"Bilmiyoruz, ama bize anlam veren zaten butun bu ayinler" diye yanit verdiler.והם אמרו, "אנחנו לא יודעים, אבל הם מנהגים שנותנים לנו משמעות."
"Bilmiyoruz, ama bize anlam veren zaten butun bu ayinler" diye yanit verdiler.فيقولون لا نعرف انها مجرد طقوس تمنحنا معنى
"Bilmiyoruz, ama bize anlam veren zaten butun bu ayinler" diye yanit verdiler.他們會回答,"我們不知道, 但這些儀式給與我們某些特定意義。"
"Bilmiyoruz, ama bize anlam veren zaten butun bu ayinler" diye yanit verdiler.我々に意味を与えているのは戒律だ 「それはおかしい」と言うと
Binalar, köprüler gibi kendimizden büyük şeyler yapmamıza tuğlalarla izin verdiler.Ci hanno permesso di costruire cose più grandi di noi, edifici, ponti, un mattone alla volta.
Binalar, köprüler gibi kendimizden büyük şeyler yapmamıza tuğlalarla izin verdiler.De gjorde det möjligt att bygga byggnader som var större än oss själva, hus, broar, ett block i taget.
Binalar, köprüler gibi kendimizden büyük şeyler yapmamıza tuğlalarla izin verdiler.De gjorde os i stand til at lave ting, som var større end os, bygninger, broer, én blok ad gangen.
Binalar, köprüler gibi kendimizden büyük şeyler yapmamıza tuğlalarla izin verdiler.Gradnja objektov, večjih od nas: zgradb, mostov... je postala resničnost, 'kamen na kamen'.
Binalar, köprüler gibi kendimizden büyük şeyler yapmamıza tuğlalarla izin verdiler.우리는 이들을 하나씩 하나씩 쌓아 올려서 건물, 교량과 같은 우리보다 더 큰 건축물들을 지을 수 있지요.
Binalar, köprüler gibi kendimizden büyük şeyler yapmamıza tuğlalarla izin verdiler.Ne-au permis să clădim lucruri mai mari decât noi, clădiri, poduri, cărămidă cu cărămidă.
Binalar, köprüler gibi kendimizden büyük şeyler yapmamıza tuğlalarla izin verdiler.Permitiram-nos construir coisas maiores que nós, edifícios, pontes, um tijolo de cada vez.
Binalar, köprüler gibi kendimizden büyük şeyler yapmamıza tuğlalarla izin verdiler.Pozwalały na tworzenie wielkich konstrukcji, budynków, mostów, cegła po cegle.
Binalar, köprüler gibi kendimizden büyük şeyler yapmamıza tuğlalarla izin verdiler.Umožnili nám stavať veci, ktoré boli väčšie ako my, budovy, mosty, jednou tehlou naraz.
Binalar, köprüler gibi kendimizden büyük şeyler yapmamıza tuğlalarla izin verdiler.Umožnily nám stavět věci větší než jsme sami, budovy, mosty, cihlu po cihle.
Binalar, köprüler gibi kendimizden büyük şeyler yapmamıza tuğlalarla izin verdiler.We konden er dingen groter dan onszelf mee bouwen, gebouwen, bruggen, blok per blok.
Binalar, köprüler gibi kendimizden büyük şeyler yapmamıza tuğlalarla izin verdiler.Μας επέτρεψαν να κατασκευάσουμε κτίσματα μεγαλύτερα από εμάς, κτίρια, γέφυρες, τούβλο - τούβλο.
Binalar, köprüler gibi kendimizden büyük şeyler yapmamıza tuğlalarla izin verdiler.Вони дали нам змогу будувати речі, більші від нас самих, споруди, мости, блок за блоком.
Binalar, köprüler gibi kendimizden büyük şeyler yapmamıza tuğlalarla izin verdiler.Они позволили нам создать вещи, которые больше нас: здания, мосты, блок за блоком.
