verdiği ile cümle
verdiği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti.Et la très belle promesse de ton Seigneur sur les enfants d'Israël s'accomplit pour prix de leur endurance.
Heine’nin 2010 senesinde geliştirdiği yeni yaratıcı tekniğe verdiği isimdir.C’est ainsi que Heine a baptisé une nouvelle technique de création qu'il a développée en 2010.
Deniz ve kara, Şafak ve güneş bu şarkıdan söylüyor Bizim mücadelemizin meyvesini verdiğini!La mer et la terre, L'aurore et le soleil chantent Que notre lutte a porté ses fruits!
Lâkin size verdiği şeylerde sizi sınamak istedi.Voilà ce qu'Il vous enjoint.
Annesinin ders verdiği Kuran kursunda Kur'an ve Mevlidi okudu.Sa mère pouvait réciter une large partie du Coran de mémoire.
Verdiğim sözü yerine getirinceye kadar senden ayrılmayacağım."Ô vérité ! mon intérêt ne fut jamais rien devant toi ; qu'il ne souille en rien le culte que je t'ai voué ».
Bana verdiğiniz söz böyle miydi?" diye çıkışmış ve bu sırada vurulmuştur.Chacun se démerde comme il peut ! voilà ce qui a été dit ».
Don Pasquale verdiği sözü tutmamaktadır.Scène 2 : Don Pasquale n'en peut plus d'attendre sa promise.
Şogun yönetiminin 1866 yılında 30 bin Dreyse marka tüfek sipariş verdiği bilinmektedir.Le shogounat est connu pour avoir passé une commande de 30 000 fusils Dreyse à percuteur en 1866.
1989 yılında Million Dollar Championship adını verdiği kemeri tanıttı.En 1989, il se décerne à lui-même le Million Dollar Championship.
1996 - Jacques Chirac, Fransa'nın nükleer denemelere son verdiğini açıkladı.1996 : le président Jacques Chirac annonce l'arrêt définitif des essais nucléaires français.
Takım, kütüphane 100 yıldır mühürlü olduğu için buraya gelmeye karar verdiğini söyler.L'équipe est venue afin de comprendre pourquoi la bibliothèque s'est scellée 100 ans auparavant.
5 Nisan 1965 tarihinde, Boeing firması United Airlines'ın 40 adet 737 siparişi verdiğini açıkladı.Le 5 avril, Boeing annonce une commande de quarante 737 par United Airlines.
Verdiği raporlar, batının bilgilendirilmesindeki anahtar girişimlerdi.Son rapport fut un facteur majeur dans l'information de l'Occident.
Kendisi hakkında sorulan sorulara verdiği cevapları içermektedir.)Elle y joint des réflexions sur les événements qui y survenaient. )
Çünkü önceden Rhaegar’a verdiği sözü tutamamıştır.Celle-ci lui rappelle qu'il l'avait promise auparavant à Ramble.
Ona 2. şansı verdiğini söyler.Elle le remercie de lui avoir donné une seconde chance.
Hocamın verdiği şansı en iyi şekilde kullanmak için elimden geleni yaptım.J'ai coupé de mon mieux Les Misérables.
Amédée Bollée, L'Obéissante adını verdiği ilk otomobilini 1873 yılında üretmiştir.Amédée Bollée père fabrique sa première voiture en 1873, appelée l'Obéissante.
Siegfried Gunther’e verdiği sözü hatırlatır.Grâce à son heaume, Siegfried se substitue à Gunther.
Çünkü annesine verdiği sözü tutamamıştır.Il a pu en être empêché par l'intervention de sa mère.
Cassius Dio, Antonia'nın onu odasına kitlediğini ve açlıktan ölmesine iin verdiğini aktarır.Selon Dion Cassius, Antonia emprisonne Livilla dans sa chambre et la laisse mourir de faim.
Onlara acır, ancak verdiği nasihatlerin de dinlenmesini ister.Et les hommes ne peuvent que surenchérir et se soumettre au bon vouloir de celle qu'ils voulaient dominer.
Bu ödül bilindiği üzere, Akademinin verdiği en büyük ödüldür.Il s'agit de la récompense la plus prestigieuse décernée par l'Académie.
Ülkede devletin güvence verdiği bir sosyal korunma sistemi bulunmamaktadır.En Israël il n'existe pas de système de sécurité sociale comme celui que l'on trouve en France.
Şah’a gerekirse el yazmasını göstereceğine dair verdiği sözleri hatırlatarak tekrar baskı yapar.Il presse Shah de nouveau, lui rappelant sa promesse de fournir le document si nécessaire.
Henriette kızkardeşi Armande'ye Clitandre ile evlenmeye karar verdiğini belirtir.Scène 1 Henriette annonce à Armande son intention d'épouser Clitandre.
1947'den itibaren halkın komünistlere verdiği destek azalmaya başlamıştır.Mais, à partir de 1977, ses relations avec les communistes se dégradent.
Tek değer verdiği şey annesidir.La personne qu'elle respecte le plus est sa grand-mère.
1958’de Londra Linne Derneği’nin verdiği prestijli bir ödül olan Darwin-Wallace Madalyası ile ödüllendirildi.En 1958, il est récompensé par la prestigieuse Médaille Darwin-Wallace de la Société linnéenne de Londres.
Bu dönemde Jordan'ın verdiği kararlar oldukça tartışmalıydı.Les ordres reçus par Tanaka ce jour-là étaient contradictoires.
