Ateşe verdiler tapınağını, Yerle bir edip kutsallığını bozdular Adının yaşadığı konutun.Κατεκαυσαν εν πυρι το αγιαστηριον σου εως εδαφους εβεβηλωσαν το κατοικητηριον του ονοματος σου.
Ateşe verdiler tapınağını, Yerle bir edip kutsallığını bozdular Adının yaşadığı konutun.Предадоха на огън светилището Ти; Оскверниха обиталището на името Ти като го повалиха на земята.
Ateşe verdiler tapınağını, Yerle bir edip kutsallığını bozdular Adının yaşadığı konutun.שלחו באש מקדשך לארץ חללו משכן שמך׃
Ateşe verdiler tapınağını, Yerle bir edip kutsallığını bozdular Adının yaşadığı konutun.اطلقوا النار في مقدسك. دنسوا للارض مسكن اسمك.
Ateşe verdiler tapınağını, Yerle bir edip kutsallığını bozdular Adının yaşadığı konutun.他 們 用 火 焚 燒 你 的 聖 所 、 褻 瀆 你 名 的 居 所 、 拆 毀 到 地
Ateşe verdiler tapınağını, Yerle bir edip kutsallığını bozdular Adının yaşadığı konutun.他 們用 火焚 燒 你 的 聖所 、 褻瀆 你 名 的 居所 、 拆毀 到 地
Aynı gün İshakın köleleri gelip kazdıkları kuyu hakkında kendisine bilgi verdiler, ‹‹Su bulduk›› dediler.Diezelfde dag kwamen Isaäks dienaren hem vertellen dat zij water hadden gevonden in een nieuwe put.
Aynı gün İshakın köleleri gelip kazdıkları kuyu hakkında kendisine bilgi verdiler, ‹‹Su bulduk›› dediler.그 날에 이삭의 종들이 자기들의 판 우물에 대하여 이삭에게 와서 고하여 가로되 우리가 물을 얻었나이다 하매
Aynı gün İshakın köleleri gelip kazdıkları kuyu hakkında kendisine bilgi verdiler, ‹‹Su bulduk›› dediler.Toho dne přišli služebníci Izákovi, a oznámili mu o studnici, kterouž kopali, řkouce: Nalezli jsme vodu.
Aynı gün İshakın köleleri gelip kazdıkları kuyu hakkında kendisine bilgi verdiler, ‹‹Su bulduk›› dediler.ויהי ביום ההוא ויבאו עבדי יצחק ויגדו לו על אדות הבאר אשר חפרו ויאמרו לו מצאנו מים׃
Aynı gün İshakın köleleri gelip kazdıkları kuyu hakkında kendisine bilgi verdiler, ‹‹Su bulduk›› dediler.وحدث في ذلك اليوم ان عبيد اسحق جاءوا واخبروه عن البئر التي حفروا وقالوا له قد وجدنا ماء.
Aynı gün İshakın köleleri gelip kazdıkları kuyu hakkında kendisine bilgi verdiler, ‹‹Su bulduk›› dediler.那 一 天 以 撒 的 僕 人 來 、 將 挖 井 的 事 告 訴 他 、 說 、 我 們 得 了 水 了
Aynı gün İshakın köleleri gelip kazdıkları kuyu hakkında kendisine bilgi verdiler, ‹‹Su bulduk›› dediler.那 一 天 以撒 的 僕人 來 、 將挖井 的 事 告 訴他 、 說 、 我 們 得 了 水 了
Aynı zamanda birçok karaktere de ilham verdiler.Auch sie haben viele Charaktere inspiriert.
Aynı zamanda birçok karaktere de ilham verdiler.E anche loro hanno ispirato molti personaggi.
Aynı zamanda birçok karaktere de ilham verdiler.És ők ihlették számos személyiségemet is.
Aynı zamanda birçok karaktere de ilham verdiler.Et ils m'ont aussi inspiré des personnages.
Aynı zamanda birçok karaktere de ilham verdiler.Iar ei m-au inspirat şi pentru multe figuri.
Aynı zamanda birçok karaktere de ilham verdiler.다양한 캐릭터에 영감을 주었어요.
Aynı zamanda birçok karaktere de ilham verdiler.Oni również byli inspiracją dla wielu postaci.
Aynı zamanda birçok karaktere de ilham verdiler.Y ellos han inspirado muchos personajes también.
Aynı zamanda birçok karaktere de ilham verdiler.Они тоже вдохновили многих моих персонажей.
Aynı zamanda birçok karaktere de ilham verdiler.Те също вдъхновиха някои мои герои.
Aynı zamanda birçok karaktere de ilham verdiler.וגם הם נתנו השראה לדמויות רבות.
Aynı zamanda birçok karaktere de ilham verdiler.و قد أوحوا لي بكثير من الشخصيات أيضاً.
Aynı zamanda birçok karaktere de ilham verdiler.例えば、私の友人の一人
Aynı zamanda, orada, köyde çalışayan küçük bir grup vardı, ona 65 dolarlık borç verdiler.그 당시에 마을에는 소자본 대출 그룹이 있었고, 그녀에게 65달러 대출을 해주었습니다.
Aynı zamanda, orada, köyde çalışayan küçük bir grup vardı, ona 65 dolarlık borç verdiler.Akkoriban volt a faluban egy mikrokölcsönző csoport, aki kölcsönadott Saimának 65 dollárt.
