ve ile cümle

ve kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Birkaç defa Bay Yamada'nın evini aradım fakat hiç kimse telefona cevap vermedi.I made several calls to Mr Yamada's residence, but no one answered the calls.
Yamada ve benim aramdaki kazanç-kayıp kaydı elli ellidir.The win-loss record between Yamada and me is fifty-fifty.
Bay ve Bayan Yamada gelecek ay eve gelecekler.Mr. and Mrs. Yamada will come home next month.
Kalan varsa, bana biraz ver.If there is any left, give me some.
Personelin geri kalanı haber verilmeden işten atıldı.The rest of the personnel were fired without notice.
Üzgünüm, fakat önceden verilmiş sözüm var.I'm sorry, but I have a prior engagement.
İşim kolay ve bir sürü boş zamanım var.My job is easy and I have a lot of free time.
Benim görevim donuk ve sıkıcı.My job is dull and boring.
İşin yarısını yaptım ve şimdi bir mola verebilirim.I've done half the work, and now I can take a break.
Çalışmayı bırakalım ve bir süre dinlenelim.Let's stop working and relax for a while.
Müdürler çalışanlardan doğruluk,verimlilik ve adanmışlık bekler.Office managers expect accuracy, efficiency, and dedication.
Teknik özellikler ve fiyat değişebilir.Specifications and price are subject to change.
Uşak Bay va Bayan Smith'i haber verdi.The butler announced Mr. and Mrs. Smith.
Patlama yarası çok derindi ve enfeksiyon için muayene edilmesi gerekiyordu.The puncture wound was very deep and had to be examined for infection.
Piskopos terk edilen göçmenlere acıdı ve onlara yardım etti.The bishop felt pity for the immigrants who were abandoned, and gave them help.
Rahip onları koca ve karı ilan etti.The priest pronounced them man and wife.
Dört kollu adam bankayı soydu ve 4 milyon dolar ile kaçtı.Four armed men held up the bank and escaped with $4 million.
Kız kardeşim ve ben her bakımdan farklıyız.My sister and I are different in every way.
Kız kardeşim benden sözlüğümü ona ödünç vermemi istedi.My sister asked me to lend her the dictionary.
Kız kardeşim bir öğretmen olmaya karar verdi.My sister has made up her mind to be a teacher.
Çocuklara likör vermemelisin.You should not give liquor to children.
Çocuklar anne ve babalarının onlara söylediklerine inanırlar.Children will believe what their parents tell them.
Çocuklarınıza istedikleri her şeyi vermemelisiniz.You should not give your children everything they want.
Çocuklara uygun bakım vermek için yeterli doktor yok.There are not enough doctors to give proper care to the children.
Çocuklar yiyecek ve giyecek için ebeveynlerine bağlı.Children depend on their parents for food and clothing.
Bir kahve ve çocuklar için iki soda lütfen.Two sodas for the children and one coffee, please.
Çocukların hepsi iyiydi ve mutlu görünüyordu.The children were all well and looked happy.
Çocuklara akşam 10'a kadar yatmamalarına izin verildi.The children were allowed to stay up till 10 p.m.
Çocuklara odayı temizleme görevi verildi.The children were assigned to sweep the room.
Çocuklar görülmelidir ve duyulmamalıdır.Children should be seen and not heard.
Çocukların burada oynamasına izin vermemelisin.You must not allow the children to play here.
Çocuklara yüz verip şımartma.Don't spoil the children.
Bir çocuk bile ona cevap verebilir.Even a child can answer it.
Çocukların bu kadar çok televizyon seyretmesine izin vermemelisin.You shouldn't let the children watch so much television.
Bir çocuk 13 ve 16 yaşları arasında hızla gelişir.A child develops rapidly between the ages of 13 and 16.
Çocuklar çok genç yaştan itibaren ritmik seslere cevap vermeyi öğrenirler.Children learn to respond to rhythmical sounds from a very young age.
Çocuklar çok meraklıdır ve çok soru sorarlar.Children are very curious and ask many questions.
Çocuklar anne ve babalarından çok arkadaşlarını taklit ederler.Children imitate their friends rather than their parents.
Bir çocuğa çok zalimce davranmak utanç verici.It's shameful to treat a child so cruelly.
Çocukların başına buyruk olmalarına izin vermeyin.Don't let children have their own way.
Onun çocukları Tokyo'ya gitti ve onları çok özlüyor.Her children have gone to Tokyo and she misses them very much.
Çocuklarına iyi bir örnek vermelisin.You should give a good example to your children.
Çocuklarınıza iyi bir örnek vermelisiniz.You should give a good example to your children.
Çocuklar toplama ve çıkarmayı öğreniyor.The children are learning to add and subtract.
Küçük köpek bir çukur kazdı ve yiyeceğini onun içine gömdü.The small dog dug a hole and buried his food in it.
Torunlarımıza temiz ve yeşil bir dünya bırakmak istiyoruz.We want to leave our descendants a clean and green earth.
Belediye başkanı, vergi gelirlerindeki azalmanın araştırılması gerektiğini düşündü.The mayor thought that he should investigate the decline in tax revenues.
Bir yüzük ve biraz nakit kayıpiA ring and some cash are missing.
Yönetici devrildi ve ülkeden sürüldü.The ruler was overthrown and banished from the country.
Yönetici ona iki haftalık ücreti avans verdi.The manager advanced him two weeks' wages.
Ölüm acı verir mi?Would it hurt to die?
Ken ile gidiyorum. O, serin, nazik ve akıllı. Dahası, o bekar!I'm going with Ken. He is cool, gentle and smart. What's more, he is single!
O kadar kızgınım ki çığlık atmak ve her şeyi kırmak istiyorum!I'm so mad I want to scream and break everything!
Jim'le temasa geçeceğim ve uğramasını rica edeceğim.I'll get in touch with Jim and ask him to come over.
Ben olay için hesap vereceğim.I will account for the incident.
Aldığım taksi çok eski ve küçüktü.The taxi I took was very old and small.
Ben futbol oynadım ve kız kardeşim tenis oynadı.I played football and my sister played tennis.
İpi fırlattım ve o onu yakaladı.I threw the rope and she caught hold of it.
Hemen eve gitmene izin vereceğim.I will let you go home at once.
Soruyu nasıl cevaplayacağımı bilmediğimde, o bana bir ipucu verdi.When I didn't know how to answer the question, he gave me a hint.

İlgili Sayfalar