David'in ne karar verdiği gösterilmez.Toutefois, David n'a pas le choix.
30 Aralık 1960'ta Peiper verdiği sözleri yerine getirmek için Porsche'ye dava açtı.Peiper engage, le 30 décembre 1960, un procès contre son employeur pour obtenir ce qui lui avait été promis.
Yargıtay 9. Dairesi 9 Ekim 2013 tarihinde verdiği kararla sanıklara verilen kararları büyük oranda onadı.Le législateur de la loi du 9 juillet 2001 entend désormais les distinguer nettement.
Bunun üzerine Rabbi, "Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz" demişti.Leur maître, en effet, leur dit: « Tu m'appartiens.
En çok önem verdiği konu, insanın kendini araştırmasıdır.Son besoin le plus profondément humain est donc celui de communiquer.
Bir şarkıcı ve dansçı olmaya orada karar verdiğini söyler.Là-bas, précise-t-elle, j'ai pris la décision de devenir chanteuse et danseuse.
Şehir merkezine çok göç verdiğinden nüfusu gittikçe azalmıştır.Cependant, le taux d'occupation de certaines parties du centre-ville diminue.
13 yıl önce verdiği bir sözü tutmasının zamanı gelmiştir.Mission 2 : Une Promesse Faite il y a 13 Ans.
719'da Tervel, Bizans tahtına talip olan Anastasius'a verdiği desteği geri çekti.En 719, Tervel retire son soutien à Anastase, le nouveau prétendant au trône byzantin.
Fakat onun serbest bırakılması ise sırf Pers Savaşlarında verdiği çabalardan ötürüdür.Il est décoré pour son engagement dans la guerre de la libération.
Gelzer Sezar'ın quaestor olduktan sonra halası Julia'nın onuruna bir söylev verdiğinden bahseder.Gelzer ensuite dit que César, après être entré en fonction, fit une prière en l'honneur de sa tante Julia.
Aradaki mesafenin verdiği acıyı azaltmak için, maşuka 'gözbebeğim!' diye hitap edilir."Je descendrai donc et je verrai : s'ils ont fait selon leur clameur venue à moi, l'anéantissement !
Biz ise That's The Way Love Goes'un gizli bir şekilde kalanı haber verdiğini düşünüyorduk.L'article détaillait le procédé, que la société Sande tenait pour secret.
Desdemona'da Othello'nun kendine ilk hediye olarak verdiği bir mendil bulunmaktadır.Desdémone possède un mouchoir dont Othello lui a fait cadeau.
Ancak Peter, karısına verdiği tutmaz ve partide içki içer.Henry n'étant pas arrivé, ils passent la soirée ensemble à boire et discuter.
II. Dünya Savaşı 1939'da patlak verdiğinde, Yugoslavya'nın tarafsızlığını ilan etti.Lorsque la Seconde Guerre mondiale éclata, en 1939, la Suède se déclara neutre.
Bu kadar değer verdiğin bir şeyi bırakmak gerçekten zor.C'est dur de laisser partir quelqu'un auquel on tient tant.
Verdiği hizmetin büyük bölümü Birinci Dünya Savaşı esnasında Ege Filosu'nda geçmiştir.Il servit dans la Grand Fleet pendant la Première Guerre mondiale.
Google'ın her site için bir puan verdiği ve bu puanları güncel tuttuğu bilinmektedir.Le site propose une assurance à la journée couvrant tous les risques.
Ölümünden önce, Buffy'e "Bay Pointy" ismini verdiği en sevdiği kazığı verir.Elle a appelé son pieu préféré M. Pointu.
Hizmet verdiği kent ise Saint-Tropez'dir.Il tient son nom de la ville de Saint-Tropez qu'il baigne.
Bunu Kont da bilmektedir ve kızının gayet kıymet verdiği Lindoro'yu bir oğlu olarak kabul etmeye başlamıştır.La comtesse l'adopte comme fille et le comte accepte enfin Léon comme fils.
2002'te Vivid ile son filmini çekti, Chasin' Pink 6 ve sektöre ara verdiğini açıkladı.En 2002, elle tourne dans son dernier film Chasin' Pink 6 (Vivid) puis fait une pause dans sa carrière.
(Bu izin Danıştay 8. Dairesi'nin 1984'te verdiği karar ile iptal edilmiştir.)(Note : Cette procédure a été modifiée par le douzième amendement en 1804.)
Aynı zamanda Sovyetlerin gençlere sadece eğer kendilerine komünist derlerse ekmek verdiğini öğrenir.Ce n'est que plus tard que les Géorgiens comprennent qu'ils ont à faire à un peuple païen.
Hayatımda geride kalan 20 yıla baktım ve değer verdiğim şeylerin önemli olmadığını fark ettim."Je l'ai relu vingt-cinq ans après, et j'ai trouvé que je n'avais pas grand-chose à en retrancher ».
Kraliçe Victoria'nın en çok değer verdiği siyasetçiydi.Elle aurait été l'œuvre la plus appréciée de la Reine Victoria.
Yönetmenin verdiği diğer görevleri üstlenir.Il remplit toutes autres fonctions dont il est chargé par ces organes.
Ocak 2008'de 19 adını verdiği ilk stüdyo albümünü yayımladı.Il publie son premier album studio, Look What You Did to Me, en 1998.