ve ile cümle

ve kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Mike köpeğine Spike adını verdi.Mike named his dog Spike.
Mike lisenin ikinci yılında ve Ann de.Mike is in the second year of high school and Ann is too.
Mike'a onun doğum gününde ne verdin?What did you give Mike on his birthday?
Mike ve kız kardeşi Fransızca konuşabilirler fakat onlar Japonca konuşamazlar.Mike and his sister can speak French, but they can't speak Japanese.
Mike ve Tom aynı sınıftalar.Mike and Tom are in the same class.
Mike ve Ken arkadaştır.Mike and Ken are friends.
Mike ve Ken arkadaşlar.Mike and Ken are friends.
Bayan March bana İngilizce bir sözlük verdi.Miss March gave me an English dictionary.
Otur ve bir süre dinlen.Sit down and take it easy for a while.
Margaret ile evlenmeye karar verdim.I made up my mind to get married to Margaret.
Ona biraz fikir vereceğim.I'll give it some thought.
Bana sadece biraz ver.Give me just a little.
Ona en küçük bir rahatsızlık bile vermek istemiyorum.I don't want to put her to even a small inconvenience.
Sadece bir kelime bir kişiye zarar verebilir.Just a word can do harm to a person.
Bay White ve ben, sadece tanıdığız, arkadaş değiliz.Mr White and I are not friends, only acquaintances.
Gönüllü grup savaş mağdurlarının yiyecek ve ilaç eksikliğini gideriyor.The volunteer group provides war victims with food and medicine.
Bob neredeyse topladığı tüm pulları Tina'ya verdiBob gave Tina almost all the stamps he had collected, and kept only a few for himself.
Bob son treni kaçırdı ve bir taksiye binmek zorunda kaldı.Bob missed the last train and had to take a taxi.
Bob anne ve babasına nadiren yazar.Bob seldom writes to his parents.
Bob çok çekingendir ve kızlarla sohbet ederken kızarır.Bob is very timid and blushes when chatting with girls.
Bob, tüm sorulara cevap verebilir.Bob can answer all the questions.
Bob ve ben çok iyi arkadaşlarız.Bob and I are great friends.
Bob ve Mary teyp çalarlar.Bob and Mary play the recorder.
Bob ve Lucy'nin ayrıldıklarını duydum.I hear that Bob and Lucy have broken up.
Bob ve Tom erkek kardeştirler.Bob and Tom are brothers.
Bay Hobson dükkanı kapattı ve eve gitti.Mr Hobson shut the shop and went home.
Çoğu mal ve hizmet alımlarında% 5 tüketim vergisi alınır.A 5% consumption tax is levied on purchases of most goods and services.
Otel telefonu salonda ve Harriet şimdi polisi aramaya çalışıyor.The hotel telephone is in the hall and Harriet is trying to ring the police now.
Hardallı ve ketçaplı iki sosisli sandviç alacağım.I'll have two hot dogs with mustard and ketchup.
Bana bir zımba ödünç verir misin?Will you please lend me a stapler?
Pochi ve Moko köpek kulübesinde, ve diğer köpekler bahçede oynamaktadır.Pochi and Moko are in the kennel, and other dogs are playing in the garden.
Ağırladığım ailem bana sık sık öğüt verir.My host family often advises me.
Bu işe kalbimi vereceğim.I am going to put my heart into the work.
Sabahleyin sadece tost ve kahve alırım.I only have toast and coffee in the morning.
Boks ve hokey gibi sporları sevmem.I don't like such sports as boxing and hockey.
Bugün hava sıcacık ve hoş.It's balmy today.
Başka biri var mı teklif veren?Is anyone else bidding?
Top toplayıcı erkek ve kız çocukları hepsi yerel okullardan gelir.The ballboys and ballgirls all come from local schools.
Paul kızardı ve başını çevirdi.Paul blushed and turned away.
Paula ve ben pazar günü akşam yemeği pişirdik.Paula and I cooked dinner on Sunday.
Holmes kimseye haber vermeden odadan dışarı çıktı.Holmes went out of the room without being noticed by anyone.
Bütün bonusumu alışveriş ve seyahat üzerine çarçur ettim.I blew my whole bonus on shopping and travel.
Gemi su yükledi ve neredeyse alabora oluyordu.The boat shipped water and nearly capsized.
Bagajını taşıdığı için oda görevlisine bahşiş vermeyi unutma.Don't forget to tip the porter for carrying your luggage.
Garson lütfen bana bir bardak çay ver.Waiter, please give me a cup of tea.
Kalemini bana ödünç verir misin?Would you lend me your pen?
Bana dolma kalemini ödünç verir misin?Would you mind lending me your pen?
Ben, bildiği her şeyi avukata anlatmaya karar verdi.Ben decided to tell the lawyer everything he knew.
Ben ve ben iyi geçinmiyoruz. Bizim ortak yönümüz yok.Ben and I don't get along. We have nothing in common.
Bir kaleme ihtiyacınız varsa, size bir tane ödünç veririm.If you need a pen, I'll lend you one.
Eğer bir kalem istiyorsan, sana bir tane ödünç verebilirim.If you want a pen, I will lend you one.
Bir dolma kalemin veya kurşun kalemin var mı?Do you have a pen or a pencil?
Helen yeterince yemek yemiyor ve zayıflıyor.Helen does not eat enough and she is getting thin.
Helen ve Kathy Tokyo'nun bir banliyösünde bir daire kiraladı.Helen and Kathy rented an apartment in a suburb of Tokyo.
Helen Keller, kör sağır ve dilsizdi.Helen Keller was blind, deaf and dumb.
Zil çaldı ve tren hareket etti.The bell rang and the train moved off.
Zil çaldı ve tren hareket etmeye başladı.The bell rang, and the train began to move.
Perry Drake'den bilgi almaya karar verdi.Perry decided to gain information from Drake.
Yılanların, küçük hayvanları ve kuşları büyülediği söylenir.Snakes are said to mesmerize small animals and birds.
Venedik'in güzel bir şehir olduğunu söylüyorlar.They say that Venice is a beautiful city.

İlgili Sayfalar