Sakin görünmeye çalıştı ama titreyen elleri onu ele verdi.He tried to seem calm but his trembling hands betrayed him.
Daha fazla söylememe koşullar izin vermiyor.Circumstances do not allow me to say any more.
Onun gururu onun parayı almasına izin vermedi.His pride did not allow him to take the money.
Bisikletinizi bana ödünç verir misiniz?Will you lend me your bicycle?
Arabamı satmak için reklam verdim.I advertised my car for sale.
Bana ödünç verdiğin kitabı kaybettim.I lost the book you lent me.
Burada oturanların bu alandan geçmelerine izin verilmedi.It was not permitted that the inhabitants trespass in the area.
Baylar, karşılamada birkaç söz söylemem için bana izin verin.Gentlemen, allow me to say a few words in greeting.
Ben ona biraz nasihat vermeye çalıştım fakat o bana şiddetle kötü davrandı.I tried to give him some advice, but he just abused me violently.
Kıza büyükannesinin anısına Elizabeth adı verildi.The girl was called Elizabeth after her grandmother.
Yiyecek yokluğundan dolayı şehrin her yerinde şiddet patlak verdi.Violence erupted all over the city because of the food shortages.
Bana biraz kredi verin.Give me some credit.
Allah gönlüne göre versin!God bless you!
Bir sinir hücresi hafif bir uyarıcıya yanıt verir.A nerve cell responds to a slight stimulus.
Ailem tek başıma gitmeme izin vermedi.My parents wouldn't allow me to go by myself.
Onun politikası hakkında soru sorulduğunda, aday sadece belirsiz cevaplar verdi.Questioned about his policies, the candidate gave only vague answers.
Bir politikacı her zaman aldığı paranın hesabını verebilmeli.A politician must always be able to account for money he receives.
Hükümet sigaraya yeni bir vergi koydu.The government imposed a new tax on cigarettes.
Bebeğe büyük babasının anısına hürmeten Peter adı verildi.The baby was named Peter after his grandfather.
Öğretmen John'a bir ödül verdi.The teacher gave John a prize.
Öğretmen çocuğun eve gitmesine izin verdi.The teacher permitted the boy to go home.
Öğretmen, sınavlarımızda not verirken çok adildi.The teacher was very fair when she marked our exams.
Öğretmen okuldan erken ayrılmama izin verdi.The teacher allowed me to leave school early.
Öğretmen erken çıkmama izin vermedi.The teacher didn't permit me to leave early.
Öğretmen bize bir sürü ev ödevi verdi.The teacher gave us a lot of homework.
Öğretmen bize ev ödevi verdi.The teacher gave us homework.
Hiçbir yolcunun köprüye girmesine izin verilmiyor.No passengers are allowed on the bridge.
Kaptan bize tehlike olmayacağına dair güvence verdi.The captain assured us that there would be no danger.
Başka ülkelerin işgali utanç verici bir etkinliktir.The invasion of other countries is a shameful action.
Güneş ışık ve ısı verir.The sun gives light and heat.
Güneş bizi ışık ve ısı verir.The sun gives us light and heat.
Güneş bize ısı ve ışık verir.The sun gives us heat and light.
Güneş bize her gün ısı ve ışık verir.The sun gives us heat and light every day.
General düşman kampına karşı bir saldırı başlatmaya karar verdi.The general decided to launch an offensive against the enemy camp.
Boş ver, onu kendim yapabilirim.Never mind, I can do it by myself.
Biri evi ateşe verdi.Someone set fire to the house.
Oraya kimin gideceğine henüz karar verilmedi.Who will go there is not yet decided.
Başka birisi cevap verebilir mi?Can anybody else answer?
Onu her kim isterse ona ver.Give it to whoever wants it.
Bu elmayı isteyene vereceğim.I'll give this apple to whoever wants it.
Kısa vadeli sözleşmeli personel haber vermeden işten çıkarıldı.The short term contract employees were dismissed without notice.
Bu bisikleti sana bir doğum günü hediyesi olarak vereceğim.I will give you this bicycle as a birthday present.
Bana bir doğum günü hediyesi vermen hoş.It is kind of you to give me a birthday present.
Sana bir enjeksiyon vereceğim.I'll give you a shot.
Bahçedeki armut ağacı çok meyve verir.The pear tree in the garden bears a lot of fruit.
Şirket, vergi sonrası 200 milyon dolar kar açıkladı.The company announced a profit of $200 million after tax.
Lütfen bir daha asla yalan söylemeyeceğinize dair bana söz verin.Please promise me that you will never tell a lie again.
Japonya durgunluktan kurtulmak için hala mücadele veriyor.Japan is still struggling to emerge from recession.
ben tüm fiyat teklifleri gelene kadar karar vermeyi erteyelim.I suggest that we hold off on making a decision until all bids are in.
Sana istediğin kadar çok ödünç para vereceğim.I will lend you as much money as you want.
Onu satın almaya karar vermeden önce, uyup uymadığını görmek için ceketi denedim.Before deciding to buy it, I tried on the jacket to see if it would fit.
Doktorlar aynı fikirde olmazsa kim karar verecek?Who shall decide when doctors disagree?
Onun sınavdaki başarısızlığı hakkında bana bilgi verildi.I was informed of his failure in the examination.
Geldiği an ona bu mesajı ver.Give him this message the moment he arrives.
Ona ödünç para vermekten daha iyisini bilmeliydin.You should have known better than to lend him money.
Ona bir miktar ödünç para vermen büyük nezaketti.It was very kind of you to lend him some money.
Paranı ona ödünç vermek senin aptallığın.It is stupid of you to lend him your money.
Anahtarı ona verdiğimi hatırlıyorum.I remember giving him the key.
Ona yerel koşullar hakkında biraz bilgi verebilirsen müteşekkir olurum.I would be grateful if you could give him some information on local conditions.
Ona biraz yararlı tavsiye verdim.I gave him some helpful advice.