632'de Veda Haccı'nı tamamladıktan birkaç ay sonra hastalandı ve hayatını kaybetti.Leta 632, nekaj mesecev po vrnitvi s poslovilnega romanja v Medino, je Mohamed zbolel in umrl.
Veda etmek için geleceğim.Tai laikinas atsisveikinimas.
14 Nisan 1964 tarihinde hayatına veda etmiştir.1933 m. spalio 13 d. atsisveikino su šeima.
Dickie hiçbir söylemeden mektubu alır ve halasına veda eder.Vytautas nepaliko testamento ar atsisveikinimo laiško.
2011 yılı sonunda sahalara veda etti.Laiško pabaigoje pateikti baigiamieji linkėjimai.
"'Krek' veda ediyor".Petro ir Povilo atsisveikinimas".
Yazar 1972 yılında hayata veda etmiştir.2000 metais atlikėja oficialiai atsisveikino su didžiąja scena.
Sezon sonu futbola veda etti.Vasarą atsisveikinta juo šiuo žaidėju.
Memleketteki ailesi ile de vedalaşacak olan Ali eşyalarını toplar.Su kompozitoriumi atsisveikinti į gatves išėjo tūkstančiai jo gimtojo miesto gyventojų.
Burada kısa bir süre siyaset yaptıktan sonra aktif siyasete veda etmiştir.Sulaukęs 90 metų, atsisveikino su aktyvia chorine veikla.
Bir sonraki tur Catania'ya elendiler ve kupaya veda ettiler.Antrasis laiškas korintiečiams pradedamas pasveikinimais ir padėka.
Farah şaşkına döner, prens balkondan atlayarak veda eder.Odeta atsisveikina su princu.
1979 yılında veda etti.Gražiausių metų Tau linkiu, 1997.
Son kez sarılarak oğluna veda eder.Pagaliau mojuodami atsisveikina su savųjų vėlėmis.
Veda etmek istiyorum.Noriu atsisveikinti.
Veda etmeden ayrıldı odadan.Ji išėjo iš kambario neatisveikinus.
Veda etmeden ayrıldı odadan.Jis išėjo iš kambario neatsisveikinęs.
Veda etmeden gitti.Ji išėjo neatsisveikinus.
Veda etmeden gitti.Jis išėjo neatsisveikinęs.
Tom bile veda etmedi.Tomas netgi neatsisveikino.
Veda etmeden gitme.Neišeik neatsisveikinęs.
Veda etmeden gitme.Neišeik neatsisveikinus.
Veda etmeyecek misin?Neatsisveikinsi?
Sana veda etmeliyim.Turiu su tavim atsisveikinti.
Veda etmek için geleceğim.Nad kallistavad hüvastijätuks.
Birbirlerine veda etme fırsatı bile bulamazlar.Hüvastijätukirja ei olnud.
2006'da Show TV'de başladı ve veda etti.2006. aasta juulis hakati Šveitsis analoogtelevisiooniga hüvasti jätma.
"Beşiktaşlı futbolcu veda etti".Eesti jalgpallikoondislaste loend Palju õnne!
O sırada Elvira ve Lindoro Cezayir'den ayrılırken veda etmek için salona girerler.Õhtul jätavad Volodja, Kolja ja Aljona metroojaamas hüvasti.
"Goodbye to Yesterday" (Türkçe: Düne veda) Estonyalı şarkıcı Elina Born ve Stig Rästa seslendirdiği şarkı.Viini läksid Eestit esindama Elina Born ja Stig Rästa lauluga "Goodbye to Yesterday".
Gaudin buradaki bireysel mücadeleye yine final grubunda veda etti.Tol õhtul jätsid Goebbelsid hüvasti oma kaaskonnaga.
"Balkanlara veda".Piloot: "Tere tulemast Atlantasse.
1982 yılında veda etti.Chips (1984) Hüvasti, mr.
"Samsunspor'da beklenen veda!"Joaorust promenaadile või vastupidi".
5 Aralık 2007'de İstanbul'da geçirdiği trafik kazasında hayata veda etti.15. augustil 2005 avaldas ta kaastunnet Küprosel toimunud lennuõnnetuse hukkunute omastele.
Arkadaşları ona bir veda partisi yapmaktadır, çünkü emekliliğine çok az zaman kalmıştır.Ta jättis maha hüvastijätukirja, milles ütles, et on väga paljudele inimestele võlgu.
Jack ve Ma, Oda ile vedalaşır.Meister jätab Moskvaga hüvasti.
Büyükhanım ise yukarıda, onların gelip vedalaşmasını bekler.Laulikud tänavad kuulajaid ja jätavad hüvasti.
"Hüzünlü veda…"."Jõulueelsed ujuvvanglad.".