Binalar, köprüler gibi kendimizden büyük şeyler yapmamıza tuğlalarla izin verdiler.Те ни позволиха да изградим неща, които са по-големи от нас, сгради, мостове, блокче по блокче.
Binalar, köprüler gibi kendimizden büyük şeyler yapmamıza tuğlalarla izin verdiler.הם איפשרו לנו לבנות דברים שהיו גדולים מאיתנו, בניינים, גשרים, לבנה אחת אחרי השניה.
Binalar, köprüler gibi kendimizden büyük şeyler yapmamıza tuğlalarla izin verdiler.أتاحت لنا بناء أشياء أكبر منا، بنايات، أبراج، آجرة واحدة كل مرة.
Binalar, köprüler gibi kendimizden büyük şeyler yapmamıza tuğlalarla izin verdiler.建物や橋のように大きなものを 作れるのです そうしてコンクリートブロックは
Biradan bir yudum aldı ve kız kardeşime verdi, o da biraz aldı ve bana verdiler.A luat o gură din bere şi i-a dat şi sorei mele care a băut şi ea, apoi mi-au dat şi mie.
Biradan bir yudum aldı ve kız kardeşime verdi, o da biraz aldı ve bana verdiler.Brácha se napil piva, podal ho sestře a pak nabídli mně.
Biradan bir yudum aldı ve kız kardeşime verdi, o da biraz aldı ve bana verdiler.Brat wziął łyk piwa, poczęstował siostrę i ona też się napiła, następnie poczęstowali mnie.
Biradan bir yudum aldı ve kız kardeşime verdi, o da biraz aldı ve bana verdiler.Ele bebeu um gole de cerveja e a minha irmã também bebeu um pouco. Depois, ofereceram-me a mim, mas eu disse:
Biradan bir yudum aldı ve kız kardeşime verdi, o da biraz aldı ve bana verdiler.És a bátyám kortyolt a sörből, odaadta a húgomnak, ő is ivott, aztán odanyújtották nekem.
Biradan bir yudum aldı ve kız kardeşime verdi, o da biraz aldı ve bana verdiler.Han tog en klunk av ölen och gav min syster och tog lite själv och sedan erbjöd de mig.
Biradan bir yudum aldı ve kız kardeşime verdi, o da biraz aldı ve bana verdiler.Hij nam een slok van het bier, en gaf het aan mijn zusje en zij dronk, en toen boden ze het mij aan.
Biradan bir yudum aldı ve kız kardeşime verdi, o da biraz aldı ve bana verdiler.Il a bu une gorgée de cette bière, et il en a donné à ma sœur, et ils m'en ont proposé.
Biradan bir yudum aldı ve kız kardeşime verdi, o da biraz aldı ve bana verdiler.그러다가 제 형이 맥주를 한모금 마시고 그걸 제 동생한테 줘서 동생도 한모금 마시고 그리고 저보고도 먹으라고 했죠.
Biradan bir yudum aldı ve kız kardeşime verdi, o da biraz aldı ve bana verdiler.Lui sorseggiò un po' di birra e ne diede un po' a mia sorella, poi la offrì a me.
Biradan bir yudum aldı ve kız kardeşime verdi, o da biraz aldı ve bana verdiler.Εκείνος ήπιε μια γουλιά μπύρα κι έδωσε λίγη και στην αδελφή μου, και πρόσφεραν και σε μένα.
Biradan bir yudum aldı ve kız kardeşime verdi, o da biraz aldı ve bana verdiler.Он глотнул пива, дал немного сестре, она выпила чуть-чуть, а затем предложил мне.
Biradan bir yudum aldı ve kız kardeşime verdi, o da biraz aldı ve bana verdiler.Той глътна малко бира и даде и на сетра ми и тя си глътна, и ми предложиха на мен.
