ve ile cümle
ve kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Seninle gitmeme izin ver.Let me go with you.
Onur ve ölüm arasında bir seçim yapmalısın.You must choose between honor and death.
Yarın bu odayı kullanmana izin verilecek.You will be allowed to use this room tomorrow.
Anna ve babana itaat etmelisin.You have to obey your parents.
O seni öldürmek ya da yaşamana izin vermek bana kalmış!It's up to me whether I kill you or let you live!
Kalabalık kontrolden çıktı ve parmaklıkları kırıp geçti.The crowd got out of control and broke through the fence.
Orduda hiç kimsenin izinsiz olarak gitmesine izin verilmez.In an army no man is permitted to leave without permission.
Sorumlu memur içeri girmeme izin verdi.The official in charge let me in.
Dedektif meseleyi derhal incelemek için söz verdi.The detective promised to look into the matter right away.
Erkek kardeşim bana sevimli bir oyuncak bebek verdi.My brother gave me a cute doll.
Erkek kardeşim bana şirin bir bebek verdi.My brother gave me a cute doll.
Erkek kardeşim bana bir kot pantolon verdi.My brother gave me a pair of jeans.
Erkek kardeşim benden iki yaş büyük ve üç santimetre daha kısa.My brother is two years older than I, but he is three centimeters shorter.
Bir sözleşmede belirsizliklere izin verilmez.No ambiguities are allowed in a contract.
Yönetim sonunda çalışanların talebine direnemedi ve onlara bir zam verdi.The management finally succumbed to the demand of the workers and gave them a raise.
Polis onların adlarını ve adreslerini istedi.The policeman demanded their names and addresses.
Polis ona orada park etmesi için izin verdi.The policeman permitted him to park there.
Polisler sorunu araştıracaklarına söz verdi.The police promised to look into the matter.
Polis kasanın içine bakmaya karar verdi.The police have decided to look into the case.
Polis evi araştırdı ve iki kilo eroin ele geçirdi.The police searched the house and seized 2 kilograms of heroin.
Polis, kanun ve düzenin korunmasından sorumludur.The police are responsible for the maintenance of law and order.
Polislerin görev başında içmelerine izin verilmez.The police aren't allowed to drink on duty.
Polis memurlarının görevdeyken içki içmelerine izin verilmemektedir.Policemen aren't permitted to drink on duty.
Polis onu durdurmak için sinyal verdi.The policeman signaled him to stop.
Balinalar plankton ve küçük balıklarla beslenirler.Whales feed on plankton and small fish.
Asla yalan söylemeyeceğine söz vermedin mi?Didn't you promise never to tell a lie?
Gitmeme izin verme.Never let me go.
Altın kupa final maçının galibine verildi.The gold cup was given to the winner of the final match.
Final maçı çok heyecan verici değildi.The final match was not so exciting.
Ne yapacağıma karar veremedim, bu nedenle sadece yüreğimi dinledim.I couldn't decide what to do, so I just followed my heart.
Madem ki bir karar verdin, uygulamalısın.Now that you have made your decision, you must act.
Karar vermeden önce avantajlar ve dezavantajlar üzerinde düşünün!Reflect on advantages and disadvantages before you make up your mind.
Karar vermek sana kalmış.It's up to you to decide.
Karar vermeden önce her şeyi hesaba katmaya çalış.Try to take account of everything before you make a decision.
Bir karar vermeden önce gerçekleri öğrenmelisiniz.You should acquaint yourself with the facts before you make a decision.
Beklenenin tersine sinemaya gitmemeye karar verdim.I decided not to go to the movie after all.
Çok heyecan verici.It's so exciting.
Biz henüz evlendik ve bu bizim balayımız.We just got married, and this is our honeymoon.
Evlilikler cennette yapılır ve yeryüzünde tüketilir.Marriages are made in heaven and consummated on earth.
Evlilikte vermek ve almak eşit olması gerekir.In marriage there should be equal give and take.
Kararı vermek size kalmış.It's up to you to make the decision.
Tansiyonunu ölçmeme izin ver.Let me take your blood pressure.
Gece ve gündüz kadar farklılar.They are as different as day and night.
Ken ve Joe tenis oynamak için parka gittiler.Ken and Joe went to the park to play tennis.
Sağlık zenginliğin üstündedir, zira zenginlik bize sağlık kadar çok mutluluk vermiyor.Health is above wealth, for this does not give us so much happiness as that.
İyi sağlık egzersiz ve ılımlılıktan ayrılamaz.Good health is inseparable from exercise and moderation.
İyi sağlık düzgün beslenme ve ölçülü egzersizden ibarettir.Good health consists of proper eating and moderate exercise.
Kenji, bir aşçı olmaya karar verdi.Kenji decided to become a cook.
Bir köpeğimiz, bir kedimiz ve üç kanaryamız var.We have a dog, a cat and three canaries.
Bir köpek bir kediyi ve bir kedi bir fareyi kovalar.A dog runs after a cat, and the cat after a mouse.
Köpeğime bir top attım ve o onu ağzıyla yakaladı.I threw a ball to my dog and he caught it in his mouth.
Köpeklerin vefakarlığı bizi etkiler.Dogs' faithfulness impresses us.
Köpek etrafında ve çevresinde koştu.The dog ran around and around.
Köpek balığı, kemikleri, kuyruğu ve hepsini yedi.The dog ate the fish, bones, tail and all.
Köpekler siyah ve beyaz olarak görür.Dogs see in black and white.
O stajyerlere talimatları verdi fakat onlar talimatlarla ilgili karar veremediler.He gave instructions to the trainees, but they couldn't make heads or tails of them.
İpek yumuşak ve pürüzsüzdür.Silk feels soft and smooth.
Bir yabancı bana doğru geldi ve bana saati sordu.A stranger came up to me and asked me the time.
Onu seyrettiğin zaman lütfen videoyu bana ödünç ver.Please lend me the video when you have seen it.
Umut verici görünen her şeyi takip edin.Keep track of everything that looks promising.