verdiği ile cümle

verdiği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
1971'de savaş patlak verdiğinde Bihariler Pakistan Ordusunun yanında yer aldı.When the war broke out in 1971, the Biharis sided with the Pakistani Army.
Manson, flört tavsiyeleri verdiği ilk bloguna 2008'de başladı. [1]Manson started his first blog about dating advice in 2008.[6]
Rusların önemli kayıplar verdiği bildirildi.The Russians reportedly suffered significant losses.
1902'de Avusturya-Macaristan savaş planlarının bir kopyasını Ruslara verdiği bildirildi.In 1902, he reportedly passed a copy of Austro-Hungarian war plans to the Russians.
Bunun muhalif Alexei Navalny'ye verdiği destekten kaynaklandığını düşündüğünü bildirdi. [1]He reported that he considered it was due to his support for Alexei Navalny.[14]
Mektupta, Osman'ın İbn Ebi Bekir ve destekçileri için ölüm cezası verdiği iddia ediliyor.In the letter, Uthman purportedly ordered death punishment for Ibn Abi Bakr and his supporters.
Katledilme emrini bizzat Mavrocordatos'un verdiği iddia edilmiştir.It is alleged that his murder was ordered by Mavrocordatos himself.
tahminine göre şansa karar verdiğini ve ne insan ne de kendisi tarafından yapıldığını söyledi.she said by her faith she doth judge very chance, and neither done by man nor by herself.
Sophie, Simon'ın ona ne kadar zarar verdiğini bilmesine rağmen onu ziyaret eder.Sophie, despite how much Simon hurt her, visits him.
Halepa Paktı'nın verdiği haklar restore edilecek ve iyileştirilecekti.The rights granted by the Halepa Pact were to be restored and improved.
Düşes olarakta bilinen Florence Harding, verdiği zarif partilerle Beyaz Saray'a iyi uyum sağladı.Known as The Duchess, she adapted well to the White House, where she gave notably elegant parties.
Chenoweth, The New York Times'a verdiği bir röportajda, "Onları hiç görmedim" dedi."I have never seen them", Chenoweth said in an interview in The New York Times.
Türbe, azizin adını verdiği bir mezar kompleksi ile çevrilidir.The mausoleum is surrounded by a burial complex to which the saint has given his name.
Ayaklarının altında İsrail Kralı Saul'un savaş için Davut'a verdiği zırh vardır.At his feet lies the armour of Israel's King, Saul, given to David for battle.
Davut heykeli, Scipione Borghese'nin Bernini için verdiği son görevdi.David was Scipione Borghese's last commission for Bernini.
Bunun yerine, katliama izin verdiği için Tanrı ile alay eden bir mahkeme kurarlar.Instead they perform a mock trial of God for allowing the massacre.
Bu, Romanes'in Darwin'in izolasyon türleşme teorisine yaptığı üç itiraza verdiği cevaptı.This was Romanes's answer to three objections to Darwin's isolation theory of speciation.
Kırım Savaşı patlak verdiğinde, nihayet bir şans elde eder.When the Crimean War breaks out, she finally gets her chance.
Farjeon, bu oyunun ona "yazmayı bir zevk haline getiren kolaylık akışını" verdiğini belirtir.[1]Farjeon credited this game with giving her "the flow of ease which makes writing a delight".[3]
Uyarıcının normal acıya verdiği tepkiye verilenden daha şiddetli olarak hiperaljeziden farklıdır.It is different from hyperalgesia, an exaggerated response from a normally painful stimulus.
Hatum ve Asali güneye, Kral Hüseyin'in kendilerine sığınma hakkı verdiği Ürdün'e kaçtılar.Hatum and Asali fled south to Jordan, where King Hussein gave them asylum.
Bu kalamarların saldırıya uğradığında insanlara büyük zarar verdiği söyleniyor.These squids are said to cause great harm to humans when attacked.
"Vay canına!" rengi ilk kez öznel olarak deneyimlemenin verdiği yanıttır.She has the "Wow!" response from subjectively experiencing the color for the first time.
Verdiği elektronlar sayesinde süreç içinde oksitlenen bir indirgeyici maddedir.It is a reducing agent that, by virtue of its donating electrons, is itself oxidized in the process.
İngiliz işgali, İngilizlerin bu adaları Danimarka'ya geri verdiği Nisan 1802 tarihine kadar sürdü.The British occupation lasted until April 1802, when the British returned the islands to Denmark.
1907 yılında Oréale adını verdiği inovasyonlu bir saç rengi formülü geliştirdi.Schueller developed in 1907 an innovative hair-color formula, which he called Oréale.
Demnig'in en iyi bilinen eseri Stolpersteine adını verdiği eserdir.Demnig's best known work is what he calls Stolpersteine.
Bu gezi sırasında Alfonse, Norombega adını verdiği bir ülkeyi tanımladı.[1]During this trip, Alfonse described a land he called Norombega.[5]
Bu, Emboli adını verdiğim ve çok sık görülen bir sürecin ortaya çıkmasına neden olur."[1]This gives rise to the very frequent process on which I have bestowed the name of Embolia."[56]
"Contagium vivum liquidum" adını verdiği virüslerin keşfiyle tanınır.He is credited with the discovery of viruses, which he called "contagium vivum fluidum".
