ve ile cümle

ve kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Ann bu hediyeyi bana verdi.Ann gave me this present.
Onu ödünç para verecek kadar delisin.You are crazy to lend money to him.
Ann ve Zachary birlikte kaçmış gibi görünüyor.It seems Ann and Zachary ran off together.
Allen'e çözülmesi imkânsız bir problem verilmişti.Allen was given a problem that was impossible to solve.
Alex "renk!" diye cevap verecektir.Alex will answer, "Color!"
Endişeli ev hanımı telefonun zilini duydu ve hemen ahizeyi kaldırdı.The worried housewife heard the telephone ring and quickly picked up the receiver.
Bir gece eve çok yorgun ve üzgün gelmişti.One night he came home very tired and sad.
Bir gün, o ve ben eski bir arkadaşı ziyaret ettik.One day she and I visited an old friend.
Bir gün Mike ve Jane biraz alışveriş yapmak için şehir merkezine gittiler.One day Mike and Jane went downtown to do some shopping.
Bir sabah uyandım ve kendimi ünlü buldum.I awoke one morning and found myself famous.
Deney sırasında yaralandım ve yara oldukça ciddiydi.I got hurt during an experiment, and the injury was pretty serious.
Sahip olduğum tüm parayı ona verdim.I gave her all the money I had.
Sahip olduğum bütün parayı ona verdim.I gave her all the money I had.
Alan Tate ve ben bir süre birbirimize baktık.Alan Tate and I looked at one another for a while.
Amerikalılar hem federal vergiler hem de devlet vergileri öderler.Americans pay both federal taxes and state taxes.
Amerikan tarihindeki ilk göçmenler İngiltere ve Hollanda'dan geldiler.The first immigrants in American history came from England and the Netherlands.
Amerikalı kadınların oy verme hakkı yoktu.American women didn't have the right to vote.
Amerika'daki siyah insanlar daha önce "Bize özgürlük verin." diyordu.Black people in America once said, "Give us freedom".
Amerika'ya gelmeye karar verirsen, lütfen en kısa sürede bana bildir.If you decide to come to America, please let me know as soon as possible.
Amerika'da, benim programım hemen hemen her gün farklı ve benzersizdir.In America, my schedule is different and unique nearly every day.
Amerika'da nereye giderseniz gidin, yollar ve otoyollar vardır.There are roads and freeways wherever you go in America.
Yapacak çok işim olduğu zaman gergin ve heyecanlı hissediyorum.I feel tense and agitated when I have too much work to do.
Mektubu o kadar arkadaşçaydı ki, o derinden etkilendi ve ağlamaya başladı.So friendly was his letter that she was deeply moved and began to cry.
O, cevap vermek için çok fazla sinirli olduğu için yere baktı.Being too nervous to reply, he stared at the floor.
O kitabı bana geri ver.Give that book back to me.
Hitachi ve NEC gibi rakipler bir araya geldiğinde zamanların değiştiğini biliyorsunuz.You know times have changed when rivals like Hitachi and NEC get together.
O mağaza iyi hizmet veriyor.That store gives good service.
O dükkân gazete ve dergi satar.That store sells newspapers and magazines.
O mağazada şeker ve tuz satıyorlar.They sell sugar and salt at that store.
Onlar o lokantada çok iyi bir akşam yemeği veriyorlar.They serve a very good dinner at that restaurant.
O mağazada bana paranın üstünü eksik verdiler.They short-changed me at that store.
Adam gazetedeki tanımlamaya cevap verir.The man answers to the description in the newspaper.
O bebek tombul ve sağlıklı.That baby is fat and healthy.
O politikacı iç ve dış koşullarda deneyimlidir.That politician is well versed in internal and external conditions.
Rüşvet vermedikçe, o politikacı seninle görüşmez.That politician won't meet you unless you grease his palm.
O bir doktor ve bir üniversite profesörüdür.He is a doctor and a university professor.
Ben ondan bıktım ve usandım.I am sick and tired of him.
Ona biraz borç para verdim, halen geri vermedi.I lent him some money, but he hasn't returned it yet.
Programları şu insanlara vermeme yardım eder misin?Will you help me give out the programs to those people?
O kulübe kertenkeleler ve böceklerle kaynıyor.That hut is crawling with lizards and insects.
Kate'e annesinin adı verildi.She was named Kate after her mother.
Çocuğun yaşı nedeniyle izin vermek zorundasın.You have to allow for the boy's age.
Ben, o kızın kendisine yeni bir görünüm vermek için saçını kestiğini düşünüyorum.I think that girl cut her hair to give herself a new look.
O hemşire çok nazik ve kibardır.That nurse is very kind and polite.
O resim çok güzel, ve bu da.That painting is beautiful, and so is this one.
O restoranda iyi hizmet verirler.They give good service at that restaurant.
O zaman verdiğim söz hâlâ geçerli.The promise I made then still holds.
Biz tema parkında heyecan verici bir zaman geçirdik.We had a thrilling time at the theme park.
O kokteyl tatlı ve içmesi kolay.That cocktail is sweet and easy to drink.
Koltuğunu neden şu yaşlı beyefendiye vermiyorsun?Why don't you give your seat to that old gentleman?
Git ve o kabadayıyı döv.Go and beat up that bully.
Apartmanda evcil hayvanlara izin verilmez.No pets are allowed in that apartment house.
Okulunuzun 8.30'da başlaması ve 3.30'da bitmesini bilmek şaşırtıcı.It's surprising to know that your school starts at 8:30 and ends at 3:30.
Karımı sana tanıtmam için bana izin ver.Allow me to introduce my wife to you.
Lütfen bana senden ve ailenden bahset.Please tell me about you and your family.
Yerleşmek ve tarih testi için çalışmak zorundasın.You have to settle down and study for the history test.
Yazarın söylediklerine anlam verebiliyor musun?Can you make sense of what the writer is saying?
Ona iş verebilirsin.You can employ him.
Onu görünce ona moral ver.Cheer him up when you see him.
Onun yaklaşık iki yıl önce vefat ettiğini bilmiyor muydun?Didn't you know that he passed away about two years ago?

İlgili Sayfalar