Başka not da vermiş olabilirler tabii belki de A verdiler, bilmiyorum şu anda. .O usted sabe, lo que les dijo. Tal vez fue A.
Başka not da vermiş olabilirler tabii belki de A verdiler, bilmiyorum şu anda. .Ou você sabe, tudo o que eles disseram. Talvez fosse A.
Başka not da vermiş olabilirler tabii belki de A verdiler, bilmiyorum şu anda. .Η οτιδήποτε άλλο τους λέγανε. Ίσως ήταν Α.
Başka not da vermiş olabilirler tabii belki de A verdiler, bilmiyorum şu anda. .Знаєте що їм сказали. Можливо це А.
Başka not da vermiş olabilirler tabii belki de A verdiler, bilmiyorum şu anda. .恐らく、それらはAランクだったでしょう。 私はこれらの債権の全ての性質は忘れましたが、
Bazen insanlar öldürüldü, ve bazen de protesto için kendilerini ateşe verdiler.Algumas vezes as pessoas são mortas, e por vezes incendeiam-se para protestar.
Bazen insanlar öldürüldü, ve bazen de protesto için kendilerini ateşe verdiler.A veces la gente muere y otras se prende fuego en forma de protesta.
Bazen insanlar öldürüldü, ve bazen de protesto için kendilerini ateşe verdiler.Beberapa orang terbunuh, beberapa terkadang membakar dirinya sebagai bentuk protes.
Bazen insanlar öldürüldü, ve bazen de protesto için kendilerini ateşe verdiler.Czasami ludzie zostają zabici a czasami podpalają się w ramach protestu.
Bazen insanlar öldürüldü, ve bazen de protesto için kendilerini ateşe verdiler.Đôi khi có người bị giết, và có người tự thiêu để phản đối.
Bazen insanlar öldürüldü, ve bazen de protesto için kendilerini ateşe verdiler.In alcuni casi la gente viene uccisa, e qualche volta la gente si dà fuoco per protesta.
Bazen insanlar öldürüldü, ve bazen de protesto için kendilerini ateşe verdiler.Joskus ihmisiä tapetaan ja joskus ihmiset sytyttävät itsensä tuleen protestoidakseen.
Bazen insanlar öldürüldü, ve bazen de protesto için kendilerini ateşe verdiler.때때로는 사람들이 누군가에게 죽기도 하고, 때로는 항의하기 위해 분신 자살을 하기도 했습니다
Bazen insanlar öldürüldü, ve bazen de protesto için kendilerini ateşe verdiler.Manchmal kommen Leute um und manchmal zünden sich Menschen selbst an um zu protestieren.
Bazen insanlar öldürüldü, ve bazen de protesto için kendilerini ateşe verdiler.Nekateri ljudje so žrtve uboja, nekateri se zažgejo v znak protesta.
Bazen insanlar öldürüldü, ve bazen de protesto için kendilerini ateşe verdiler.Někdy byli lidé zabíjení, někdy se na protest sami upalovali.
Bazen insanlar öldürüldü, ve bazen de protesto için kendilerini ateşe verdiler.Niekedy ľudia zomierajú, niekedy sa sami zapália na znak protestu.
Bazen insanlar öldürüldü, ve bazen de protesto için kendilerini ateşe verdiler.Nogle gange bliver folk dræbt, og andre gange sætter folk ild til sig selv i protest.
Bazen insanlar öldürüldü, ve bazen de protesto için kendilerini ateşe verdiler.Parfois, les gens se font tuer, et parfois les gens s'imolent pour protester.
Bazen insanlar öldürüldü, ve bazen de protesto için kendilerini ateşe verdiler.Soms worden mensen vermoord en soms steken mensen zichzelf uit protest in brand.
Bazen insanlar öldürüldü, ve bazen de protesto için kendilerini ateşe verdiler.Uneori sunt omorâţi oameni şi uneori oamenii îşi dau foc în semn de protest.
Bazen insanlar öldürüldü, ve bazen de protesto için kendilerini ateşe verdiler.Άλλοτε άνθρωποι σκοτώνονται, και άλλοτε αυτοπυρπολούνται γα να διαμαρτυρηθούν.
Bazen insanlar öldürüldü, ve bazen de protesto için kendilerini ateşe verdiler.Иногда людей убивают, а иногда они устраивают самосожжение в знак протеста.
Bazen insanlar öldürüldü, ve bazen de protesto için kendilerini ateşe verdiler.Іноді людей вбивали, а іноді люди спалювали себе на знак протесту.
