verdiği ile cümle
verdiği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Tom Mary'nin ona verdiği saatin kötü olduğunu düşündü.Tom thought the watch Mary had given him was ugly.
Tom Mary'nin niçin bir rahibe olmaya karar verdiğini bildiğini düşünüyor.Tom thinks he knows why Mary decided to become a nun.
Tom öyle bir söz verdiğini hatırlamadığını söylüyor.Tom says that he doesn't remember having made such a promise.
Tom gece geç saatlerde verdiği karardan pişmanlık duyuyor.Tom regrets the decision he made late last night.
Tom Mary'nin ona verdiği parayı paketledi.Tom pocketed the money Mary gave him.
Tom verdiği sözü yerine getirdi.Tom kept his end of the bargain.
Tom'un evini kimin ateşe verdiğine dair oldukça iyi bir fikri var.Tom has a pretty good idea who burned his house down.
Tom'un John'un ona verdiği Mary'ye ait birkaç fotoğrafı var.Tom had several photos of Mary that John had given him.
Tom doktorun ona verdiği ilacı almanın gerekli olmadığına karar verdi.Tom decided that it wasn't necessary to take the medicine the doctor had given him.
Tom pastayı Mary'nin ona verdiği yeni bıçakla kesti.Tom cut the cake with the new knife Mary had given him.
Tom Mary'nin o karar niçin verdiğini anlayamadı.Tom couldn't understand why Mary had made that decision.
Tom Mary'nin ona işi söz verdiğini iddia ediyor.Tom claims that Mary promised him the job.
Tom kesinlikle polisin bize verdiği tanıma uyuyor.Tom certainly fits the description that the police gave us.
Tom Mary'nin doğru karar verdiğine inanıyor.Tom believes Mary made the right decision.
Onun yer verdiği tartışmaya rağmen, sorun hâlâ çözülmemiş kalmaya devam ediyor.In spite of the controversy it aroused, the question still remains open.
Niçin gitmemeye karar verdiğinizi hâlâ bana söylemediniz.You still haven't told me why you decided not to go.
İşinden ayrılmaya karar verdiğinden dolayı mutlu görünüyorsun.Now that you've decided to quit your job, you look happy.
Tom Mary'nin ona verdiği dolmakalemle imzasını attı.Tom signed his name with the pen Mary had given him.
Tom, Mary'nin avukatının verdiği tüm belgeleri imzaladı.Tom signed all the documents Mary's lawyer gave him.
Rahatsızlık verdiğimiz için özür dileriz.We apologize for the inconvenience.
Bana verdiğin tavsiye sayesinde başardım.Because of the advice that you gave me, I succeeded.
Ne yapmak istediğine karar verdiğinde lütfen beni ara.Please call me when you have decided what you would like to do.
Borç verdiğim insanlar asla bana geri ödeme yapmıyorlar.The people I lend money to never pay me back.
Dün bana verdiğin lahanalar lezzetliydi.The collards that you gave me yesterday were delicious.
Tom Mary'nin kendisine verdiği hediyeye minnettar oldu.Tom appreciated the gift that Mary gave him.
Bana verdiğin kitabı kaybettim.I lost the book you gave me.
Sana bu kadar sıkıntı verdiğim için özür dilerim.I'm sorry to have caused you so much trouble.
Sana verdiğim kitabı okudun mu?Did you read the book I gave you?
Aşkın verdiği acı herhangi bir zevkten daha tatlıdır.The pain caused by love is much sweeter than any pleasure.
Bana ödünç verdiğin dergi çok ilgi çekici.The magazine you lent me is very interesting.
Bay Smith, söz verdiği hâlde henüz dönmedi.Mr. Smith hasn't turned up yet though he promised to.
Lütfen postalamak için sana verdiğim mektuplara pul yapıştırmayı unutma.Please don't forget to put stamps on the letters that I gave you to mail.
Neden bunu yapmaya karar verdiğimizi kimse hatırlıyor mu?Does anybody remember why we decided to do this?
Neden bunu yapmaya karar verdiğimizi hatırlayan var mı?Does anybody remember why we decided to do this?
Tom'a Mary'nin fikrine ne kadar değer verdiğimi söyledim.I told Tom how much I valued Mary's opinion.
Soruma çok çabuk cevap verdiğin için minnet duyuyorum.I appreciate your answering my enquiry so promptly.
Benim sipariş verdiğim bu değil.This is not what I ordered.
Onun sana verdiği parayı kabul ediyorsun.You accept the money he gives you.
Deneyim sadece hatalarımıza verdiğimiz isimdir.Experience is simply the name we give our mistakes.
O benim için yapmaya söz verdiği şeyi yaptı.She did what she promised to do for me.
Sana söz verdiğimiz şeyi yaptık.We did what we promised to do for you.
Senin için yapmaya söz verdiği şeyi yaptı.He did what he promised to do for you.
O senin için yapmaya söz verdiği şeyi yaptı.She did what she promised to do for you.
Onun için verdiğim sözümü tuttum.I did what I promised to do for him.
Ona verdiğim sözü tuttum.I did what I promised to do for him.
Ona söz verdiğim şeyi yaptım.I did what I promised to do for him.
Ben onun için yapmaya söz verdiğim şeyi yaptım.I did what I promised to do for her.
Bizim için yapmaya söz verdiğin şeyi yaptın.You did what you promised to do for us.
O bizim için yapmaya söz verdiği şeyi yaptı.He did what he promised to do for us.
Burada kalmana izin verdiğime pişman etme.Don't make me regret letting your stay here.
Sana bu parayı ödünç verdiğime beni pişman etme.Don't make me regret lending you this money.
Bir filozof bana cevap verdiğinde, ben artık sorumu anlamıyorum.When a philosopher answers me, I no longer understand my question.
Tom bile Mary'nin ona verdiği rapora bakmadı.Tom didn't even look at the report that Mary gave him.
Tom'un bana eski arabam için ne kadar para verdiğine inanmayacaksın.You won't believe how much money Tom gave me for my old car.
Tom, Mary'nin bir parti verdiğini biliyordu.Tom knew that Mary was throwing a party.
Tom'un Mary'ye ne verdiğini sen bile bilmek istemiyor musun?Don't you even want to know what Tom gave Mary?
Tom sana biraz ödünç para verdiği için şanslısın.You're lucky Tom lent you some money.
Bana verdiğin gömlek mükemmel olarak uydu.The shirt you gave me fit perfectly.
Biz silah atışları gibi neyin ses verdiğini duyduk.We heard what sounded like gunshots.
Tom'un ona verdiğin hediyeyi seveceğini düşündüm.I thought Tom would love the gift you gave him.
İlgili Sayfalar