Ama felsefe ta,sını alır almaz, bu acıya veda edebilirim!Kiedy już znajdziemy Kamień Filozoficzny, na zawsze pożegnamy ten ból!
Ama felsefe ta,sını alır almaz, bu acıya veda edebilirim!Kun saamme Viisasten Kiven, ei tarvitse kärsiä sitä enää.
Ama felsefe ta,sını alır almaz, bu acıya veda edebilirim!Mas, quando tivermos uma Pedra Filosofal, poderei dizer adeus à dor!
Ama felsefe ta,sını alır almaz, bu acıya veda edebilirim!Ma una volta che avremo una Pietra Filosofale, non dovrò soffrire mai più!
Ama felsefe ta,sını alır almaz, bu acıya veda edebilirim!När vi får De Vises Sten- -kan jag säga farväl till smärtan.
Ama felsefe ta,sını alır almaz, bu acıya veda edebilirim!Når vi får De Vises Sten, - - kan jeg sige farvel til smerte.
Ama felsefe ta,sını alır almaz, bu acıya veda edebilirim!Pero cuando consigamos una Piedra Filosofal, ¡podré despedirme de este dolor!
Ama felsefe ta,sını alır almaz, bu acıya veda edebilirim!Όταν φτάσουμε στη Φιλοσοφική Λίθο, θα αποχαιρετίσω για πάντα αυτόν τον πόνο!
Ama felsefe ta,sını alır almaz, bu acıya veda edebilirim!Но когда мы достанем Философский Камень, я распрощаюсь с этой болью!
Ama onlara veda ederken, ‹‹Tanrı dilerse yanınıza yine döneceğim›› dedi. Sonra Efesten denize açıldı.ampak poslovi se ž njimi, rekoč: Vrnem se zopet k vam, če Bog hoče. In odpelje se iz Efeza,
Ama onlara veda ederken, ‹‹Tanrı dilerse yanınıza yine döneceğim›› dedi. Sonra Efesten denize açıldı.antes se despediu deles, dizendo: Se Deus quiser, de novo voltarei a vós; e navegou de Éfeso.
Ama onlara veda ederken, ‹‹Tanrı dilerse yanınıza yine döneceğim›› dedi. Sonra Efesten denize açıldı.Hij nam afscheid van hen met de woorden: "Als God het wil, kom ik bij u terug." Hij verliet Efeze per schip.
Ama onlara veda ederken, ‹‹Tanrı dilerse yanınıza yine döneceğim›› dedi. Sonra Efesten denize açıldı.작별하여 가로되 만일 하나님의 뜻이면 너희에게 돌아오리라 하고 배를 타고 에베소를 떠나
Ama onlara veda ederken, ‹‹Tanrı dilerse yanınıza yine döneceğim›› dedi. Sonra Efesten denize açıldı.men sa farvel til dem og sa: Jeg vil komme til eder en annen gang, om Gud så vil. Så seilte han fra Efesus
Ama onlara veda ederken, ‹‹Tanrı dilerse yanınıza yine döneceğim›› dedi. Sonra Efesten denize açıldı.sino que se despidió y dijo: "Otra vez volveré a vosotros, si Dios quiere." Y zarpó de Éfeso
Ama onlara veda ederken, ‹‹Tanrı dilerse yanınıza yine döneceğim›› dedi. Sonra Efesten denize açıldı.Tuttavia prese congedo dicendo: «Ritornerò di nuovo da voi, se Dio lo vorrà», quindi partì da Efeso
Ama onlara veda ederken, ‹‹Tanrı dilerse yanınıza yine döneceğim›› dedi. Sonra Efesten denize açıldı.就 辭 別 他 們 說 、 神 若 許 我 、 我 還 要 回 到 你 們 這 裡 . 於 是 開 船 離 了 以 弗 所
Ama onlara veda ederken, ‹‹Tanrı dilerse yanınıza yine döneceğim›› dedi. Sonra Efesten denize açıldı.就 辭別 他 們說 、 神 若 許 我 、 我 還 要 回到 你 們這裡 . 於是 開 船離 了 以弗所
Ama organlar beklemez. Onlarla vedalaşamadan ameliyata girdim.Ma gli organi non aspettano, e dovetti andare sotto i ferri prima di poter dire loro arrivederci.
Ama organlar beklemez. Onlarla vedalaşamadan ameliyata girdim.Nhưng các cơ quan được hiến không đợi chờ ai, và tôi lên bàn mổ trước khi có thể nói lời tạm biệt.
Ama organlar beklemez. Onlarla vedalaşamadan ameliyata girdim.Orgány však nečakajú a na chirurgiu som išla skôr, ako som im mohla povedať zbohom.