ve ile cümle

ve kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Siz yorgunsunuz ve ben de.You are tired, and so am I.
Yorgun görünüyorsun. Bir veya iki saat istirahat etmelisin.You look tired. You ought to rest for an hour or two.
Ona yardım etmelisin, ve çabucak!You must help her, and soon!
Ondan özür dilemelisin. ve derhal.You must apologize to her, and that at once.
Ondan özür dilemelisin ve bunu derhal yapmalısın.You must apologize to her, and that at once.
Onun tavsiyesine kulak vermelisin.You must pay attention to his advice.
Onun gençliği nedeniyle izin vermelisin.You must allow for his youth.
Onun uyarılarına daha fazla önem vermelisin.You should pay more attention to his warnings.
Ona fazla değer veriyorsun.You overestimate him.
Doğru ve yanlışı ayırt etmelisin.You should distinguish between right and wrong.
Sigara ve içki içmekten vazgeçmelisin.You should give up drinking and smoking.
Kötü davranışınla ilgili ne hesap verebilirsin?What account can you give of your misbehavior?
Onurlu bir şey yapmalısın ve istifa etmelisin.You should do the honorable thing and resign.
Kendin karar vermelisin.You must judge for yourself.
Aylardır çok çalıştın ve kesinlikle bir tatil kazandın.You've worked hard for months and have certainly earned a holiday.
Aptalca davranışına bir son vermelisin.You must put an end to your foolish behavior.
Aptalca davranışına bir son vermen gerekiyor.You must put an end to your foolish behavior.
Sizi bizim şirketimiz için çalışmaya ne karar verdirdi?What has made you decide to work for our company?
Onu kime verdin?Who did you give it to?
Bu aptalca davranışa son vermelisin.You must put an end to this foolish behavior.
Babandan onun tavsiyesini istemelisin ve onu takip etmelisin.You should ask your father for his advice and follow it.
Sen bana her zaman sert karşılık verirsin, değil mi?You always talk back to me, don't you?
Bana iyi öğüt verdin.You've given me good advice.
Ebeveynlerine karşılık vermemelisin.You shouldn't talk back to your parents like that.
Öyle karşılık vermemelisin.You shouldn't talk back like that.
Lütfen bana kalıcı adresinizi verin.Please give me your permanent address.
Annen ve baban gelmedi, değil mi?Your parents didn't come, did they?
Çabalarınız yakında karşılığını verecek.Your efforts will soon pay off.
Çabalarınız bir gün karşılığını verecektir.Your efforts will pay off one day.
Çabalarınız bir gün meyvesini verecektir.Your efforts will bear fruit someday.
İnşallah çabalarınız meyvesini verecektir.I hope your efforts will bear fruit.
Senin için uygun olduğunda gel ve beni gör.Come and see me when it is convenient for you.
Senin için ne zaman uygun olursa gelebilir ve beni görebilirsin.You can come and see me whenever it's convenient for you.
Adil ve makul olmadığından dolayı önerinizi kabul edemem.I can't agree to your proposal on the ground that it is not fair and reasonable.
Doğum günün için sana bir bisiklet vereceğim.I will give you a bicycle for your birthday.
Lütfen arabanı bana ödünç ver.Please lend me your car.
Arabanı bana ödünç verir misin?Would you mind lending me your car?
İzin ver senin fotoğrafını çekeyim.May I take your picture?
Bana sözlüğünü ödünç verir misin?Will you lend me your dictionary?
Bisikletini birkaç günlüğüne bana ödünç verebilir misin?Could you lend me your bicycle for a couple of days?
Senin saatin şekil ve renk olarak benimkine benziyor.Your watch is similar to mine in shape and color.
Yalnızca yüreğinin sesine kulak ver.Just follow your heart.
Kompozisyonun çok iyi, ve çok az sayıda hatası var.Your composition is very good, and it has few mistakes.
Bana planını söylemezsen karar veremem.I can't decide unless you tell me your plan.
Fikrini benimsemeye karar verdik.We have decided to adopt your idea.
Fikrini beğendim ve benimsedim.I liked your idea and adopted it.
Çalışman meyvesini verecek.Your study will bear fruit.
Çalışmanız meyvesini verecek.Your study will bear fruit.
Senin evinin ve benimkinin arasında orta noktada buluşalım.Let's meet halfway between your house and mine.
Radyonu bisikletim için bana verir misin?Will you give me your radio for my bicycle?
Sana istediğin bir şeyi vereceğim.I'll give you anything that you want.
Sana söz verdiğim 3000 dolara güvenebilirsin.You can count on the $3,000 I have promised you.
Ben onu sana ödünç vereceğim.I'll lend it to you.
Sana biraz tavsiye vereyim.Let me give you a bit of advice.
Defterimi sana ödünç vereceğim.I'll lend you my notebook.
Ben bu kitabı size ödünç vereceğim.I'll lend you this book.
Bu kolyeyi size vereceğim.I'll give you this pendant.
Bu kamerayı size vereceğim.I'll give you this camera.
Ben bu parayı size vereceğim.I'll give you this money.
Size verecek hoş bir hediyem var.I have a nice present to give you.

İlgili Sayfalar