Bazen insanlar öldürüldü, ve bazen de protesto için kendilerini ateşe verdiler.Понякога хора биват убити, а понякога хора се самозапалват, за да протестират.
Bazen insanlar öldürüldü, ve bazen de protesto için kendilerini ateşe verdiler.לפעמים אנשים נהרגים. ולפעמים אנשים מציתים את עצמם במחאה.
Bazen insanlar öldürüldü, ve bazen de protesto için kendilerini ateşe verdiler.أحيانا يتعرض الناس للقتل ، وبعض الناس يضعون أنفسهم في مواجهة النيران عند الاحتجاج.
Bazen insanlar öldürüldü, ve bazen de protesto için kendilerini ateşe verdiler.時には抗議のために焼身自殺する人もいます これらの事件がインターネットで
Bazen insanlar öldürüldü, ve bazen de protesto için kendilerini ateşe verdiler.過程中有時有身亡, 亦有人用自焚嘅形式來抗議。
Bazı aile başları da iş için hazineye 20 000 darikfı altın, 2 200 mina gümüş verdiler.[70] Af Fædrenehusenes Overhoveder gav nogle til Byggesummen 20.000 Drakmer Guld og 2.200 Miner Sølv.
Bazı aile başları da iş için hazineye 20 000 darikfı altın, 2 200 mina gümüş verdiler.Alcuni capifamiglia diedero al tesoro della fabbrica ventimila dracme d'oro e duemiladuecento mine d'argento
Bazı aile başları da iş için hazineye 20 000 darikfı altın, 2 200 mina gümüş verdiler.Có mấy trưởng tộc dâng vào kho tạo tác hai vạn đa-riếc vàng, và hai ngàn hai trăm min bạc.
Bazı aile başları da iş için hazineye 20 000 darikfı altın, 2 200 mina gümüş verdiler.Có mấy trưởng_tộc dâng vào kho tạo_tác hai vạn đa - riếc vàng , và hai ngàn hai trăm min bạc .
Bazı aile başları da iş için hazineye 20 000 darikfı altın, 2 200 mina gümüş verdiler.Het gewone volk gaf 20.000 gouden munten, 1000 kilo zilver en 67 stel onderkleren voor de priesters.
Bazı aile başları da iş için hazineye 20 000 darikfı altın, 2 200 mina gümüş verdiler.또 어떤 족장들은 금 이만 다릭과 은 이천 이백 마네를 역사 곳간에 드렸고
Bazı aile başları da iş için hazineye 20 000 darikfı altın, 2 200 mina gümüş verdiler.Los jefes de las casas paternas dieron para el fondo de la obra 20.000 dracmas de oro y 2.200 minas de plata
Bazı aile başları da iş için hazineye 20 000 darikfı altın, 2 200 mina gümüş verdiler.ומראשי האבות נתנו לאוצר המלאכה זהב דרכמונים שתי רבות וכסף מנים אלפים ומאתים׃
Bazı aile başları da iş için hazineye 20 000 darikfı altın, 2 200 mina gümüş verdiler.والبعض من رؤوس الآباء اعطوا لخزينة العمل ربوتين من الذهب والفين ومئتي منا من الفضة.
Bazı aile başları da iş için hazineye 20 000 darikfı altın, 2 200 mina gümüş verdiler.又 有 族 長 捐 入 工 程 庫 的 金 子 二 萬 達 利 克 、 銀 子 二 千 二 百 彌 拿
Bazı aile başları da iş için hazineye 20 000 darikfı altın, 2 200 mina gümüş verdiler.又 有 族長 捐 入 工程 庫 的 金子 二 萬達 利克 、 銀子 二千二百 彌 拿
Beatles gençleri icat etmedi. Sadece onlara liderlik etmeye karar verdiler.Beatles không tạo ra các thiếu niên mà chỉ đơn thuần quyết định sẽ dẫn dắt chúng.
Bekçilere böyle şeyler yapma izni verdiler, kimsenin gelip de bu zindanı kontrol etmeyeceğini biliyorlardı.Autorizaram os guardas a fazer aquelas coisas, e sabiam que ninguém iria descer àquela masmorra.
Bekçilere böyle şeyler yapma izni verdiler, kimsenin gelip de bu zindanı kontrol etmeyeceğini biliyorlardı.Dano strażnikom przyzwolenie i pewność, że nikt ich z tego nie rozliczy.
Bekçilere böyle şeyler yapma izni verdiler, kimsenin gelip de bu zindanı kontrol etmeyeceğini biliyorlardı.Él dio permiso a los carceleros para hacer esas cosas, y ellos sabían que nadie iba a bajar a esa mazmorra.
