Ana içeriğe geç
Sözlük

ver ile cümle

ver kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bir nehir havzasının genellikle verimli tarım arazileri vardır.The basin of a river usually has rich farmland.
Bir şarkı söylememize izin verin.Let us sing a song.
Bilim adamları AIDS'e son vermek için harıl harıl çalışıyorlar.Scientists are working hard to put an end to AIDS.
Kimya bize plastik maddeler verdi.Chemistry gave us plastics.
Bay Kato'yu sizinle tanıştırmama izin verin.Allow me to introduce Mr Kato to you.
Fiyatlar önceden haber vermeden değiştirilebilir.The prices are subject to change without notice.
Fiyatlar önceden haber verilmeksizin değiştirilebilir.Prices are subject to change without notice.
Ücrete tüketim vergisi dahil değil.The price doesn't include consumption tax.
Sıradan bir uyarı birine zarar verebilir.A casual remark can hurt someone.
Ne yapacağına karar vermek size kalmış.It is up to you to decide what to do.
Ne yapılacağına gelince hiç kimse karar veremedi.Nobody could decide as to what to do.
Ne yapmak istediğine karar verdiğinde lütfen bana telefon et.Please telephone me when you have made up your mind what you want to do.
Karar verirken kendi motivasyonunu yansıt.Reflect on your own motives when making a decision.
Bana içecek soğuk bir şey veremez misiniz?Won't you give me something cold to drink?
Bana içecek soğuk bir şey verir misin?Will you give me something cold to drink?
Lütfen bana içecek sıcak bir şey ver.Please give me something hot to drink.
Lütfen bana içecek sıcak bir şey verin.Please give me something hot to drink.
Okumak için bana bazı kitaplar ödünç ver.Lend me some books to read.
Hiç yeni yıl kararları verdin mi?Did you make any New Year's resolutions?
Bana yiyecek bir şeyler ver.Give me something to eat.
Lütfen bana yiyecek bir şey ver.Please give me something to eat.
Lütfen bana yiyecek bir şey ver. Çok açım.Please give me something to eat. I am so hungry.
Lütfen bana yiyecek bir şey verin. Çok açım.Please give me something to eat. I am so hungry.
Bana yazmak için bir şey verin.Give me something to write with.
Bana yazacak bir şey ver.Give me something to write on.
Bana yapacak bir şey ver.Give me something to do.
Bana yapacak bir şey verin.Give me something to do.
Lütfen bana içecek bir şey ver.Please give me something to drink.
Bana içecek bir şey ver.Give me something to drink.
Bana içecek bir şey verir misin?Will you give me something to drink?
Sana bir hediye vereceğim.I'll give you a present.
Bana bunu kesmek için ödünç bir şey ver.Lend me something with which to cut this.
İpi kesmek için bana bir şey ödünç ver.Lend me something with which to cut the string.
Okumak için ilginç bir şeyler veriniz.Lend me something interesting to read.
Bana okuyacak ilginç bir şeyler ödünç ver.Lend me something interesting to read.
Keşke sana bir şey verebilsem.I wish that I could give you something.
Müzik dinleyerek kendime moral verdim.I cheered myself up by listening to music.
Birkaç şey bize müzik kadar çok zevk verir.Few things give us as much pleasure as music.
Müzik öfkeye ses, eğlenceye şekil verir.Music gives sound to fury, shape to joy.
Müzik bize çok zevk verir.Music affords us much pleasure.
Müzikal yetenek genellikle erken yaşlarda verimli olur.Musical talent usually blooms at an early age.
Kral, halka ağır vergiler koydu.The king imposed heavy taxes on the people.
Kral halkına ağır vergiler koydu.The king imposed heavy taxes on his people.
Kirlilik dünyamıza zarar veriyor.Pollution is damaging our earth.
Bana bir çakmak verir misin?Will you give me a light?
Bana bir koninin tanımını verebilir misiniz?Can you give me the definition of a cone?
Bir salgın hastalık patlak verdi.An epidemic has broken out.
İngilizce cevap ver.Answer in English.
İngilizce olarak cevap verin.Answer in English.
Ya İngilizce ya da Japonca konuşmamıza izin verildi.We were allowed to speak either in English or in Japanese.
Film yapımı heyecan verici bir iştir.Movie making is an exciting job.
Sinemada sigara içmeye izin verilmez.Smoking is not permitted in the cinema.
Mola verelim ve bir film izleyelim.Let's stop off and see a movie.
Araba sürerken ambulanslara yol vermelisin.When you are driving, you should make way for ambulances.
Yolda araba sürerken dikkatini vermelisin.You should concentrate on the road when you're driving.
Araba sürerken dikkatini yola vermelisin.You should concentrate on the road when you're driving.
Allan şanslıydı ve vergi muhasebesi sınavını geçti.Allan was lucky and passed the tax accountant examination.
Ara vermeden bütün gün boyunca yağmur yağıyordu.It was raining all day long without intermission.
Yağmur, pikniğe gitmemize imkan vermedi.The rain made it impossible for us to go on the picnic.
Sağnak yağmura rağmen, o dışarı çıkmaya karar verdi.In spite of the heavy rain, he decided to go out.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod