ve ile cümle
ve kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Onun yaklaşık iki yıl önce vefat ettiğini bilmiyor muydunuz?Didn't you know that he passed away about two years ago?
Seçimde kime oy verdin?Who did you vote for in the election?
Deniz yoluyla mı veya hava yoluyla mı seyahat edersiniz?Do you travel by sea or by air?
Yapmanız gereken bütün şey beklemek ve görmektir.All you have to do is wait and see.
Yaptığın şeye dikkatini vermelisin.You must concentrate your attention on what you are doing.
Bazen kızkardeşine para verir misin?Do you sometimes give your sister money?
Bana artık kaba davranmamak için söz verdin.You promised not to be rude to me any more.
Geçen yıl bunu ona verdin mi?Did you give it to him last year?
Doktorların makineyi kullanmayıp kardeşinin ölmesine izin vermelerini mi istiyorsun?Do you want the doctors not to use the machine and let your brother die?
Tüm yapmanız gereken, burada oturmak ve doktorun sorularını cevaplamak.All you have to do is sit down here and answer the doctor's questions.
Senin çok paran var, ve benim hiç.You have a lot of money, and I have none.
Siz sadece onu istemek zorundasınız ve o size verilecektir.You have only to ask for it and it will be given to you.
Size verilecektir, sadece istemeniz yeterli.You have only to ask for it and it will be given to you.
Yeter ki isteyin, size verilecektir.You have only to ask for it and it will be given to you.
Onun hesabını nasıl verirsin?How do you account for that?
Ve üç gün içinde onu yükseltecek misiniz?And you are going to raise it in three days?
Dikkatsiz davranışının hesabını vermelisin.You must answer for your careless conduct.
Kazanın hesabını nasıl verirsin?How do you account for the accident?
Sonucun hesabını vermek zorundasın.You've got to answer for the outcome.
Yakında buradaki yiyecek ve içeceğin tadını çıkarmak için geleceksin.You'll soon come to enjoy the food and drink here.
Bu soruya cevap vermenize gerek yok.You don't have to answer this question.
Bu soruya cevap vermek zorunda değilsiniz.You don't have to answer this question.
Bir Amerikalı ve bir Kanadalı arasındaki farkı söyleyebilir misin?Can you tell the difference between an American and a Canadian?
Altı ve yedi arasında başlamalısın.You should start between six and seven.
Bu resmi isteyen herkese verebilirsin.You may give this picture to whoever wants it.
Bir şey söylüyorsun ve sonra tam tersini yapıyorsun.You say one thing and then act just the opposite.
Ne istersen sana vereceğim.I will give you whatever you want.
İsteğinize düşünmeden cevap veremem.I cannot answer your request offhand.
Talebinize düşünmeden yanıt veremem.I cannot answer your request offhand.
Adınızı ve adresinizi yazacağım.I will write down your name and address.
Adını ve adresini yaz.Write your name and address.
Adınızı ve adresinizi doldurun.Fill in your name and address.
Bana kitabını ödünç verir misin?Will you lend me your book?
Lütfen, bana kitabını ödünç ver.Lend me your book, please.
Lütfen kitabını bana ödünç ver.Please lend me your book.
Raporuna göz attım ve onun üstüne bazı notlar aldım.I've looked through your report and made some notes on it.
Mektubuna cevap vermediğim için lütfen beni affet.Please forgive me for not answering your letter.
Teklifinizi onaylayıp onaylamayacağımıza henüz karar verilmedi.It has not yet been decided whether to approve of your proposal.
Sizin tavsiyeniz üzerine davranarak, daha düzenli egzersiz yapmaya karar verdim.Acting on your advice, I've decided to exercise more regularly.
Öğrencileriniz bize yeni umut verdi.Your students have given us new hope.
Lütfen ölçünüzü almak için bana izin verin.Please allow me to measure you.
Boyunuz ne kadar, ve kilonuz ne kadar?How tall are you, and how much do you weigh?
Nazik sözlerinize değer vereceğim.I'll treasure your kind words.
Biz teklifinizi daha ayrıntılı inceledikten sonra cevabımızı size vereceğiz.I'll give you our answer after we go into your proposal in greater detail.
Terfinin zamanında ve haklı olduğundan eminim.I am sure your promotion was timely and well deserved.
Tavsiyen ve nezaketin için içten minnettarım.I deeply appreciate your advice and kindness.
Bana sözlüğünü ödünç ver, lütfen.Lend me your dictionary, please.
Sözlüğünü bana ödünç ver, lütfen.Lend me your dictionary, please.
Lütfen sözlüğünü bana ödünç ver.Lend me your dictionary, please.
Bana bisikletini ödünç ver.Lend me your bicycle.
İşi yapmanıza yardım etmeme izin verin.Let me help you to do the work.
Bileti istediğin kişiye verebilirsin.You may give the ticket to whomever you like.
Senin köpeğin büyüktür ve benimki küçüktür.Your dog is big and mine is small.
Senin hataların bile sana olan saygımı azaltmaz ve arkadaşlıkta önemli olan budur.Even your faults do not lessen my respect for you, and in friendship this is what counts.
Nasıl göründüğünü unutmayayım diye lütfen bana bir fotoğrafını ver.Please give me your picture lest I forget how you look.
Bana kurşun kalemini ödünç verir misin?Will you lend me your pencil?
Ehliyetine bakmama izin ver.Let me take a look at your driver's license.
Sana gelecek ay elbiselerini ve bazı diğer şeyleri Express Delivery ile göndereceğim.I'll send you your clothes and some other things next month by express delivery.
Eğer senin fikrin makulsa onlar sana öncelik verecekler.They will give way to you if your opinion is reasonable.
Plaklarından bazılarını bana ödünç verebileceğini düşünüyor musun?Do you think you could lend me some of your records?