verdiği ile cümle
verdiği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Hayat ondan ne beklediğine karar verdiğinde başlar.Life starts when you decide what you are expecting from it.
Sana söz verdiğim 3000 dolara güvenebilirsin.You can count on the $3,000 I have promised you.
Bana verdiğin bilgi az kullanılır.The information you gave me is of little use.
Bana verdiğin nasihattan dolayı başarabildim.Your advice led me to success.
İzin verdiğiniz için teşekkür ederim.Thank you for granting your permission.
Japonyanın savaş sırasında açlığa karşı sürekli bir mücadele verdiğini söyleyebiliriz.We can say that Japan was fighting a constant battle against hunger during the war.
Soğuk havada dışarıya nefes verdiğinde nefesini görebilirsin.When you breathe out in cold weather, you can see your breath.
Bize 2. Dünya Savaşı'nın 1939 yılında patlak verdiği öğretildi.We were taught that World War II broke out in 1939.
Yangın patlak verdiğinde, o derin uykudaydı.When the fire broke out, he was dead asleep.
Ne yapmak istediğine karar verdiğinde lütfen bana telefon et.Please telephone me when you have made up your mind what you want to do.
Sizin ona verdiğiniz neydi?What was it that you gave him?
Bu arada, sana ödünç verdiğim paraya ne oldu?By the way, what happened to the money I lent you?
Televizyonun çocuklara zarar verdiğini düşünüyor musunuz?Do you think television does children harm?
Meşgul olsan bile, verdiğin sözleri tutmalısın.Even if you are busy, you should keep your promise.
Soruya verdiğin cevap doğru değildir.Your answer to the question is not correct.
Belge kayıtları savaşın 1700 yılında patlak verdiğini yazıyor.The document records that the war broke out in 1700.
Grup, hükümete verdiği desteği geri çekti.The group withdrew their support for the Government.
Gelmek için söz verdiği halde Bay Smith henüz dönmedi.Mr Smith has not turned up yet though he promised to come.
Bana güzel bir hediye verdiğiniz için çok naziktiniz.It was very kind of you to give me a nice gift.
Jeff Kim'in ona bir doğum günü hediyesi için verdiği kravatı giydi.Jeff wore the tie which Kim had given him for a birthday present.
Jane bana Wendy'nin verdiği aynı hediyeyi verdi.Jane gave me the same present as Wendy did.
Hangi planı istediğine karar verdiğin zaman , yazılı olarak bizi bilgilendir.When you decide which plan you want, please notify us in writing.
Bu onun hepsinden çok değer verdiği çömlektir.This is the pot he treasures most of all.
O, sözlüğümü verdiğim kişidir.He is the person to whom I gave my dictionary.
Annemin evlendiğimde bana verdiği budur.This is what my mother gave me when I got married.
Bu giysilerin bana verdiği silüeti seviyorum.I like the silhouette these clothes give me.
Bazı sınıf arkadaşları benim ona çikolata verdiğimi gördü.Some classmates saw me give him chocolate.
Bize verdiğin tüm yardım için size çok minnettarız.We are very grateful to you for all the help you have given us.
O zaman verdiğim söz hâlâ geçerli.The promise I made then still holds.
Onlara verdiğin paranın değerlendirileceğinden emin olabilirsin.You can be sure that the money you give them will be put to good use.
Bana ödünç verdiğin dergi çok ilginç.The magazine which you lent me is very interesting.
Bana ödünç para verdiğin için naziksin.It is kind of you to lend me the money.
Saat 11'e kadar geri döneceğine söz verdiğin sürece, dışarı çıkabilirsin.You can go out, as long as you promise to be back by 11 o'clock.
Selin verdiği hasar önemsizdi.The damage from the flood was negligible.
Onun gitmesine ya da karar verdiği gibi kalmasına izin verelim.Let's let him go or stay as he decides.
Bana bir şemsiye ödünç verdiğiniz için çok naziktiniz.It was very kind of you to lend me an umbrella.
Ona verdiğim para miktarı, 10.000 doları buluyor.The money I have given him amounts to $10,000.
Bize kitabı ödünç verdiğin için teşekkür ederim.Thank you for lending us the book.
Profesörün bize verdiği problemi çözmeye çalıştık fakat karışık görünüyordu.We tried to figure out the problem our professor had given us, but it seemed confusing.
Oğluma verdiğin hediye için teşekkür ederim.Thank you for the present you gave my son.
Kız kardeşimin bana doğum günüm için verdiği saati kaybettim.I lost the watch my sister had given me for my birthday.
Bana bir kitap verdiği için ona teşekkür ettim.I thanked him for lending me a book.
Babamın bana verdiği bu saatten memnunum.I am pleased with this watch my father gave me.
Biz Fransız Devriminin neden patlak verdiğini öğrendik.We learned why the French Revolution broke out.
Eğer işler kontrolden çıkarsa beni dün sana verdiğim numaradan aramalısın.If things get out of hand, you should call me at the number I gave you yesterday.
Bana ödünç verdiğin kitabı kaybettim.I lost the book you lent me.
Üzgünüm ama bana verdiğin kitabı bulamıyorum.I'm sorry, but I can't find the book you lent me.
Öğrenciler öğretmenin onlara verdiği tüm bilgiyi öğrendi.The pupils absorbed all the knowledge the teacher gave them.
Sana geçen hafta ödünç verdiğim kitabı bitirdin mi?Have you finished reading the book I lent you last week?
Size geçen hafta ödünç verdiğim kitabı bitirdiniz mi?Have you finished reading the book I lent you last week?
Ben erkek kardeşime hâlâ bana geçen hafta ödünç verdiği on doları borçluyum.I still owe my brother the ten dollars that he lent me last week.
Öğretmen İkinci Dünya Savaşı'nın 1939'da patlak verdiğini söyledi.The teacher said that World War II broke out in 1939.
Geçen gün sana ödünç verdiğim kitabı okumayı bitirdin mi?Have you finished reading the book I lent you the other day?
Birkaç gün önce sana ödünç verdiğim kitabı iade etmeni istiyorum.I want you to return the book I lent you the other day.
Savaş patlak verdiğinde, o, Londra'da yaşıyordu.He was living in London when the war broke out.
Erken dönmeye söz verdiğin sürece, dışarı çıkabilirsin.You can go out, as long as you promise to be back early.
Tomoko'nun bana ödünç verdiği çizgi roman hiç ilginç değildi.The comic book that Tomoko lent me was not at all interesting.
Onun bana verdiği resmi nereye asacağımı merak ediyorum.I wonder where to hang the picture he gave me.
Onun işini terk etmek için karar verdiğini bilmiyordum.I didn't know he had decided to leave his job.
Gitmeye karar verdiğini bilmiyordum.I didn't know he had decided to leave.
İlgili Sayfalar