Dün raporumu verdim.I handed in my report yesterday.
Korkunç derecede meşgulüm çünkü raporun verilme tarihi yakındır.I am terribly busy because the report deadline is near.
Başkan Reagan'ın vergi programı işe yaramadı.President Reagan's tax program has not worked.
Oda arkadaşıma karar verildi mi?Has my roommate been decided?
Oda arkadaşım bir parti veriyor.My roommate's having a party.
Lincoln kölelere özgürlük verdi.Lincoln granted liberty to slaves.
Lincoln, ülkedeki bütün kölelerin serbest bırakılması emrini verdi.Lincoln ordered that all the slaves in the country should be set free.
Size daha iyi hizmet verebilmek için, çağrınız izlenebilir.In order to serve you better, your call may be monitored.
Eğer istersen sana bir tane ödünç veririm.I'll lend you one if you like.
Üzerinde düşünmem için bana birkaç gün daha ver.Give me another couple of days to think it over.
Olgun yansımadan sonra, onların teklifini kabul etmeye karar verdim.After mature reflection, I've decided to accept their offer.
Avrupa'ya gitmek yerine Amerika'ya gitmeye karar verdim.Instead of going to Europe, I decided to go to America.
Kitabı bana vermesi için sonunda onu ikna ettim.I finally talked her into lending me the book.
Bazı insanlar kilo vermek için öğün atlarlar.In order to lose weight some people skip meals.
Daha çok kitap okumak için kendime söz verdim.I have promised myself to read more books.
Sana çabucak cevap vermediğim için üzgünüm.I'm sorry I didn't reply to you sooner.
Kısa sürede cevap vermediğim için üzgünüm.Sorry I didn't reply sooner.
Bana daha iyi bir fiyat verir misin?Can you give me a better price?
İlginç kitapların varsa, bana birkaç tane ödünç ver.If you have any interesting books, lend me some.
Eğer telefon çalarsa cevap verebilir misin?If the telephone rings, can you answer it?
Zengin olsaydım, ben sana biraz para verirdim.If I had been rich, I would have given you some money.
Eğer hasta bilinçsiz ise, aile karar verebilir.If the patient is unconscious, the family can make the decision.
Bir kurşun kalem istiyorsan, sana bir tane ödünç veririm.If you want a pencil, I'll lend you one.
O, orada olsaydı, ona mesajını verebilirdim.If he had been there, I could have given him your message.
Paraya ihtiyacınız olursa, size biraz ödünç veririm.If you need any money, I'll lend you some.
Eğer para istiyorsan, sana biraz ödünç verebilirim.If you want any money, I will lend you some.
Amerikalılar Japonlardan farklı bir şekilde cevap verirdi.Americans would have responded differently from Japanese.
O stok dışı, sana yeniden kullanma hakkı verebilirim.It's out of stock, but I can give you a rain check.
Ben tekrar bir köpek bulundurmamaya karar verdim.I've decided not to keep a dog again.
Madem ki yetişkinsin, ne yapacağına karar vermek senin görevin.Now that you are grown-up, it is up to you to decide what to do.
Bana birkaç dakika daha verebilir misin?Could you give me a few more minutes?
Bana biraz daha su verin.Give me a little more water.
Bana daha iyi bir fiyat verebilir misiniz?Could you give me a better price?
Zarar verildi.The damage is done.
Yaşım beni ele verecek.My age is going to tell on me.
Bu saçmalığa bir son verme zamanın.It is time you put a stop to this nonsense.
Şimdi gitmemize izin verir misin?Will you permit us to leave now?
Henüz ne yapacağına karar verdin mi?Have you decided what to do yet?
Bana bir fincan daha çay verin.Give me another cup of tea.
Bir kez daha denememe izin verir misin?Will you let me try once more?
Bir kez daha denememe izin verir misiniz?Will you let me try once more?
Bana ikinci bir şans ver.Give me a second chance.
Bana bir şans daha verin.Give me another chance.
Sadece bu sefer sana ödünç para vereceğim.I will lend you money just this once.
Bu adam gerçekten karaktersiz. Hayatını kurtarmak için bir karar veremedi.This guy is really wishy-washy. He couldn't make a decision to save his life.
Yakında dışarı çıkmana izin verilecektir.You will be allowed to go out soon.
Lütfen o hikayenin daha fazlasını duymama izin verme.Please don't let me hear any more of that story.
Mary'ye işvereni tarafından bir zam verildi.Mary was given a raise by her employer.
Meksika'da bir devrim patlak verdi.A revolution broke out in Mexico.
Mary bana Amerikalı bir bebek verdi.Mary gave me an American doll.
Mary bana bir Amerikan bebeği verdi.Mary gave me an American doll.
Mary artık onu asla görmemeye karar verdi.Mary decided never to see him any more.
Mary annesine daha sık yardım edeceğine söz verdi.Mary promised her mother that she would help her more often.
Bama bir bardak süt verir misin?Will you give me a glass of milk?
Bana bir bardak daha süt verir misin?Will you give me another glass of milk?
Mick bebeğe Richard adını verdi.Mick named the baby Richard.
Mayuko benim soruma cevap veremedi.Mayuko could not answer my question.
Mayuko'yu sana tanıtmama izin ver.Allow me to introduce Mayuko to you.
Size Mayuko'yu tanıtmama izin verin.Allow me to introduce Mayuko to you.
Henüz karar vermedim ama uçmayı trenle gitmeye tercih ederim.I haven't decided yet, but I prefer flying to going by train.