Çevreye çok değer vermeliyiz.We should place much value on the environment.
Vergilerimizi ödemek için yasal zorunluluğumuz var.We have a legal obligation to pay our taxes.
Bazı gecikmeler için izin vermeliyiz.We must allow for some delays.
Yarın bahçe partisi vereceğiz.We are to have a garden party tomorrow.
Bana bir parça kağıt ver.Give me a piece of paper.
Lütfen elinden geldiği kadar kısa zamanda cevap verir misin?Would you please answer as soon as you can?
Sınavlarda aptal, akıllının cevap veremediği soru sorar.In examinations the foolish ask questions that the wise cannot answer.
Oyun heyecan verici oldu.The game became exciting.
Zengin bir adam, gelir vergisini çok ödemek zorundadır.A man of wealth has to pay a lot of income tax.
İnekler süt verir.Cows supply milk.
Sakin görünmeye çalıştı ama titreyen elleri onu ele verdi.He tried to seem calm but his trembling hands betrayed him.
Daha fazla söylememe koşullar izin vermiyor.Circumstances do not allow me to say any more.
Eğer işler kontrolden çıkarsa beni dün sana verdiğim numaradan aramalısın.If things get out of hand, you should call me at the number I gave you yesterday.
Bana zaman verin.Give me time.
Bir sonraki oyunu oynamama izin ver.Let me play the next game.
Jiro hangi kitabı alacağım konusunda bana öğüt verdi.Jiro advised me on which book to buy.
Onun gururu onun parayı almasına izin vermedi.His pride did not allow him to take the money.
Bisikletinizi bana ödünç verir misiniz?Will you lend me your bicycle?
Yaptıkların için cevap vermelisin.You ought to answer for what you have done.
Odana çekidüzen ver.Put your room in order.
Çok boş zamanım olduğu için Fransızca çalışmaya karar verdim.Having lots of free time, I've decided to study French.
Lütfen sözlüğünü bana ödünç verir misin?Would you please lend me your dictionary?
Hatanın onun cesaretini kırmasına izin vermedi.She did not let failure discourage her.
Gitmesine izin vermeyin.Don't let go.
Patron, işe zamanında gelmediği için Mike'ın işine son verdi.The boss gave Mike the ax for not coming to work on time.
Şirketin Başkanı Devlet Bakanına rüşvet verdi.The president of the company bribed the government minister.
Patron hepimize bir günlük izin verdi.The boss gave us all a day off.
Arabaya yavaş gitmesi için sinyal verdim.I signaled the car to go slow.
Araba için yüzde elli peşin verdim.I paid fifty percent down for the car.
Arabamı satmak için reklam verdim.I advertised my car for sale.
Bana ödünç verdiğin kitabı kaybettim.I lost the book you lent me.
Genç adam ona evlenme teklif etmeye karar verdi.The young man decided to propose to her.
Elindekini bana ver.Give me what you have in your hand.
Kartlarınızı masaya yatırın ve bana düz bir cevap verin!Lay your cards on the table and give me a straight answer!
Cevap vermeden önce elini kaldır.Raise your hand before you answer.
Gitmesine izin vermeyin. Sıkı tutun.Don't let go. Hold on tight.
Tutukluya özgürlüğü verildi.The prisoner was given his freedom.
Şirket gayri resmi olarak beni işe almaya karar verdi.The company has unofficially decided to employ me.
Burada oturanların bu alandan geçmelerine izin verilmedi.It was not permitted that the inhabitants trespass in the area.
Tom'a önemli bir görev verildi.An important post was given Tom.
Ona amcasının anısına Horatio adı verildi.He was named Horatio after his uncle.
Amcam bana bir çift ayakkabı verdi.My uncle gave me a pair of shoes.
Amcam bana dostça bir tavsiye verdi.The uncle gave me a friendly piece of advice.
Halam bana bir albüm verdi.My aunt gave me an album.
Ödevini cuma gününe kadar vermen gerekir.You are supposed to hand in your homework by Friday.
Bütün ödevlerimi yaptım ve kısa bir ara vermek istiyorum.I have done all of my homework and I'd like to take a short break.
Ver onu. Sahip olduğunun hepsi bu kadar mı?Hand it over. That's all you've got?
Lütfen mümkün olduğu kadar kısa sürede bize cevabını ver.Please give us your answer as soon as possible.
Reçetenizi görmeme izin verin.Let me see your prescription.
Size bir reçete vereceğim.I'll give you a prescription.
Yazı yazmak için bana biraz kağıt verin.Give me some paper to write on.
Lütfen bana bir yaprak kağıt verin.Please give me a sheet of paper.
Baylar, karşılamada birkaç söz söylemem için bana izin verin.Gentlemen, allow me to say a few words in greeting.
Ben ona biraz nasihat vermeye çalıştım fakat o bana şiddetle kötü davrandı.I tried to give him some advice, but he just abused me violently.
Kıza büyükannesinin anısına Elizabeth adı verildi.The girl was called Elizabeth after her grandmother.
Onlar Kraliçe'den sonra gemiye Queen Mary adını verdiler.They named the ship Queen Mary after the Queen.
Kadınların neden erkeklerle aynı haklardan yararlanmasına izin verilmiyor?Why aren't women allowed to enjoy the same civil rights as men?
Hayal gücünüzün vahşileşmesine izin vermeyin.Don't let your imagination run wild.
Bana biraz ödünç para verebilir misin? Şu anda nakitim yok.Could you lend me some money? I'm short of cash at the moment.
Bana biraz verir misin?Will you give me some?