Her zaman sağdan gelen trafiğe yol ver.Always give way to traffic coming from the right.
Bana bir içki verir misin?Will you give me a drink?
Bana bir vinç verin.Give me a hoist.
Bir ya da iki gün içinde sana cevap vereceğim.I'll give you an answer in a day or two.
Bana 10,000 yen ödünç verebilir misin?Can you lend me 10,000 yen?
Bana tüm ayrıntıları ver.Give me chapter and verse.
Gece için ona yer verebiliriz.We can accommodate him for the night.
Genel anlamda, Japonya'da bir garson iyi hizmet verir.Generally speaking, a waiter in Japan gives good service.
Lütfen bana bir fincan süt ver.Please give me a cup of milk.
Lütfen bana bir bardak süt ver.Please give me a cup of milk.
Lütfen bana bir fincan süt verin.Please give me a cup of milk.
Bana bir şans verin.Give me a shot.
Size bir içki ısmarlamama izin verin.Let me buy you a drink.
Bir şey yapmaya karar verdikten sonra ona sadık kalın.Once you have decided to do something, stick to it.
Bir seferde pek çok soruya cevap veremiyorum.I cannot answer so many questions at a time.
Sizin ona verdiğiniz neydi?What was it that you gave him?
Bu, hayatımdaki en utanç verici andı.This is the most embarrassing moment of my life.
O onun yalnız gitmesine izin verdi.She allowed him to go alone.
O ona yalnız gitmesi için izin verdi.She allowed him to go alone.
Bir öğün yemek atlamak size zarar vermez.It won't hurt you to skip one meal.
Bir hafta içinde sana CD'yi geri vereceğim.I will give you back the CD in a week.
Bana bisikletini bir saatliğine ödünç verir misin?Will you lend me your bicycle for an hour?
Sana bir parça tavsiye vereyim.Let me give you a piece of advice.
Söylememe izin ver.Let me say.
Sana iyi bir öğüt vereceğim.I'll give you a piece of good advice.
Doktor onu ona verdi.The doctor gave it to her.
Doktor ona ilaç verdi.The doctor gave him the medicine.
Doktor ağrıyı dindirmek için ona bazı ilaçlar verdi.The doctor gave him some drugs to relieve the pain.
Doktor bana yatak istirahati verdi.The doctor ordered me a complete rest.
Doktor dışarı çıkmama izin vermedi.The doctor didn't allow me to go out.
Doktor diyet yapmam için talimat verdi.The doctor instructed me to go on a diet.
Bir doktor, asla bir hastanın ölmesine izin vermemelidir.A doctor should never let a patient die.
Doktor ilacı hastaya verdi.The doctor administered medicine to the patient.
Doktor derhal ameliyata karar verdi.The doctor decided to operate at once.
Birinin ne zaman ölmesi gerektiğine bir doktorun karar vermesi doğru mu?Is it right for a doctor to decide when someone should die?
Tıbbi olarak konuşursak, sana kilo vermeni öneririm.Speaking medically, I advise you to lose weight.
Komite grevin iptaline karar verdi.The committee decided to call off the strike.
Komite iki hafta ara verdi.The committee adjourned for two weeks.
Aşağıda açıklanacak veri şu şekilde toplanmıştır.The data to be discussed below was collected in the following way.
Rehberimiz bize otelin yeriyle ilgili yanlış bilgi verdi.Our guide misinformed us about the location of the hotel.
Karanlıktan sonra onun dışarı çıkmasına izin verme.Don't let her go out after dark.
Sezarın hakkını Sezara verin.Give the devil his due.
Onlar kötü havaya rağmen arabayla gitmeye karar verdiler.They made up their minds to go by car in spite of bad weather.
Kötü hava törene zarar verdi.The bad weather marred the ceremony.
Amacım zarar vermek değildi.I meant no harm.
Amacım size zarar vermek değildi.I meant you no harm.
Kötü kitaplar sana zarar verecek.Bad books will do you harm.
Sevgi paranın üstündedir. Sonraki önceki kadar çok mutluluk veremez.Love is above money. The latter can't give as much happiness as the former.
Düşünmek için bazen ara vermeliyiz.We should sometimes pause to think.
En kısa sürede kötü bir alışkanlığa son vermem gerekiyor.We must put an end to a bad habit as soon as possible.
Bize iyi ders vermesinin dışında Dünyada bir şey yok.There is nothing in the world but teaches us some good lesson.
Bana ya özgürlük verin ya da ölüm verin!Give me liberty or give me death.
Ona ödünç para verecek kadar aptal değilim.I know better than to lend him money.
Ona ödünç para vermeyecek kadar akıllıyım.I know better than to lend him money.
Ona ödünç para vermeyecek kadar mantıklıyım.I know better than to lend him money.
Toplantıyı önümüzdeki pazara kadar ertelemeye karar verdik.We decided to put off the meeting until next Sunday.
O okulda bana eğitim verildi.I was given training in that school.
Çabalarımız yakında meyvesini verecek.Our efforts will soon bear fruit.
Şimdi toplantı için yer hakkında karar vermek gerekli değil.It isn't necessary to make a decision now about where we'll meet.
Rosie'ye saat on bire kadar yatmaması için izin verildi.Rosie was allowed to stay up till eleven o'clock.