Ama daha da önemlisi, bana inanma yeteneğini, başarabileceğime tamamen inanma yeteneğini verdiler.Mas, mais importante, eles deram-me a capacidade de acreditar, de acreditar totalmente que eu conseguiria.
Ama daha da önemlisi, bana inanma yeteneğini, başarabileceğime tamamen inanma yeteneğini verdiler.Ma soprattutto, mi diedero la capacità per credere, credere davvero che potevo.
Ama daha da önemlisi, bana inanma yeteneğini, başarabileceğime tamamen inanma yeteneğini verdiler.Men mer märkbart gav de mig förmågan att tro att fullständigt tro att jag kunde.
Ama daha da önemlisi, bana inanma yeteneğini, başarabileceğime tamamen inanma yeteneğini verdiler.Najistotniejszy jest fakt, że dali mi wiarę, całkowitą wiarę, że ja potrafię.
Ama daha da önemlisi, bana inanma yeteneğini, başarabileceğime tamamen inanma yeteneğini verdiler.Nhưng quan trọng hơn, họ đã dạy tôi biết cách tin tưởng, hoàn toàn tin rằng tôi có thể làm được.
Ama daha da önemlisi, bana inanma yeteneğini, başarabileceğime tamamen inanma yeteneğini verdiler.Tapi yang lebih penting lagi mereka memberi saya kemampuan untuk percaya, benar-benar percaya bahwa saya bisa.
Ama daha da önemlisi, bana inanma yeteneğini, başarabileceğime tamamen inanma yeteneğini verdiler.Αλλά πιο σημαντικό, μου έδωσαν την δυνατότητα να πιστέψω, να πιστέψω πλήρως ότι μπορούσα.
Ama daha da önemlisi, bana inanma yeteneğini, başarabileceğime tamamen inanma yeteneğini verdiler.Але найголовніше, вони дали мені можливість вірити, відчайдушно вірити, що мені це вдасться.
Ama daha da önemlisi, bana inanma yeteneğini, başarabileceğime tamamen inanma yeteneğini verdiler.Но ещё более важно то, что они дали мне возможность верить целиком и полностью верить, что я могу.
Ama daha da önemlisi, bana inanma yeteneğini, başarabileceğime tamamen inanma yeteneğini verdiler.Но по-значително, те ми дадоха възможността да повярвам, напълно да повярвам, че мога.
Ama daha da önemlisi, bana inanma yeteneğini, başarabileceğime tamamen inanma yeteneğini verdiler.וחשוב מכך, הם הקנו לי את היכולת להאמין.
Ama daha da önemlisi, bana inanma yeteneğini, başarabileceğime tamamen inanma yeteneğini verdiler.لكن الشئ الأكثر أهمية، أنهم أعطوني القدرة للإيمان،
Ama daha da önemlisi, bana inanma yeteneğini, başarabileceğime tamamen inanma yeteneğini verdiler.両親は私に 信じる力をくれました 自分はできるのだと信じる力です
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik.A oni mu odpowiedzieli: Nie tak, panie mój; ale słudzy twoi przyszli, aby nakupili żywności.
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik.A oni mu povedali: Nie tak, môj pane, ale tvoji služobníci prišli nakúpiť potravín.
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik.Ðáp rằng : Thưa chúa , chẳng phải vậy ; các tôi_tớ chúa đến đặng mua lúa mà thôi .
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik.Ðáp rằng: Thưa chúa, chẳng phải vậy; các tôi tớ chúa đến đặng mua lúa mà thôi.
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik.De svarade honom: »Nej, herre, dina tjänare hava kommit för att köpa säd till föda åt sig.
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik.De svarede: "Nej, Herre, dine Trælle kommer for at købe Føde!
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik.De svarte ham: Nei, herre, dine tjenere er kommet for å kjøpe korn.
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik.Ei i-au răspuns: ,,Nu, domnul meu; robii tăi au venit să cumpere hrană.
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik.Ellos le respondieron: --No, señor nuestro. Tus siervos hemos venido para comprar alimentos
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik.És mondának néki: Nem uram, hanem eleséget venni jöttek a te szolgáid.
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik.Gli risposero: «No, signore mio; i tuoi servi sono venuti per acquistare viveri
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik.He vastasivat hänelle: "Ei, herra; palvelijasi ovat tulleet ostamaan elintarpeita.
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik.Ils lui répondirent: Non, mon seigneur, tes serviteurs sont venus pour acheter du blé.
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik.그들이 그에게 이르되 내 주여 아니니이다 종들은 곡물을 사러 왔나이다
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik.Kteřížto odpověděli jemu: Nikoli, pane můj, ale služebníci tvoji přišli, aby nakoupili pokrmů.
