verdiği ile cümle
verdiği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Anahtarı ona verdiğimi hatırlıyorum.I remember giving him the key.
O, 1941'de, savaş patlak verdiğinde Avrupa'dan evine döndü.He returned home from Europe in 1941, when the war broke out.
Ona verdiğim bir arabası var.He has a car which I gave to him.
O,verdiğim sinyale cevap verdi.He responded to the signal I gave.
Benim için yapmaya söz verdiği şeyi yaptı.He did what he promised to do for me.
Onların verdiği akşam yemeği kötü pişirilmişti.The dinner they served was badly cooked.
Onun okulda Fransızca dersi verdiği doğrudur.It is true that she teaches French at school.
Bana kitabı onun mu verdiğini yoksa satın mı aldığımı sordu.He asked me whether she had given me the book, or if I had bought it myself.
Parayı ona verdiğim için beni enayi yerine koydu.She fooled me into giving her the money.
Bana ödünç verdiği ceketi geri aldı.She took back the coat she lent me.
Ebeveynlerim bana Noel için bir kimya seti verdiğinde neredeyse on yaşındaydım.I was nearly ten when my parents gave me a chemistry set for Christmas.
Patronumun verdiği referans her şeyi halletti.The recommendation from my boss made all the difference.
E-postana geç cevap verdiğim için üzgünüm.I'm sorry I'm late replying to your email.
Bill sık sık verdiği sözleri tutmaz.Bill often breaks his promises.
O, cevap verdiğinde ağlıyordu.She was crying as she answered.
O ona verdiği sözü kesinlikle tutacaktır.She'll certainly keep the promise she made to him.
O geldiğinde söz verdiğim parayı ödeyeceğim.When he comes, I'll pay the money that I promised.
Babamın bana verdiği saati kaybettim.I lost the watch that my father gave me.
Yarın bana ödünç verdiğin parayı iade edeceğim.Tomorrow, I'll return the money you lent me.
O benim verdiğim bir arabaya sahip.He has a car that I gave him.
Arkadaşının ona ödünç verdiği tüm parayı harcadı.He spent all the money that his friend had lent him.
Verdiğin sözleri tutmalısın.You must keep the promises you make.
Bu otel rehber kitabın verdiği dört yıldızı hak etmekten uzaktır.This hotel is far from deserving the four stars the guidebook gives it.
Kız kardeşinin aksine, o, ebeveynlerinin ona verdiği dini inancı korudu.Unlike his sister, he has retained the religious faith his parents brought him up in.
O yapmaya söz verdiği şeyi yaptı.He did what he promised to do.
O, babasına verdiği sözü yerine getiremedi.He couldn't fulfill the promise he made to his father.
Bu kararı nasıl verdiğini daha sonra açıkladı.He explained later how he made this decision.
O, dün gece onu aramak için söz verdiğini unuttu.She forgot that she had promised to call him last night.
Yangın patlak verdiğinde, o, derin uykudaydı.When the fire broke out, he was fast asleep.
Keşke ona verdiğimi şikayet etmeden yese.I wish she would eat what I give her without complaining.
Sana ödünç verdiğim makası bana geri vermeyi planladığında bilmek istiyorum.I'd like to know when you plan to give me back the scissors I lent you.
Bana yiyecek bir şey verdiğin için teşekkür ederim. Gerçekten açtım.Thank you for giving me something to eat. I was really hungry.
Bana verdiğin şeyle ne yapmam gerekiyor?What am I supposed to do with what you gave me?
Tom, ona verdiğim şeyle ne isterse yapabilir.Tom may do whatever he likes with what I gave him.
Tom annesinin ona verdiği her şeyi yer.Tom eats everything that his mother gives him.
Tom itfaiyecinin ona verdiği sandvici istekle yedi.Tom eagerly ate the sandwich that the fireman gave him.
Tom yapmaya söz verdiği şeyi yaptı.Tom did what he promised to do.
Tom benim Mary'ye biraz para verdiğimi gördü.Tom saw me give Mary some money.
Tom valizin anahtarını Mary'ye verdiğini hatırlıyor.Tom remembers giving Mary the key to the suitcase.
Tom, Mary'nin ona verdiği kitabı asla okumadı.Tom never read the book that Mary gave him.
Tom, Mary'nin niçin Tom'la birlikte pikniğe gitmemeye karar verdiğini biliyor.Tom knows why Mary decided not to go on the picnic with him.
Tom'un Mary'nin ona verdiği eski bir bisikleti var.Tom has an old bicycle that Mary gave him.
Tom Mary'nin ona verdiği kemeri kullanarak kendini astı.Tom hanged himself using the belt that Mary had given him.
Tom Mary'nin ona verdiği kitabı oldukça sıkıcı buldu.Tom found the book Mary had given him quite boring.
Tom, Mary'nin verdiği sözü tutup tutmayacağından emin değil.Tom doubts if Mary will keep her promise.
Tom Mary'nin akıllı bir karar verdiğini düşünmüyor.Tom doesn't think that Mary made a wise decision.
Tom Mary'nin işini bırakmaya karar verdiğini bilmiyordu.Tom didn't know that Mary had decided to quit her job.
Tom Mary'nin onu terk etmeye karar verdiğini bilmiyordu.Tom didn't know Mary had decided to leave him.
Tom Mary'ye yardım etmek için verdiği sözü tutmadı.Tom didn't keep his promise to help Mary.
Tom zaten Mary'ye parayı verdiğini iddia etti.Tom claimed that he'd already given Mary the money.
Tom Mary'ye geçen altı ay içinde 34,000 dolardan daha fazla verdiğini hesapladı.Tom calculated that he had given Mary over 34,000 dollars in the past six months.
Tom Mary'ye resmi ona kimin verdiğini sordu.Tom asked Mary who had given her the picture.
Tom Mary'ye nasıl o kadar çok kilo verdiğini sordu.Tom asked Mary how she had lost so much weight.
Eskiden konser verdiğimde Tom ve Mary arkada benim yedek şarkıcılarımdı.Tom and Mary were my backup singers back when I used to perform.
Tom'un küçük bir kutu içerisinde Mary'ye bir şey verdiğini gördüm.I saw Tom give Mary something in a small box.
Ne zaman Roma'dan ayrılmaya karar verdiğini bilmiyorum.I don't know when he decided to leave Rome.
Onun ne zaman Roma'yı terk etmeye karar verdiğini bilmiyorum.I don't know when she decided to leave Rome.
Tom üvey ebeveynlerinin kendisine verdiği sevgiyi kabul etmeyi öğrendi.Tom learned to accept the love his stepparents gave him.
Mary Tom'un ona verdiği yavru köpeği beğenmediğinde, Tom çok fazla şaşırmazdı.Tom wouldn't be too surprised if Mary didn't like the puppy he gave her.
Tom Mary'nin sebzeleri kesmesi için ona verdiği yeni bıçağı kullandı.Tom used the new knife Mary had given him to cut the vegetables.
İlgili Sayfalar