Ana içeriğe geç
Sözlük

ver ile cümle

ver kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Sana bu kitabı ödünç veremem.I can't lend you this book.
Sana verecek bir şeyim var.I have something to give you.
Seninle koltukları değiştirmeme izin ver.Let me exchange seats with you.
Sen ve ben ona hediyemizi vermeliyiz.You and I must give him our present.
Önümüzdeki hafta geri getirmen şartıyla kitabı sana ödünç vereceğim.I'll lend you the book, provided you return it next week.
Onlara verdiğin paranın değerlendirileceğinden emin olabilirsin.You can be sure that the money you give them will be put to good use.
Ver gülüm, al gülüm.You scratch my back and I'll scratch yours.
Bana ödünç verdiğin dergi çok ilginç.The magazine which you lent me is very interesting.
Bana ödünç para verdiğin için naziksin.It is kind of you to lend me the money.
Sen bitirdiğinde gazeteyi okumama izin ver.Let me read the paper when you have finished with it.
Oradaki çocuk sana selam veriyor.The boy over there is bowing to you.
Buz hokeyi heyecan verici bir spordur.Ice hockey is an exciting sport.
Bana üç dondurma verin, lütfen.Give me three ice creams, please.
DNA örneklerinin saklanmasına izin verilmemelidir.It shouldn't be permitted to store samples of DNA.
Bana beş gün verin.Give me five days.
500.000 yenlik bir kişisel vergi muafiyetin var.You have a personal tax exemption of 500,000 yen.
Sen bana sadece elli sent verdin.You gave me only fifty cents.
Sen bana yalnızca elli sent verdin.You gave me only fifty cents.
Ürünün 50 seti için bize % 5'lik özel bir indirim verebilir misiniz?Are you able to grant us a special discount of 5% for 50 sets of the product?
500 Yen ödünç verebilir misiniz?Can you lend me 500 yen?
Kırk dakika önce sipariş verdik.We ordered 40 minutes ago.
Üç gün içinde cevap vereceğim.I will answer within three days.
Ona kraliçe tarafından üç gemi verildi.Three ships were given to him by the queen.
Sadece verilmiş 30 dakikada, soruların hepsini cevaplayamazdık.Given only thirty minutes, we couldn't answer all the questions.
Mola vermeden saat ikiden beri yazı yazıyorum.I have been writing since two o'clock without a break.
Yirmi yaşında olsam oy verebilirim.If I were twenty, I could vote.
O yirmi yaşına ulaşıncaya kadar bir şarkıcı olmaya karar vermedi.She did not decide to be a singer until she reached the age of twenty.
20 kişiden fazla sipariş verirsek, fiyatta indirim yapıyor musunuz?If we place an order for more than 20 units, would you reduce the price?
Birkaç günlüğüne arabanı bana ödünç vermenin bir sakıncası olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if you would mind lending me your car for a couple of days.
Yılın heyecan verici bir zamanıdır.It is an exciting time of the year.
Bir hafta izin almama izin verildi.I was allowed to take a week off.
Bir dolar borç verebilir misin?Can you spare a buck?
Bana bir dolar geri verin, lütfen.Give me $1.00 back, please.
Savaş 1941 yılında patlak verdi.War broke out in 1941.
1603'te, Kral James iktidara geldiğinde, futbola tekrar izin verildi.In 1603, when King James I came into power, football was allowed again.
Saat 11'e kadar geri döneceğine söz verdiğin sürece, dışarı çıkabilirsin.You can go out, as long as you promise to be back by 11 o'clock.
On dakikalık bir mola verelim.Let's have a ten-minute break.
Bana 10 sent ödünç verebilir misin?Can you lend me a dime?
"Lütfen bana biraz su ver." "Olur.""Please give me some water." "All right."
Çocuk cevap verdi: "Ben Japonum.""I'm Japanese," the boy answered.
“Yazmak için bana bir şey ver.” “Bu olur mu?” “Evet, olur.”"Give me something to write with." "Will this do?" "Yes, it will do."
"Bana yazacak bir şeyler verin." "Bu tükenmez kalem işe yarar mı? ""Give me something to write with." "Will this ball-point pen do?"
John, "Hey çocuklar, hadi bir mola verelim." dedi.John said, "Hey guys, let's take a break."
Bana bir tekne verebilir misin?Can you give me a boat?
"Ben gerçekten yaparım, " küçük siyah tavşan cevap verdi."I really do," replied the little black rabbit.
Seninle gitmeme izin ver.Let me go with you.
Yarın bu odayı kullanmana izin verilecek.You will be allowed to use this room tomorrow.
O seni öldürmek ya da yaşamana izin vermek bana kalmış!It's up to me whether I kill you or let you live!
Orduda hiç kimsenin izinsiz olarak gitmesine izin verilmez.In an army no man is permitted to leave without permission.
Sorumlu memur içeri girmeme izin verdi.The official in charge let me in.
Dedektif meseleyi derhal incelemek için söz verdi.The detective promised to look into the matter right away.
Erkek kardeşim bana sevimli bir oyuncak bebek verdi.My brother gave me a cute doll.
Erkek kardeşim bana şirin bir bebek verdi.My brother gave me a cute doll.
Erkek kardeşim bana bir kot pantolon verdi.My brother gave me a pair of jeans.
Bir sözleşmede belirsizliklere izin verilmez.No ambiguities are allowed in a contract.
Yönetim sonunda çalışanların talebine direnemedi ve onlara bir zam verdi.The management finally succumbed to the demand of the workers and gave them a raise.
Polis ona orada park etmesi için izin verdi.The policeman permitted him to park there.
Polisler sorunu araştıracaklarına söz verdi.The police promised to look into the matter.
Polis kasanın içine bakmaya karar verdi.The police have decided to look into the case.
Polislerin görev başında içmelerine izin verilmez.The police aren't allowed to drink on duty.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod