Gazeteci olmak için kararımı verdim.I have made up my mind to become a journalist.
Tüm sorulara yanıt verebildim.I could answer all the questions.
Bütün sorulara cevap veremedim.I couldn't answer all the questions.
Televizyonda heyecan verici bir oyun izleyerek oturdum.I sat watching an exciting game on television.
O kulübe katılıp katılmayacağıma karar veremiyorum.I can't decide whether to join that club.
Oyunu çok heyecan verici buldum.I found the game very exciting.
Kavgaya son vermeye çalıştım.I tried to put an end to the quarrel.
Köpeğe iki parça et verdim.I gave the dog two pieces of meat.
Dikkatimi derse verdim.I concentrated my attention on the lecture.
Soruya cevap vermeyi reddediyorum.I refuse to answer the question.
Verginin kaldırılması gerektiği fikrindeyim.I am of the opinion that the tax should be abolished.
Kedi yavrusuna Tama adını verdim.I named the kitten Tama.
Kitabı o kadar çok beğendim ki arkadaşlar için on tane sipariş verdim.I liked the book so much I ordered ten copies for friends.
Soruya doğru yanıtı verebildim.I was able to answer the question correctly.
Onların hepsine cevap verebildim.I could reply to all of them.
Bu kitapları Almanya'dan sipariş verdim.I ordered those books from Germany.
Onu yapmak için bir söz verdim.I have made a promise to do it.
Ben onu küçük bir çocuğa verdim.I gave it to the little boy.
Böylesine aptalca bir şeyi yapmamaya karar verdim.I decided not to do such a foolish thing.
Bir tenis kulübüne katılmaya karar verdim.I made up my mind to join a tennis club.
Hangisini seçeceğime karar veremiyorum.I can't decide which to choose.
Tom ve Paula'ya kameramı ödünç verdim.I lent Tom and Paula my camera.
Her şeyden önce, sağlığıma önem veririm.Above all, I take care of my health.
Jane ile partiye gitmek için söz verdim, ve onun yüzünü kara çıkaramam.I promised to go to the party with Jane, and I can't let her down.
Fransızcada uzmanlaşmaya karar verdim.I decided to major in French.
Fransız bir avukat tarafından bana iş verildi.I'm employed by a French lawyer.
Bu kitabı her kim isterse ona vereceğim.I will give this book to whoever wants it.
Onu anneme verdim.I gave it to my mommy.
Mary'ye bir kitap verdim.I gave Mary a book.
Tekrar denemeye karar verdim.I decided to try again.
Daha çok çalışmaya karar verdim.I have made up my mind to work harder.
Daha çok çalışmak için karar verdim.I made up my mind to study harder.
Daha iyi bir çözüm bulmaya karar verdim.I've made up my mind to come up with a better solution.
Ben ona büyük güçlükle bir yanıt verdim.I gave an answer to him with great difficulty.
Sonuçta, kararımı verdim ve yeni video oyununu satın aldım.Finally, I made up my mind and bought the new video game.
Avrupa'ya gitmemeye karar verdik.I decided not to go to Europe.
Onların geçmesine izin vermek için kenarda durdum.I stood aside to let them pass.
Sahip olduğum az miktarda parayı ona ödünç verdim.I lent him what little money I had.
Bir doktor olmaya karar verdim.I made up my mind to be a doctor.
Doktor olmaya karar verdim.I decided to be a doctor.
Emekli olmaya karar verdim.I have decided to retire.
İngilizce bir konferans verdim.I delivered a lecture in English.
Ona benim kalemimi ödünç verdim.I lent my pencil to him.
Ben kendimi müziğe verdim.I have given myself to music.
Senin dostluğuna herhangi bir şeyden daha çok değer veriyorum.I value your friendship more than anything.
Ne yapacağıma karar vermeliyim.I must decide what to do.
Onun bürosunu tekrar tekrar aradım fakat kimse cevap vermedi.I called his office again and again, but no one answered.
Aileme ve arkadaşlarıma hediyeler vermeyi seviyorum.I like to give gifts to my family and friends.
Şirket için elimden gelenin en iyisini verdim.I've given my best for the company.
Cevabımı vermeden önce konu üzerinde düşünmeliyim.I must think over the matter before giving my answer.
Emi'ye yeni bir CD vereceğim.I'm going to give Emi a new CD.
Bir açılış adresi verdim.I gave an opening address.
Öğrencilerden herhangi birine kitaplarımı ödünç vermek istemiyorum.I don't lend my books to any of the students.
Ben sevinçle cevap verdim.I answered with joy.
Ücretlerimin beşte biri vergilere gidiyor.One-fifth of my wages go to taxes.
Sana biraz ödünç para verebilirim.I don't mind lending some money to you.
Sana bir dizüstü bilgisayar vereceğim.I will give you a notebook.
Sana bir defter vereceğim.I will give you a notebook.
Sana zarar vermek niyetinde değilim.I mean you no harm.
Kendi baban hakkında o şekilde konuşmana izin veremem.I can't let you talk about your own father that way.