Ana içeriğe geç
Sözlük

ver ile cümle

ver kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Boksör maç için kilo verdi.The boxer lost his weight for the match.
Masadaki gazeteyi verebilir misin?Could you hand me the newspaper on the table?
Veri tamamen işe yaramaz.The data was completely useless.
Bu konuda karar vermek size kalmış.It's up to you to decide the matter.
Bu konudan kimseye bahsetmeyeceğime söz veriyorum.I give you my word not to tell anyone about it.
Lütfen bana onunla ilgili biraz daha örnek verebilir misin?Could you please give me some more examples of that?
Örümcek hızlı bir saldırı ile cevap verir.The spider responds with a swift attack.
Sana parayı ödünç vereceğim fakat unutma, bu son kez.I'll lend you the money, but mind you, this is the last time.
Oraya gitmeme izin verir misin?Will you permit me to go there?
Oraya gitmeye karar verdim.I made up my mind to go there.
O ona yeni bir isim verdi.He gave it a new name.
Böylece masum olduğuma karar verdiler.Thus they decided that I was innocent.
Koşullar bana böyle bir tatil izin vermez.Circumstances do not permit me such a holiday.
Lütfen telefona cevap ver.Please answer the phone.
Bana şeker verir misiniz?May I trouble you for the sugar?
Lütfen bana biraz daha çay verir misin?Would you please give me some more tea?
Şimdi gitmeme izin verir misiniz, lütfen?Will you please let me go now?
Lütfen gitmeme izin verir misin?Will you please let me go now?
Lütfen bana biraz para ödünç verir misin?Would you please lend me some money?
Gelmek için söz verdiği halde Bay Smith henüz dönmedi.Mr Smith has not turned up yet though he promised to come.
Her şeyi göz önünde bulundurarak, onlara bir şans daha verilmeli.Taking everything into consideration, they ought to be given another chance.
Her insanın yaşamına çok değer vermelisin.You should set a high value on every man's life.
Bana güzel bir hediye verdiğiniz için çok naziktiniz.It was very kind of you to give me a nice gift.
Bana güzel bir hediye vermeniz büyük nezaketti.It was very kind of you to give me a nice gift.
Kısa sürede bana cevap vereceğini umarım.I hope you will answer me soon.
Kısa sürede karar vermeye çalış.Try to make up your mind soon.
Çabucak cevap vermek zorunda değilsin.You don't have to answer quickly.
Üzgünüm ama hemen cevap veremem.I'm sorry, but I can't answer right away.
Tüplü dalıştan daha heyecan verici bir şey yoktur.There is nothing more exciting than scuba diving.
Sue ve John uzun uzun düşündükten sonra yapmaya karar verdiler.Sue and John decided to take the plunge.
John Mary'ye biraz para verdi.John gave Mary some money.
John soruya yanıt vermez.John will not answer the question.
Johnsonlar parti vermeyi severler.The Johnsons love to have parties.
Koşarak kilo vermeye çalışın.Try to lose weight by jogging.
Haydi, Joe. Sadece bir bardak bira zarar vermez.Come on, Joe. Just a glass of beer won't hurt.
Muhteşem ceketi gördüğünde, Julie onu almaya karar verdi.When she saw the gorgeous coat, Julie decided to buy it.
Judy yeni bikinisini giymeye karar verdi.Judy decided to wear her new bikini.
Janet bana her zaman onun daktilosunu kullanmama izin verir.Janet always lets me use her typewriter.
Jack rezervasyonları iptal etmeye karar verdi.Jack decided to cancel the reservations.
Jack vergilerini ödemekten kaçınmaya çalıştı.Jack tried to evade paying his taxes.
Jack mektuplarıma cevap vermeyecektir.Jack will not answer my letters.
Jim tekrar gelmeyeceğine bana söz verdi.Jim promised me not to come again.
Onu iyice düşünmem için bana biraz zaman ver.Give me some time to think it over.
Yakında buluşmak için bir randevu verdik.We made a date to meet soon.
Bununla birlikte, 5,000,000 Yen'lik fiyatın çok yüksek olduğuna karar verdik.We concluded, however that the price of 5,000,000 yen was too high.
Şikago'da mola verebilir miyim?Can I stop over in Chicago?
Jeff Kim'in ona bir doğum günü hediyesi için verdiği kravatı giydi.Jeff wore the tie which Kim had given him for a birthday present.
Jane cevap veremediği soruları atladı.Jane skipped the questions she couldn't answer.
Jane geçen hafta bu kitabını bana ödünç verdi.Jane lent me this book of hers last week.
Jane bana Wendy'nin verdiği aynı hediyeyi verdi.Jane gave me the same present as Wendy did.
Sana Dr.Shiegal'in telefon numarasını vereceğim.I'll give you Dr. Shiegal's telephone number.
Sally ona bir noel hediyesi verdi.Sally gave him a Christmas present.
Sally, piyano dersleri vererek geçimini sağlıyor.Sally earns her living by giving piano lessons.
Sarah paralarının geri verilmesini talep etti.Sarah demanded that she be given a refund.
Sam ayın sonunda parayı ödemek için söz verdi.Sam has promised to pay the money at the end of the month.
O sana hak ettiğin cezayı verir.That serves you right.
Futbol heyecan verici bir oyundur.Soccer is an exciting game.
Futbol heyecan verici bir spordur.Soccer is an exciting sport.
Şu an için, bir karar vermeyi ertelemek istiyoruz.For the moment, we want to postpone making a decision.
Haydi, çabuk cevap ver.Come on, answer quickly.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
ver ile cümle - Sayfa 12 - ver kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App