verdiği ile cümle

verdiği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Donald's Happy Birthday kısa filminin ona verdiği doğum günü ise Mart ayının 13'üdür.In dem Trickfilm Donald’s Happy Birthday (1949) wird der 13. März als Geburtstag genannt.
Oyun, Ubisoft'un Player Projection adını verdiği özel teknolojisini kullanmaktadır.Die Technologie, die hierbei genutzt wird, nennt sich laut Ubisoft „Player Projection“.
Bir şarkıcı ve dansçı olmaya orada karar verdiğini söyler.Damals hat sie beschlossen, Sängerin und Tänzerin zu werden.
Ayrıca Rus Coğrafya Derneğinin verdiği Büyük Altın Konstantin Madalyasına sahiptir.Von der Russischen Geographischen Gesellschaft wurde ihm die Konstantin-Medaille verliehen.
Eserlerinde görüşlerine yer verdiği kimseleri tenkit de etmiştir.Der Sachwalter (Kurator) wacht dann über jene Teile, für die er eingesetzt wurde.
31 Mart'ta mürettebatın bir kısmı Puerto San Julian adını verdiği bir grup oluşturdu.Am 30. März erreichte die Flotte eine Bucht, die Puerto San Julián genannt wurde.
Çünkü önceden Rhaegar’a verdiği sözü tutamamıştır.Diese betrafen aber nur seine ehemalige Tätigkeit beim RSHA.
Ayrıca yine dava esnasında verdiği ifadede, İSKİ'de kimseye rüşvet vermediğini beyan etmiştir.Eine Aussage, die er nicht unter Eid wiederholen wollte.
Desdemona'da Othello'nun kendine ilk hediye olarak verdiği bir mendil bulunmaktadır.Desdemona verliert ein Taschentuch, das ihr Othello geschenkt hat.
Ormanda yetişen Semen çiçeğinin de ilçeye ismini verdiği düşünülmektedir.Die Flußschnelle am Wald gab ihnen den Namen.
Mahkemeye çıkarılan Uğurlu verdiği ifadeden sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.Nach seiner erfolgreichen Berufung gegen das Urteil musste er wieder freigelassen werden.
Vaaz verdiği kiliseler dolup taşıyordu.Dessen Predigten beeindruckten ihn.
2007'de Owl City, Of June adını verdiği bir EP yayımladı.2007 veröffentlichte Owl City die EP Of June und 2008 das Album Maybe I’m Dreaming.
Ülkede devletin güvence verdiği bir sosyal korunma sistemi bulunmamaktadır.Ein staatliches soziales Sicherungssystem gibt es nicht.
O zaman ona verdiğim isim ‘teta velata’ydı.Dies brachte ihr den Namen Teta Vegeta (dt.: Tante Vegeta) ein.
Hükümet, verdiği söz doğrultusunda darbecileri 30 Nisan'da affetti.Die preußische Regierung lehnte Kürtens Gnadengesuch am 30. Juni ab.
İlk olarak Nilüfer’e verdiği güzel şarkılarla ismini duyurmaya başladı.Zuallererst legte er der türkischen Sängerin Nilüfer seine ersten Lieder vor.
1998'de Putesky, Marilyn Manson'ın ilk zamanlarında beraber konserler verdiği Jack Off Jill'e katıldı.Mitte April 1998 trat Putesky der Band Jack Off Jill bei, die früher als Vorband von Marilyn Manson spielte.
Mimar da "kendisinin insan olmadığını" (yani söz verdiği için kendisine güvenebileceğini ima etmiştir).Im Gegensatz zur Person sei die (bloße) Sache ein Ding, das keiner Zurechnung fähig ist.
Pakistan, Beluçların ayrılıkçı eylemlerine destek verdiği gerekçesi ile Hindistan'ı suçladı.Indien beschuldigte Pakistan, diese Einheiten zu unterstützen.
Spora verdiği önemi kültür ve sanat etkinliklerine de veriyordu.Von seiner Mutter erbte er auch sein Interesse an Sport und sozialer Verantwortung.
John'un bana verdiği ad.Juan kaufte es ihnen.
Verdiği mesaj bakımından tamamen bir anti-savaş şarkısıdır.Als Beispiel singt er trotz des Verbotes ein lustiges Lied.
Kendisi hakkında bilebileceği şey, yalnızca koşulların ona verdiği şeydir.Sie erzählt ihm Dinge, die nur seine Frau wissen kann.
Bu kişinin (hakemin) verdiği kararlara ve puanlamaya hiç kimse itirazda bulunmaz.Weder ein Zeuge noch irgendwelche Spuren, die auf den oder die Täter hindeuteten, konnten gefunden werden.
Avrupa Yatırım Bankası da bu girişimin finanse edilmesinde verdiği kredilerle önemli bir rol üstlenmiştir.Die Europäische Investitionsbank (EIB) ist Beteiligungspartner dieses Finanzierungsmodells.
Ancak Peter, karısına verdiği tutmaz ve partide içki içer.Peter glaubt ihr nicht, worauf sie wieder mit dem Trinken anfängt.
14 Haziran'da Lopez Dance Again World Tour adını verdiği dünya turnesine çıktı.Um dieses Album zu promoten, ging Lopez auf Dance Again World Tour.
Manet ve Degas Hélène André'nin poz verdiği ilk ressamlardır.Manet war neben Degas der erste Maler, dem Hélène André Modell stand.
Hanlar, Tanrının kendilerine verdiği "Kut"la yönetirdi.Weg, den der „Herr des Weges“ für sie geordnet hat.
Kendi adını verdiği çıkış albümünü Eylül 2015'te yayımladı.Sein im September 2015 veröffentlichtes Album trägt denselben Titel.
28 Ekim 2014 tarihinde grup kendi ismini verdiği EPsini yayınladı.Am 8. Oktober 2012 erschien die Single Crying Out Your Name.
Daha sonra verdiği röportajlarda da bu fikrini tekrarladı.Auch in den folgenden Tagen wiederholte er diese Auffassung.
Leoparın verdiği ipuçları.Die Spur des Löwen.
Divayev'in verdiği bilgiye göre Özbekler; "Çal Mama!Er lässt einen unbekannten Gesprächspartner fragen: „Was sprichst du, Seneca?
Daha büyük yuvalar daha çok sayıda yavrunun palazlanmasına izin verdiği için ilgi görür.Größere Gelege sind darauf zurückzuführen, dass mehrere Weibchen in ein Gelege legen.
I. Dünya Savaşı patlak verdiğinde, "C'est ma guerre!"Vom Anschluß zum Krieg. „Hitler, c’est la guerre“.
Cyclops ise, hâlâ Jean Grey'i kaybetmiş olmanın verdiği derin acıyla depresyondadır.Cyclops und Logan trauern um Jean Grey, für die sie beide starke Gefühle gehegt hatten.
İnsanlık Komedyası, Fransız yazar Honoré de Balzac'ın eserlerine verdiği genel isim.La belle Impéria) aus den Tolldreisten Geschichten des französischen Schriftstellers Honoré de Balzac.
Fakat onun serbest bırakılması ise sırf Pers Savaşlarında verdiği çabalardan ötürüdür.Seine Ernennung soll vor allem wegen seiner im Krieg geleisteten Dienste erfolgt sein.
15.12.2015 tarihinde verdiği ani karar ile bass gitaris Jeremy Davis'te gruptan ayrılmıştır.Am 15. Januar 2008 teilte Negative mit, dass sich der Gitarrist Sir Christus von ihnen getrennt hat.
Bana şans verdiği için Fatih hocaya teşekkür ediyorum.Er gibt es Lukasch, damit es ihm Glück bringt.
Hastalık, sadece bölgenin ve daralmanın izin verdiği ölçüde cerrahi müdahalelerle kontrol altına alınabilir.Erlaubt ist die Operation nur unter örtlicher Betäubung.
1921 yılında donanmayı bıraktı ancak İkinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde yeniden göreve çağrıldı.1919 verließ er die Marine, wurde beim Ausbruch des Zweiten Weltkrieges 1939 aber wieder reaktiviert.
Güvener’in bir başka özelliği de meslek sendikacılığında verdiği hizmetler oldu.Besondere Bedeutung erlangte die Sekundärhaftung dabei im Dienstleistungsbereich der freien Berufe.
Sherburne F. Cook önce 3.500 olarak verdiği rakamı daha sonra 9.730 olarak düzeltmiştir..Sherburne F. Cook erhöhte diese Annahme leicht auf 9.500 Personen.
Sebebini soranlara, "Allahü teâlâya tövbe ettiğim, günâh işlememeye söz verdiğim zaman yalın ayaktım."Wenn sie mit dir streiten, sprich: "Ich habe mich Gott ganz ergeben, ich und wer mir folgt" (Sure 3:20).
Kendisinin "romantik empresyonizm" adını verdiği tarzı terk ederek noktalama tekniğine geçti.Sie kritisierte die Konzeption des „Green New Deal“, die sie als zu technokratisch betrachtet.
Amerikan realizm akımında eserler verdiği kabul edilir.Sie malte im Stile des Amerikanischen Realismus.
Bir sezon verdiği ara sonrası Beşiktaş'ta 1964 yılından 1967 yılına kadar çalıştı.In der Folge war er auf der Position eines Mittelfeldspielers sieben Jahre, bis 1926, für Lazio aktiv.
Ancak, Nietzsche'nin çalışmalarında yer verdiği siyasi tavsiyeleri eleştirir.Eine Studie über das Politische bei Nietzsche.
Anayasa Mahkemesinin verdiği karar üzerine davanın yeniden yargılanmasına karar verildi.Daher wurde die Wahl beim Verfassungsgerichtshof angefochten, um eine Wiederholung zu erreichen.
13 yıl önce verdiği bir sözü tutmasının zamanı gelmiştir.Seine angenommene Lebensdauer beträgt 13 Jahre.
İkinci Dünya Savaşı Avrupa’da patlak verdiğinde Lawrence askeri projelerde çalışmaya koyuldu.Als der Zweite Weltkrieg ausbricht, muss Boris zum Militär.
Emir verdiğim zaman, uygulanmasını istiyorum!Quand je donne un ordre j'aime qu'on l'exécute !
Soruya verdiğiniz cevabın yanlış olduğu ortaya çıktı.Votre réponse à la question s'est avérée fausse.
Al, söz verdiğim gibi, işte çikolatalı pasta.Tiens, comme promis, voilà mon gâteau au chocolat.
Bana hayatını verdiğin için teşekkürler.Merci de m’avoir donné la vie.
Birkaç yıl sonra hâlâ ona verdiği sözü hatırlayacak mı?Est-ce que, dans quelques années, elle se rappellera encore ce qu'elle lui a promis ?
Burada kalmamıza izin verdiğiniz için teşekkürler.Merci de nous permettre de rester ici.

İlgili Sayfalar