ve ile cümle

ve kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
İyi yiyecek ve yeterli uyku, iyi bir sağlık için kesinlikle gereklidir.Good food and enough sleep are absolutely necessary to good health.
İyi bir vuruşcu olmak için, gevşek tutmalısın ve içgüdünü izlemelisin.To be a good batter, you've got to hang loose and follow your instincts.
Yan gelip yatarsan ve dinlenirsen çok daha iyi hissedersin.If you sit back and rest, you will feel much better.
Yavaş yürü ve ben sana yetişeceğim.Walk slowly, and I will catch up with you.
Yavaş çalış, ve hatalar yapma.Work slowly, and you won't make mistakes.
Yavaş yavaş ve net bir şekilde konuşun.Speak slowly and clearly.
Yavaş ve istikrarlı yarışı kazanır.Slow and steady wins the race.
Onun babası dün akşam hastanede vefat etti.His father passed away last night in the hospital.
Dün gece gök gürültüsü ve şimşek vardı.There was thunder and lightning last night.
O ilgi çekici ve ben çok şey öğreniyorum.It is challenging and I am learning a lot.
Sonunda kar yağışı durdu ve hava ısındı.It has finally stopped snowing and has warmed up.
Bazı insanlar kilo vermek için öğün atlarlar.In order to lose weight some people skip meals.
Yavaş yavaş parti sona erdi ve herkes eve gitti.By and by the party ended and everyone went home.
Daha çok kitap okumak için kendime söz verdim.I have promised myself to read more books.
Sana çabucak cevap vermediğim için üzgünüm.I'm sorry I didn't reply to you sooner.
Kısa sürede cevap vermediğim için üzgünüm.Sorry I didn't reply sooner.
Daha yakına gel ve bu resme bir göz at.Come closer and have a good look at this picture.
Bana daha iyi bir fiyat verir misin?Can you give me a better price?
İlginç kitapların varsa, bana birkaç tane ödünç ver.If you have any interesting books, lend me some.
Herhangi bir şikayetiniz varsa bana bildirin, ve onlara bakacağım.If you have any complaints, let me know, and I'll look into them.
Onun adını ve adresini bilsem ona yazabilirim.If I knew her name and address, I could write to her.
Eğer telefon çalarsa cevap verebilir misin?If the telephone rings, can you answer it?
Zengin olsaydım, ben sana biraz para verirdim.If I had been rich, I would have given you some money.
Yerinde olsam, işimi bırakırım ve Londra'dan ayrılırım.If I were you, I would quit my job and leave London.
Su ve hava olmasa hiçbir şey yaşayamaz.If it were not for air and water, nothing could live.
Eğer hava ve su olmasa canlı hiç bir şey var olmaz.If it were not for air and water, nothing alive would exist.
Eğer hasta bilinçsiz ise, aile karar verebilir.If the patient is unconscious, the family can make the decision.
Bir kurşun kalem istiyorsan, sana bir tane ödünç veririm.If you want a pencil, I'll lend you one.
Ve senin aşkını kaybedersem her şeyimi kaybederim.And if I lose thy love, I lose my all.
Daha fazla şarap istiyorsan kilere git ve biraz al.If you want any more wine, go to the cellar and get some.
O, orada olsaydı, ona mesajını verebilirdim.If he had been there, I could have given him your message.
Paraya ihtiyacınız olursa, size biraz ödünç veririm.If you need any money, I'll lend you some.
Eğer para istiyorsan, sana biraz ödünç verebilirim.If you want any money, I will lend you some.
Amerikalılar Japonlardan farklı bir şekilde cevap verirdi.Americans would have responded differently from Japanese.
Gece vakti bile olsa, artık sessiz ve huzurlu değil.Even at nighttime, it was not quiet and peaceful any more.
Burada ağustos ve yaz tatilimiz neredeyse bitti.Here it's August and our summer vacation is nearly over.
O stok dışı, sana yeniden kullanma hakkı verebilirim.It's out of stock, but I can give you a rain check.
Ben tekrar bir köpek bulundurmamaya karar verdim.I've decided not to keep a dog again.
Madem ki yetişkinsin, ne yapacağına karar vermek senin görevin.Now that you are grown-up, it is up to you to decide what to do.
Şimdi Tanrı ve Buda yok.There is now no God and no Buddha.
Bana birkaç dakika daha verebilir misin?Could you give me a few more minutes?
Bana biraz daha su verin.Give me a little more water.
Bana daha iyi bir fiyat verebilir misiniz?Could you give me a better price?
Zarar verildi.The damage is done.
Yaşım beni ele verecek.My age is going to tell on me.
Bu saçmalığa bir son verme zamanın.It is time you put a stop to this nonsense.
Şimdi gitmemize izin verir misin?Will you permit us to leave now?
Henüz ne yapacağına karar verdin mi?Have you decided what to do yet?
Şimdi dönelim ve geri gidelim.Let's turn and go back now.
Bir içki daha içelim ve sonra seni eve geri götüreceğim.Let's have one more drink, and then I'll take you back home.
Bana bir fincan daha çay verin.Give me another cup of tea.
Bir kez daha denememe izin verir misin?Will you let me try once more?
Bir kez daha denememe izin verir misiniz?Will you let me try once more?
Bana ikinci bir şans ver.Give me a second chance.
Bana bir şans daha verin.Give me another chance.
Sadece bu sefer sana ödünç para vereceğim.I will lend you money just this once.
Bu adam gerçekten karaktersiz. Hayatını kurtarmak için bir karar veremedi.This guy is really wishy-washy. He couldn't make a decision to save his life.
Biraz daha gayret et ve zirveye ulaşacaksın.Make one more effort and you will reach the summit.
Yakında dışarı çıkmana izin verilecektir.You will be allowed to go out soon.
Lütfen o hikayenin daha fazlasını duymama izin verme.Please don't let me hear any more of that story.

İlgili Sayfalar