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik."Nee, nee!" riepen zij. "Wij zijn hier echt om voedsel te kopen.
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik.Oni pa mu reko: Ne, gospod moj, hlapci tvoji so prišli kupit žita.
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik.Responderam-lhe eles: Não, senhor meu; mas teus servos vieram comprar mantimento.
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik.Sie antworteten ihm: Nein, mein Herr; deine Knechte sind gekommen Speise zu kaufen.
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik."Tidak, Tuanku," jawab mereka. "Kami, hamba-hamba Tuan datang hanya untuk membeli makanan
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik.Οι δε ειπον προς αυτον, Ουχι, κυριε μου αλλ' ηλθομεν οι δουλοι σου δια να αγορασωμεν τροφας
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik.А те му казаха: Не, господарю, слугите ти дойдоха да си купят храна.
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik.Они сказали ему: нет, господин наш; рабы твои пришли купить пищи;
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik.ויאמרו אליו לא אדני ועבדיך באו לשבר אכל׃
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik.فقالوا له لا يا سيدي. بل عبيدك جاءوا ليشتروا طعاما.
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik.他 們 對 他 說 、 我 主 阿 、 不 是 的 、 僕 人 們 是 糴 糧 來 的
‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik.他 們對 他 說 、 我 主阿 、 不 是 的 、 僕人 們 是 糴糧來的
Ama savaş çıkınca bana yeniden şans verdiler.Amikor újra kitört a háború, adtak egy második esélyt.
Ama savaş çıkınca bana yeniden şans verdiler.Maar toen de oorlog uitbrak gaven ze me een tweede kans.
Ama savaş çıkınca bana yeniden şans verdiler.Men da krigen brød ud, gav de mig en ny chance.
Ama savaş çıkınca bana yeniden şans verdiler.Men när kriget bröt ut, gav de mig en ny chans.
Ama savaş çıkınca bana yeniden şans verdiler.Pero cuando estalló la guerra, me dieron una segunda oportunidad.
Ama savaş çıkınca bana yeniden şans verdiler.Tapi ketika perang dimulai, mereka memberiku kesempatan kedua.
Ama savaş çıkınca bana yeniden şans verdiler.Αλλά όταν ξέσπασε ο πόλεμος, μου έδωσαν μια δεύτερη ευκαιρία.
Ama savaş çıkınca bana yeniden şans verdiler.Но когато започна войната ми дадоха втори шанс.
Ama savaş çıkınca bana yeniden şans verdiler.Но когато избухна войната, те ми дадоха втори шанс.
Ama savaş çıkınca bana yeniden şans verdiler.,אך כשפרצה המלחמה .הם נתנו לי הזדמנות שנייה
Ama savaş çıkınca bana yeniden şans verdiler.لكن عندما بدأت الحرب ، منحوني فرصة جديدة
Amerika'ya büyük kamu hizmetleri sağlayarak hizmet verdiler.Romney Familie hat sich entschieden, durch öffentlich-rechtliche zurück nach Amerika zu geben.
Ampulün kullanım ömrünü 1.000 saate düşürmeye karar verdiler.Au decis sa scurteze durata de functionare a becului la 1000 de ore.
Ampulün kullanım ömrünü 1.000 saate düşürmeye karar verdiler.Bulo rozhodnuto zkrátit životnost na 1000 hodin.
Ampulün kullanım ömrünü 1.000 saate düşürmeye karar verdiler.Αποφάσισαν να μικρύνουν τη διάρκεια ζωής των λαμπτήρων στις 1.000 ώρες.
Antibiyotikleri değiştirelim, başka bir antibiyotiğe geçtiler, Tamiflu verdiler,Zmienić antybiotyki, więc podali jej inny antybiotyk i Tamiflu, które --
Arabistan ve Kedar önderleri müşterindi, Mallarına karşılık Sana kuzu, koç, teke verdiler.Araberne og alle Kedars Fyrster var dine Hardelsvenner; med Lam, Vædre og Bukke handlede de med dig.
Arabistan ve Kedar önderleri müşterindi, Mallarına karşılık Sana kuzu, koç, teke verdiler.Arabia og alle Kedars fyrster mottok varer av din hånd; med lam og værer og bukker handlet de med dig.
Arabistan ve Kedar önderleri müşterindi, Mallarına karşılık Sana kuzu, koç, teke verdiler.Arabia şi toţi voivozii Chedarului erau negustorii tăi, şi-ţi aduceau miei, berbeci şi ţapi.
Arabistan ve Kedar önderleri müşterindi, Mallarına karşılık Sana kuzu, koç, teke verdiler.Arabien und alle Fürsten von Kedar haben mit dir gehandelt mit Schafen, Widdern und Böcken.