Aynı zamanda, orada, köyde çalışayan küçük bir grup vardı, ona 65 dolarlık borç verdiler.À l'époque, il y avait un groupe de microcrédit dans le village qui lui a fait un prêt de 65 dollars.
Aynı zamanda, orada, köyde çalışayan küçük bir grup vardı, ona 65 dolarlık borç verdiler.A quel tempo, c'era un gruppo di microcredito nel villaggio che le ha fatto un prestito di 65 dollari.
Aynı zamanda, orada, köyde çalışayan küçük bir grup vardı, ona 65 dolarlık borç verdiler.En ese momento, había un grupo de microcrédito en la aldea que le dio un préstamo de 65 dólares.
Aynı zamanda, orada, köyde çalışayan küçük bir grup vardı, ona 65 dolarlık borç verdiler.In die tijd was er een microkredietgroep in het dorp die haar een lening van 65 dollar gaf.
Aynı zamanda, orada, köyde çalışayan küçük bir grup vardı, ona 65 dolarlık borç verdiler.La momentul respectiv, exista un grup de micro-împrumut în sat care i-a împrumutat 65 de dolari.
Aynı zamanda, orada, köyde çalışayan küçük bir grup vardı, ona 65 dolarlık borç verdiler.Lúc đó có 1 hội vay mượn tiền nhỏ trong làng hội đó cho cô vay $65
Aynı zamanda, orada, köyde çalışayan küçük bir grup vardı, ona 65 dolarlık borç verdiler.Takrat je bila v vasi skupina, ki je posojala majhne zneske in ji dala 65 dolarjev vredno posojilo.
Aynı zamanda, orada, köyde çalışayan küçük bir grup vardı, ona 65 dolarlık borç verdiler.V té době ve vesnici působila organizace poskytující mikroúvěry a poskytla jí půjčku 65 dolarů.
Aynı zamanda, orada, köyde çalışayan küçük bir grup vardı, ona 65 dolarlık borç verdiler.W tym czasie w wiosce udzielano mikrokredytów. Saima pożyczyła 65 dolarów.
Aynı zamanda, orada, köyde çalışayan küçük bir grup vardı, ona 65 dolarlık borç verdiler.Zu dieser Zeit besuchte eine Mikro-Kredit Organisation das Dorf und sie gaben ihr einen 65 Dollar Kredit.
Aynı zamanda, orada, köyde çalışayan küçük bir grup vardı, ona 65 dolarlık borç verdiler.Εκείνη την εποχή υπήρχε μια ομάδα που χορηγούσε μικρά δάνεια στο χωριό και της έδωσε ένα δάνειο 65 δολαρίων.
Aynı zamanda, orada, köyde çalışayan küçük bir grup vardı, ona 65 dolarlık borç verdiler.В то время в деревне была группа микрокредитования, которая дала ей 65-долларовый заём.
Aynı zamanda, orada, köyde çalışayan küçük bir grup vardı, ona 65 dolarlık borç verdiler.По това време има малка кредитна компания в селото, която й дава заем от 65 долара.
Aynı zamanda, orada, köyde çalışayan küçük bir grup vardı, ona 65 dolarlık borç verdiler.באותו הזמן, הייתה קבוצה שנותנת מיקרו-הלוואות בכפר שנתנה לה הלוואה של 65 דולרים.
Aynı zamanda, orada, köyde çalışayan küçük bir grup vardı, ona 65 dolarlık borç verdiler.ذاك الوقت، كان هناك مجموعة إقراض تمنح القروض الصغيرة في القرية والذين أعطوها قرضا بقيمة 65 دولار.
Aynı zamanda, orada, köyde çalışayan küçük bir grup vardı, ona 65 dolarlık borç verdiler.村の少額融資の団体が 彼女に65ドルの融資をしました サイマはそのお金で
"B612 Foundation" adını verdiler."B612 Foudation".
"B612 Foundation" adını verdiler.Fondazione B612. Se avete letto
"B612 Foundation" adını verdiler.Fundacija B612.
"B612 Foundation" adını verdiler.Fundación B612. Los que han leído
"B612 Foundation" adını verdiler.Fundacja B612.
"B612 Foundation" adını verdiler.Fundaţia B612.
"B612 Foundation" adını verdiler."어린왕자"를 읽어보신 분들은
"B612 Foundation" adını verdiler. "Küçük Prens"i okumuş olanların bu göndermeyi anlayacaklarını umuyorum.Ceux d'entre vous qui ont lu "Le Petit Prince" comprennent la référence, j'espère.
"B612 Foundation" adını verdiler.Nhóm B612.
"B612 Foundation" adını verdiler.The B612 Foundation [Nadace B612].
"B612 Foundation" adını verdiler.The B612 Foundation.
"B612 Foundation" adını verdiler.Yayasan B612. Bagi Anda yang pernah membaca "The Little Prince,"
"B612 Foundation" adını verdiler.Το Ίδρυμα B612.
"B612 Foundation" adını verdiler.Фондация Б612.
"B612 Foundation" adını verdiler.Фонд Б-612.
"B612 Foundation" adını verdiler.ישנה קבוצה של מדענים, מהנדסים