ve ile cümle
ve kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Ona kraliçe tarafından üç gemi verildi.Three ships were given to him by the queen.
Üç büyük adam ona saldırdı ve onun parasını çaldı.Three big men attacked him and stole his money.
Üç öğrenci kısa konuşmalar yaptılar ve kendilerini ve de ülkelerini tanıttılar.Three students made short speeches and introduced themselves and their countries.
Üç ve dört arasında odama gel.Come to my room between three and four.
Mart şubat ve nisan arasında gelir.March comes between February and April.
3,4 ve 5'in ortalaması 4'tür.The average of 3, 4 and 5 is 4.
Sadece verilmiş 30 dakikada, soruların hepsini cevaplayamazdık.Given only thirty minutes, we couldn't answer all the questions.
Onlar otobüsten indiler ve sıcak güneşte iki kilometre yürüdüler.They got out of the bus and walked two kilometres in the hot sun.
İki yabancı ile tanıştım, biri Kanadalı idi ve diğeri İngiltereli.I met two foreigners, one was from Canada, and the other from England.
Çift tartışıyordu ve Chris Beth'e vurup yere devirdi.The couple was quarrelling and Chris knocked Beth down.
Mola vermeden saat ikiden beri yazı yazıyorum.I have been writing since two o'clock without a break.
Yukarı çık ve bavulumu getir.Go upstairs and bring down my trunk.
Üst kata çık ve yatmaya git.Go upstairs and go to bed.
İki blok yürü ve sola dön.Walk two blocks, and turn left.
Yirmi yaşında olsam oy verebilirim.If I were twenty, I could vote.
O yirmi yaşına ulaşıncaya kadar bir şarkıcı olmaya karar vermedi.She did not decide to be a singer until she reached the age of twenty.
20 kişiden fazla sipariş verirsek, fiyatta indirim yapıyor musunuz?If we place an order for more than 20 units, would you reduce the price?
Üç yirmilik, altı beşlik ve gerisini birlik istiyorum.I'd like three twenties, six fives, and the rest in ones.
Birkaç günlüğüne arabanı bana ödünç vermenin bir sakıncası olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if you would mind lending me your car for a couple of days.
Yapraklar iki veya üç hafta içinde kızaracak.The leaves will turn red in two or three weeks.
Bir çekirge ve bir hayli karınca bir tarlada yaşadı.A grasshopper and many ants lived in a field.
Yılın heyecan verici bir zamanıdır.It is an exciting time of the year.
Bir yıl içinde dört mevsim vardır. İlkbahar, yaz, sonbahar ve kış.There are four seasons in a year: spring, summer, fall and winter.
Bir yıl geçti ve bedeni toza dönüştü.A year had passed by and his body turned to dust.
Bir hafta izin almama izin verildi.I was allowed to take a week off.
Bir dolar borç verebilir misin?Can you spare a buck?
Bana bir dolar geri verin, lütfen.Give me $1.00 back, please.
Bir ay geçti ve iş biraz ilerleme kaydetti.A month has passed and the work has made little progress.
1978 yılında Japonya ve Çin arasında bir barış antlaşmasına varıldı.In 1978 a peace treaty was concluded between Japan and China.
1955'te kanseri nüksetti ve 1956'da 42 yaşında öldü.In 1955, the cancer returned and she died in 1956 at the age of 42.
Savaş 1941 yılında patlak verdi.War broke out in 1941.
On sekiz yaşındayken araba kullanmayı öğrendim ve ehliyet aldım.I learned to drive a car and got a driver's license when I was eighteen.
16 yaş ve altındaki çocuklar tiyatroya kabul edilmeyecek.Children of age sixteen and under will not be admitted to the theatre.
1603'te, Kral James iktidara geldiğinde, futbola tekrar izin verildi.In 1603, when King James I came into power, football was allowed again.
12 ila 18 arasında değişiklik gösteren birçok erkek ve kız yarışmaya katıldı.Many boys and girls ranging from 12 to 18 entered the contest.
12, 24, 7 ve 11'in toplamı 54'dür.The sum of 12, 24, 7 and 11 is 54.
Saat 11'den sonra misafirler ikişer ve üçer ayrılmaya başladı.After 11 o'clock the guests began to leave by twos and threes.
Saat 11'e kadar geri döneceğine söz verdiğin sürece, dışarı çıkabilirsin.You can go out, as long as you promise to be back by 11 o'clock.
Gel ve saat on birde beni gör.Come and see me at eleven o'clock.
On dakikalık bir mola verelim.Let's have a ten-minute break.
Bana 10 sent ödünç verebilir misin?Can you lend me a dime?
Bir, üç ve beş tek sayılardır.One, three, and five are odd numbers.
"Lütfen bana biraz su ver." "Olur.""Please give me some water." "All right."
Çocuk cevap verdi: "Ben Japonum.""I'm Japanese," the boy answered.
“Yazmak için bana bir şey ver.” “Bu olur mu?” “Evet, olur.”"Give me something to write with." "Will this do?" "Yes, it will do."
"Bana yazacak bir şeyler verin." "Bu tükenmez kalem işe yarar mı? ""Give me something to write with." "Will this ball-point pen do?"
"Seni seviyorum," diye mırıldandı ve gözlerini kapattı."I love you," she murmured and closed her eyes.
John, "Hey çocuklar, hadi bir mola verelim." dedi.John said, "Hey guys, let's take a break."
Bana bir tekne verebilir misin?Can you give me a boat?
"Ben gerçekten yaparım, " küçük siyah tavşan cevap verdi."I really do," replied the little black rabbit.
Bu yapı erkekleri ve kadınları konaklayan kapsül bir oteldir.This building is a capsule hotel lodging men and women.
Öksürüğüm ve az da ateşim var.I have a cough and a little fever.
Benim öksürüğüm ve biraz ateşim var.I have a cough and a little fever.
Kadınların veya küçük çocukların size ne dediklerini anlamakta güçlük çekiyor musunuz?Do you have difficulty understanding what women or small children say to you?
Ve, ben senin koçunum.And, I'm your coach.
Bir kiraz veya ananas ile kokteyli dekore edebilirsin.You can decorate the cocktail with a cherry or a pineapple.
Adınızı ve adresinizi yazın, lütfen.Write your name and address, please.
Chris'i sevmiyorum çünkü o çok kaba ve duyarsız.I dislike Chris because he is very rude and insensitive.
Çok kaba ve duyarsız olduğu için Chris'ten hoşlanmıyorum.I dislike Chris because he is very rude and insensitive.
Sen ilerle ve ben sana daha sonra yetişirim.You walk on and I will catch up with you later.