler ve orada RABbe kurban sundular.فدعوا اسم ذلك المكان بوكيم. وذبحوا هناك للرب
Bu yüzden oraya Bokimfç adını verdiler ve orada RABbe kurban sundular.於 是 給 那 地 方 起 名 叫 波 金 〔 就 是 哭 的 意 思 〕 . 眾 人 在 那 裡 向 耶 和 華 獻 祭
Bu yüzden oraya Bokimfç adını verdiler ve orada RABbe kurban sundular.於是 給 那 地方 起名 叫 波金 〔 就 是 哭 的 意思 〕 . 眾人 在 那裡 向 耶和華 獻祭
‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavunun kölesi oluruz.››Da sa de: Du har holdt oss i live; la oss finne nåde for min herres øine, så skal vi være Faraos træler.
‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavunun kölesi oluruz.››De svarede: "Du har reddet vort Liv; måtte vi eje min Herres Gunst, så vil vi være Faraos Trælle!"
‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavunun kölesi oluruz.››Jawab mereka, "Tuan telah menyelamatkan kami dan kami berterima kasih. Kami rela menjadi hamba raja.
‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavunun kölesi oluruz.››그들이 가로되 주께서 우리를 살리셨사오니 우리가 주께 은혜를 입고 바로의 종이 되겠나이다
‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavunun kölesi oluruz.››Oni pa reko: Ohranil si nam življenje; najdemo naj milost v očeh gospoda svojega, in bodemo hlapci Faraonovi.
‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavunun kölesi oluruz.››"U hebt onze levens gered", vonden de mensen. "Wij zullen Farao graag dienen als lijfeigenen."
‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavunun kölesi oluruz.››И те рекоха: Ти опази живота ни; нека придобием благоволението на господаря си, и ще бъдем слуги на Фараона.
‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavunun kölesi oluruz.››Они сказали: ты спас нам жизнь; да обретем милость в очах господина нашего и да будем рабами фараону.
‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavunun kölesi oluruz.››ויאמרו החיתנו נמצא חן בעיני אדני והיינו עבדים לפרעה׃
‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavunun kölesi oluruz.››فقالوا احييتنا. ليتنا نجد نعمة في عيني سيدي فنكون عبيدا لفرعون.
‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavunun kölesi oluruz.››他 們 說 、 你 救 了 我 們 的 性 命 、 但 願 我 們 在 我 主 眼 前 蒙 恩 、 我 們 就 作 法 老 的 僕 人
‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavunun kölesi oluruz.››他 們說 、 你 救 了 我 們 的 性命 、 但願 我 們 在 我 主 眼前 蒙恩 、 我們 就 作法 老的 僕人
Çevre ile çap arasında işte bu büyüleyici sayı vardı. Ona bir isim verdiler.A proporção entre circunferência e diâmetro era esse número mágico, e eles lhe deram um nome.
Çevre ile çap arasında işte bu büyüleyici sayı vardı. Ona bir isim verdiler.Il rapporto tra la circonferenza e il diametro era questo numero tipo magico, gli hanno dato un nome.
Çevre ile çap arasında işte bu büyüleyici sayı vardı. Ona bir isim verdiler.Poměrem obvodu ku průměru je toto magické číslo, které lidé i pojmenovali.
Çevre ile çap arasında işte bu büyüleyici sayı vardı. Ona bir isim verdiler.Pomerom obvodu ku priemeru je toto magické číslo, ktoré aj ľudia pomenovali.
Çevre ile çap arasında işte bu büyüleyici sayı vardı. Ona bir isim verdiler.Stosunek obwodu i średnicy był tak magiczną liczbą, że nadali jej nazwę.
Çevre ile çap arasında işte bu büyüleyici sayı vardı. Ona bir isim verdiler.Відношення довжини кола до діаметру було цим магічним числом, якому дали ім'я.
Chris ve Bill, operasyonları ve ortaklıkları kullanmak için gönüllü olarak zamanlarından verdiler.Chris e Bill hanno donato il loro tempo per l'operatività e per trovare collaborazioni.
Chris ve Bill, operasyonları ve ortaklıkları kullanmak için gönüllü olarak zamanlarından verdiler.Chris e Bill ofereceram o seu tempo para utilizar operações e parcerias.
Chris ve Bill, operasyonları ve ortaklıkları kullanmak için gönüllü olarak zamanlarından verdiler.Chris en Bill hebben aangeboden hun tijd te gebruiken voor operaties en partnerschappen.
Chris ve Bill, operasyonları ve ortaklıkları kullanmak için gönüllü olarak zamanlarından verdiler.Chris és Bill az idejét arra szánta, hogy az eljárásokat és a partnerségeket kihasználja.
Chris ve Bill, operasyonları ve ortaklıkları kullanmak için gönüllü olarak zamanlarından verdiler.Chris et Bill ont consacré leur temps à utiliser des opérations et des partenariats.
Chris ve Bill, operasyonları ve ortaklıkları kullanmak için gönüllü olarak zamanlarından verdiler.Chris i Bill poświęcili swój czas, żeby zdobyć pomoc przedsiębiorstw i spółek.
Chris ve Bill, operasyonları ve ortaklıkları kullanmak için gönüllü olarak zamanlarından verdiler.Chris și Bill au lucrat ca voluntari pentru operații și parteneriate.
Chris ve Bill, operasyonları ve ortaklıkları kullanmak için gönüllü olarak zamanlarından verdiler.Chris và Bill đã tình nguyện dành thời gian để vận hành và quan hệ với các đối tác.
Chris ve Bill, operasyonları ve ortaklıkları kullanmak için gönüllü olarak zamanlarından verdiler.Chris y Bill han regalado su tiempo para las operaciones y las asociaciones.
Chris ve Bill, operasyonları ve ortaklıkları kullanmak için gönüllü olarak zamanlarından verdiler.크리스와 빌은 운용과 협력 부분에 도움을 주었습니다.
Chris ve Bill, operasyonları ve ortaklıkları kullanmak için gönüllü olarak zamanlarından verdiler.Крис и Билл бесплатно работали над организацией сотрудничества.
Chris ve Bill, operasyonları ve ortaklıkları kullanmak için gönüllü olarak zamanlarından verdiler.כריס וביל תרמו מזמנם כדי להשתמש בפעולות ובשותפויות.
Chris ve Bill, operasyonları ve ortaklıkları kullanmak için gönüllü olarak zamanlarından verdiler.كريس وبيل تطوعوا بوقتهم لتنسيق العمليات والشراكات.
Chris ve Bill, operasyonları ve ortaklıkları kullanmak için gönüllü olarak zamanlarından verdiler.引き受けてくれました 私たちはこの1月からずっと 様々な被災地を訪れ