Biradan bir yudum aldı ve kız kardeşime verdi, o da biraz aldı ve bana verdiler.והוא שתה קצת מהבירה ונתן קצת לאחותי והיא שתתה מעט, והם הציעו את זה לי.
Biradan bir yudum aldı ve kız kardeşime verdi, o da biraz aldı ve bana verdiler.وأخذ رشفةً من تلك البيرة وعرضوها علي.
Biradan bir yudum aldı ve kız kardeşime verdi, o da biraz aldı ve bana verdiler.私にも ビールを勧め始めました 「やめとくやめとく 2人で飲みな 僕はいいから」と言うと
Bir çok tartışmadan sonra adamlar sonunda bir karar verdiler.Após muita discussão, os homens finalmente tomaram uma decisão.
Bir çok tartışmadan sonra adamlar sonunda bir karar verdiler.Après de longues délibérations, les hommes ont finalement pris une décision.
Bir çok tartışmadan sonra adamlar sonunda bir karar verdiler.Después de mucho deliberar, los marineros por fin tomaron una decisión.
Bir çok tartışmadan sonra adamlar sonunda bir karar verdiler.Dopo aver discusso a lungo, gli uomini presero una decisione.
Bir çok tartışmadan sonra adamlar sonunda bir karar verdiler.După lungi deliberări, oamenii au luat o decizie.
Bir çok tartışmadan sonra adamlar sonunda bir karar verdiler.Hosszas mérlegelés után az emberek végül elhatározásra jutottak.
Bir çok tartışmadan sonra adamlar sonunda bir karar verdiler.오랜 고민 끝에, 선원들은 마침내 결론을 내렸습니다.
Bir çok tartışmadan sonra adamlar sonunda bir karar verdiler.Nach langer Beratung trafen die Männer eine Entscheidung.
Bir çok tartışmadan sonra adamlar sonunda bir karar verdiler.Na veel overleg kwamen de mannen tot een besluit.
Bir çok tartışmadan sonra adamlar sonunda bir karar verdiler.Po długich rozważaniach mężczyźni w końcu podjęli decyzję.
Bir çok tartışmadan sonra adamlar sonunda bir karar verdiler.Po mnohém uvažování dospěli muži konečně k rozhodnutí.
Bir çok tartışmadan sonra adamlar sonunda bir karar verdiler.Po temeljitem razmisleku, so se možje končno odločili.
Bir çok tartışmadan sonra adamlar sonunda bir karar verdiler.Sau khi cân nhắc nhiều, những người đàn ông cuối cùng đã thực hiện một quyết định.
Bir çok tartışmadan sonra adamlar sonunda bir karar verdiler.Μετά από πολλή σκέψη τελικά αποφάσισαν.
Bir çok tartışmadan sonra adamlar sonunda bir karar verdiler.Після непростих роздумів, вони, врешті, визначились.
Bir çok tartışmadan sonra adamlar sonunda bir karar verdiler.После долгого обсуждения, матросы пришли к общему решению.
Bir çok tartışmadan sonra adamlar sonunda bir karar verdiler.След дълго умуване, моряците най-сетне взели решение.
Bir çok tartışmadan sonra adamlar sonunda bir karar verdiler.אחרי דיונים רבים, הגברים סוף סוף קיבלו החלטה.
Bir çok tartışmadan sonra adamlar sonunda bir karar verdiler.وبعد الكثير من المداولات، أدلى الرجال أخيرا قرارا.
Bir çok tartışmadan sonra adamlar sonunda bir karar verdiler.食人種を恐れて 最寄りの島をあきらめ
Bir grup bilim insanı, mühendis ve astronot, kendilerine, "B612 Foundation" adını verdiler.Det finns ett gäng astronomer, ingenjörer och astronauter som kallar sig för "B612-Stiftelsen".
Bir grup bilim insanı, mühendis ve astronot, kendilerine, "B612 Foundation" adını verdiler.Er is een groep van wetenschappers, ingenieurs en astronauten die zichzelf de B612 Stichting noemen.