Seninle konuştuğum zaman lütfen bana yanıt ver.Please answer me when I speak to you.
Bize kitabı ödünç verdiğin için teşekkür ederim.Thank you for lending us the book.
Çoğumuz tüketim vergisine karşıyız.Many of us are hostile to the consumption tax.
Ziyaret edeceğimiz yere karar verelim.Let's decide on the places we'll visit.
İlk ödülü bir Japon öğrenciye veriyoruz.We are giving the first prize to a Japanese student.
Biz 15 Marta kadar vergileri ödemek zorundayız.We have to pay taxes by March 15.
Bana seni havaalanına götürme talimatı verildi.I have been instructed to take you to the airport.
Bu ailelere yiyecek verdik.We have supplied those families with food.
Köpeğe White adını verdik.We named the dog White.
Çocuğa yardım etmek için kan verdik.We gave blood to help the child.
Tekneye Yarım Ay ismini verdik.We named the boat the Half Moon.
Biz kediye Mimi adını verdik.We named the cat Mimi.
Duyuruya kulak vermeliydik.We should have paid attention to the announcement.
Tom'a doğum gününde bir parti veriyoruz.We are giving Tom a party on his birthday.
Yakında ayrılmaya karar verdik.We agreed to leave soon.
Birkaç günlüğüne gizli kalmaya karar verdik.We decided to lie hidden for a few days.
Birbirimize sık sık küçük hediyeler verirdik.We would often give each other little presents.
Biz müziği duyabilmek için konuşmaya son verdik.We stopped talking so that we could hear the music.
Biz tatilimiz için Singapur gezisine karar verdik.We decided on a trip to Singapore for our vacation.
Profesörün bize verdiği problemi çözmeye çalıştık fakat karışık görünüyordu.We tried to figure out the problem our professor had given us, but it seemed confusing.
Biz köpeğe Pochi adını verdik.We named the dog Pochi.
Biz gerçekten bir savaş daha patlak vermeyeceğini umuyoruz.We really hope another war will not break out.
Gelecek haftaya kadar nihai kararı vermeyi ertelemek zorundasın.We have to put off making a final decision until next week.
Vergiyi ödemeliyiz.We must pay the tax.
Tayfun tarafından çatımıza zarar verildi.We got our roof damaged by the typhoon.
Cumartesi gecesi bir parti vereceğiz.We are going to have a party on Saturday night.
Biz şimdilik burada kalmaya karar verdik.We have decided to stay here for the time being.
Biz onun köpeğe bakmasına izin verdik.We let him keep the dog.
Köpeğe bakmasına izin veriyoruz.We let him keep the dog.
Köpeğe bakmasına izin veririz.We let him keep the dog.
Onun 70. doğum gününü kutlamada bir parti verdik.We gave a party in celebration of his 70th birthday.
(Davranışını) çocukluğuna verdik.We regarded his behavior as childish.
Biz onun onuruna bir veda partisi verdik.We gave a farewell party in honor of her.
Yarın sabah bu kasabayı terk etmeye karar verdik.We have decided on leaving this town tomorrow morning.
Gelecek hafta buluşmak için söz verdik.We made a promise to meet the next week.
Benimle görüşeceğine söz verir misin?Would you promise to keep in touch with me?
Bana bir bardak su ver.Give me a glass of water.
Kitabını bana ödünç vermeyi lütfeder misin?Would you be so kind as to lend me your book?
Lütfen bu kalemi bana ver.Please give me this pen.
Lütfen oyunu denememe izin verin.Please let me try the game.
Onu yapmama izin ver.Let me do it.
Lütfen onu tekrar denememe izin ver.Please let me try it again.
Onu denememe izin verin.Let me have a try at it.
Lütfen en kısa sürede bana cevap ver.Please reply to me as soon as possible.
İlk defa başkente gitmem heyecan vericiydi.It was exciting for me to go to the capital for the first time.
Lütfen bana bir hamburger verin.Please give me a hamburger.
Amacım zarar vermek değildir.I mean no harm.
Patronumdan arabasını bana ödünç vermesini istemek için cesaretim yok.I do not have the courage to ask my boss to lend me his car.
Patronumdan arabasını bana ödünç vermesini istemeye cesaretim yok.I don't have the courage to ask my boss to lend me his car.
Bana bir bardak süt ver.Give me a glass of milk.
Bana da biraz süt ver.Give me some milk, too.
Bana aynısını ver lütfen.Give me the same, please.
Bana içecek soğuk bir şey ver.Give me something cold to drink.
Gitmeme izin ver.Let me go!
Bana bir kağıt verin.Give me a sheet of paper.
Yapabileceğim tek şey ona tavsiye vermektir.All I can do is to give her advice.
Bana birkaç tane ver.Give me a few.
Bana biraz ver.Give me a few.
Lütfen bana bir bardak su ver.Please give me a glass of water.
Lütfen bana biraz su ver.Give me some water, please.