1914'te Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde Bochkareva, Buk'tan ayrıldı ve Tomsk'a döndü.At the outbreak of World War I in 1914, Bochkareva left Buk and returned to Tomsk.
Mısırlıların ağır kayıplar verdiği rivayet edilir.The Egyptians reportedly suffered heavy casualties.
Morissette, "İronik" ile eşcinsel evliliğe verdiği desteği ifade etti .With "Ironic", Morissette denoted her support for same-sex marriage.
Bu noktada bilgisayar korsanı DarkComet'in izin verdiği özellikleri hedef üzerinde kullanabilir.At this point the client can use any of the features which the GUI contains.
Sınavdan sonra, verdiğimiz cevapları karşılaştırdık.Nach der Prüfung haben wir die Antworten verglichen, die wir aufgeschrieben hatten.
Soruya verdiğin cevap doğru değildir.Deine Antwort auf die Frage ist nicht korrekt.
Sana ne sözü verdiğimi hatırlıyor mu?Erinnert er sich daran, was ich dir versprochen habe?
Bana verdiğin şey çok hoşuma gitti.Was du mir geschenkt hast, macht mir viel Freude.
Verdiğiniz çek karşılıksız çıktı.Der Scheck, den Sie mir ausgestellt haben, hat sich leider als ungedeckt erwiesen.
Tom'un bana verdiği havluyla kendimi kuruttum.Ich trocknete mich mit dem Handtuch ab, das Tom mir gegeben hatte.
Mutluluğa aradığında değil, onun seni bulmasına izin verdiğinde ulaşırsın.Glück findest du nicht, wenn du es suchst, sondern wenn du zulässt, dass es dich findet.
Para verdiğim adam fakirdir.Der Mann, dem ich Geld gebe, ist arm.
Başka birisinin senin verdiğin ve kabul etmek istemediği tüm sevgini al sonra onu kendine hediye et.Nimm all die Liebe, die ein anderer von dir nicht annehmen wollte, und schenke sie dir selbst.
Yedi ila dokuzuncu konular ise Yehova'nın Amos'a verdiği görümleri içerir.(79) welches den Zeitpunkt bestimmt.
İlk konserini La Coruña kentinde verdiğinde 8 yaşındaydı.Sein erstes Konzert gab er im Alter von acht Jahren in La Coruña.
Hikâyenin başlarında Tanrı cehenneme (Gehenna) karşı verdiği savaşta güç toplamak için uyumaya geçer.Sie wirft ihnen Unglauben vor und droht ihnen mit dem Feuer der Hölle als Strafe Gottes.
Deniz ve kara, Şafak ve güneş bu şarkıdan söylüyor Bizim mücadelemizin meyvesini verdiğini!Das Meer und das Land, Die Dämmerung und die Sonne singen davon Dass unser Kampf Früchte hervorgebracht hat!
Hükümdar olduğu zaman gençlik yıllarında verdiği mücadele esnasında yanında olan herkesi mükafatlandırmıştı.Wenn ein König sich näherte, mussten sich alle Anwesenden (bis auf die Ephoren) erheben.
Bu konser, grubun 18 yıl aradan sonra Türkiye'de verdiği ilk konser oldu.Es war ihr erstes Konzert nach 18 Jahren in der Türkei.
Verdiğim sözü yerine getirinceye kadar senden ayrılmayacağım."Ich verlasse Dich ja nicht und werde schon alles zum guten Ende bringen“.
Verdiği nimetler (pınarbaşı mevkiinden köyün kaynak suyu çıkar) için Allah'a şükretmek amacıyla yapılır.Aber Gnade ist, wie Gott auf den Menschen unverdienter Maßen zugegangen ist.
Bunun üzerine Rabbi, "Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz" demişti.Dein Diener Ašqudum (sagt), Ich habe meinen Herrn um einen Teppich gebeten, doch man hat mir keinen gegeben.
Ve karşılığında ise verdiğinizi on misliyle alırsınız.Als Gegenleistung konnten sie den Zehnten für sich in Anspruch nehmen.
Allah'ın verdiği az nîmetlere kanâat ve şükretti.Tasbīḥ) und Dank gegenüber Gott (Hamdala), hingebungsvolles Bittgebet im Stehen (arab.
Putin, 2001 yılında verdiği bir demeçte bu konudaki pişmanlığını dile getirmiştir.Putin brachte in dem Gespräch seine Trauer über den Vorfall zum Ausdruck.
Düşmanı desteklemekten kasıt ise 2006 yılındaki Lübnan Savaşı sırasında Lübnan direnişine verdiği destekti.Er sollte also den libanesischen Widerstand während des Libanonkrieg 2006 unterstützen.
Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...)Was wir erlebt und gesehen haben, werden wir nicht so schnell vergessen. (...)
Çünkü annesine verdiği sözü tutamamıştır.Seine Mutter hat ihr Versprechen also gehalten.
Verdiğim parayı geri istedim.Ich gebe das Geld zurück.
Bu Britanya ordusunun Falkland savaşından beri bir gün içinde verdiği en büyük kayıptı.Dies war der größte Einzelverlust der britischen Streitkräfte während des Falklandkrieges.

İlgili Sayfalar