Bekçilere böyle şeyler yapma izni verdiler, kimsenin gelip de bu zindanı kontrol etmeyeceğini biliyorlardı.Engedélyt adott az őröknek ezekre a dolgokra, és tudták, hogy senki sem fog lemenni abba a börtönbe.
Bekçilere böyle şeyler yapma izni verdiler, kimsenin gelip de bu zindanı kontrol etmeyeceğini biliyorlardı.Hij gaf de bewakers toestemming om die dingen te doen, ze wisten dat niemand ooit zou afdalen naar de kerker.
Bekçilere böyle şeyler yapma izni verdiler, kimsenin gelip de bu zindanı kontrol etmeyeceğini biliyorlardı.간수들에게 그럴 권한을 주었고, 지하감옥에 아무도 내려오지 않을걸 알았던 겁니다.
Bekçilere böyle şeyler yapma izni verdiler, kimsenin gelip de bu zindanı kontrol etmeyeceğini biliyorlardı.Le-au dat gardienilor voie să facă toate acele lucruri. şi ei ştiau că nimeni nu va veni în acea închisoare.
Bekçilere böyle şeyler yapma izni verdiler, kimsenin gelip de bu zindanı kontrol etmeyeceğini biliyorlardı.On dal strážím povolení takhle jednat a oni věděli, že nikdo nikdy nenakoukne do toho žaláře.
Bekçilere böyle şeyler yapma izni verdiler, kimsenin gelip de bu zindanı kontrol etmeyeceğini biliyorlardı.Povolili dozorcom robiť tieto veci, a tí vedeli, že nikto nikdy nezíde dole do toho žalára.
Bekçilere böyle şeyler yapma izni verdiler, kimsenin gelip de bu zindanı kontrol etmeyeceğini biliyorlardı.Они дали охранникам разрешение делать всё это, и они знали, что никто никогда не спустится в это подземелье.
Bekçilere böyle şeyler yapma izni verdiler, kimsenin gelip de bu zindanı kontrol etmeyeceğini biliyorlardı.Охоронцям просто дозволити робити таке, бо знали, що в ті підземелля ніхто ніколи не спуститься.
Bekçilere böyle şeyler yapma izni verdiler, kimsenin gelip de bu zindanı kontrol etmeyeceğini biliyorlardı.הוא נתן לסוהרים רשות לעשות את הדברים האלה, והם ידעו שאיש לא יבקר באותו צינוק.
Bekçilere böyle şeyler yapma izni verdiler, kimsenin gelip de bu zindanı kontrol etmeyeceğini biliyorlardı.لقد أعطى الحراس الإذن للقيام بهذه الأشياء، وقد كانوا يعلمون أن أحدا لن ينزل إلى ذلك السرداب.
Bekçilere böyle şeyler yapma izni verdiler, kimsenin gelip de bu zindanı kontrol etmeyeceğini biliyorlardı.そして 彼らは 決して誰も その地下牢に降りないと知っていました これらすべての領域でパラダイム変化が必要です
Ben de, ‹Kimde altın varsa çıkarsın› dedim. Altınlarını bana verdiler. Ateşe atınca, bu buzağı ortaya çıktı!››A povedal som im: Kto má zlato, strhajte si! A dali mi, a hodil som ho do ohňa, a vyšlo toto teľa.
Ben de, ‹Kimde altın varsa çıkarsın› dedim. Altınlarını bana verdiler. Ateşe atınca, bu buzağı ortaya çıktı!››Então eu lhes disse: Quem tem ouro, arranque-o. Assim mo deram; e eu o lancei no fogo, e saiu este bezerro.
Ben de, ‹Kimde altın varsa çıkarsın› dedim. Altınlarını bana verdiler. Ateşe atınca, bu buzağı ortaya çıktı!››Jaz pa sem rekel: Kdo ima zlata? odtrgali so si ga in mi dali, in vrgel sem ga v ogenj, in izšlo je to tele.
Ben de, ‹Kimde altın varsa çıkarsın› dedim. Altınlarını bana verdiler. Ateşe atınca, bu buzağı ortaya çıktı!››내가 그들에게 이르기를 금이 있는 자는 빼어내라 한즉 그들이 그것을 내게로 가져왔기로 내가 불에 던졌더니 이 송아지가 나왔나이다
Ben de, ‹Kimde altın varsa çıkarsın› dedim. Altınlarını bana verdiler. Ateşe atınca, bu buzağı ortaya çıktı!››И я сказал им: у кого есть золото, снимите с себя. и отдали мне; я бросил его в огонь, и вышел этот телец.