vazgeç ile cümle

vazgeç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Ağzından kötülük ve yalan akar, Akıllanmaktan, iyilik yapmaktan vazgeçmiş.As palavras da sua boca são malícia e engano; deixou de ser prudente e de fazer o bem.
Ağzından kötülük ve yalan akar, Akıllanmaktan, iyilik yapmaktan vazgeçmiş.Besede ust njegovih so zloba in zvijača, opustil je razum, da bi delal dobro.
Ağzından kötülük ve yalan akar, Akıllanmaktan, iyilik yapmaktan vazgeçmiş.Bo sobie pobłaża w oczach swoich, aby wykonał nieprawość swoję aż do obmierzenia.
Ağzından kötülük ve yalan akar, Akıllanmaktan, iyilik yapmaktan vazgeçmiş.Các lời miệng nó là gian ác và dối gạt; Nó đã thôi ở khôn ngoan, và bỏ làm lành.
Ağzından kötülük ve yalan akar, Akıllanmaktan, iyilik yapmaktan vazgeçmiş.Các lời miệng nó là gian_ác và dối gạt ; Nó đã thôi ở khôn_ngoan , và bỏ làm_lành .
Ağzından kötülük ve yalan akar, Akıllanmaktan, iyilik yapmaktan vazgeçmiş.Cuvintele gurii lui sînt mincinoase şi înşelătoare; nu mai vrea să lucreze cu înţelepciune şi să facă binele.
Ağzından kötülük ve yalan akar, Akıllanmaktan, iyilik yapmaktan vazgeçmiş.Den intalar ju honom vad som är behagligt i hans ögon: att man icke skall finna hans missgärning och hata den.
Ağzından kötülük ve yalan akar, Akıllanmaktan, iyilik yapmaktan vazgeçmiş.Hans Munds Ord er Uret og Svig, han har ophørt at handle klogt og godt;
Ağzından kötülük ve yalan akar, Akıllanmaktan, iyilik yapmaktan vazgeçmiş.Kata-katanya jahat dan penuh tipu daya, ia tidak lagi melakukan yang baik dan bijaksana
Ağzından kötülük ve yalan akar, Akıllanmaktan, iyilik yapmaktan vazgeçmiş.그 입의 말은 죄악과 궤휼이라 지혜와 선행을 그쳤도다
Ağzından kötülük ve yalan akar, Akıllanmaktan, iyilik yapmaktan vazgeçmiş.Las palabras de su boca son maldad y engaño; ha dejado de ser sensato y de hacer el bien
Ağzından kötülük ve yalan akar, Akıllanmaktan, iyilik yapmaktan vazgeçmiş.Lebo si lichotí vo svojich očiach, aby našla jeho neprávosť príčinu nenávidieť.
Ağzından kötülük ve yalan akar, Akıllanmaktan, iyilik yapmaktan vazgeçmiş.Mert hízeleg néki önmagának, ha bûnét elkövetheti, ha gyûlölködhetik.
Ağzından kötülük ve yalan akar, Akıllanmaktan, iyilik yapmaktan vazgeçmiş.Nebo mu ona pochlebuje před očima jeho, aby vykonal nepravost svou až do zošklivení.
Ağzından kötülük ve yalan akar, Akıllanmaktan, iyilik yapmaktan vazgeçmiş.Poiché egli si illude con se stesso nel ricercare la sua colpa e detestarla
Ağzından kötülük ve yalan akar, Akıllanmaktan, iyilik yapmaktan vazgeçmiş.Sillä se tekee kaiken sileäksi hänen silmissään, että hänen pahuutensa havaittaisiin ja häntä vihattaisiin.
Ağzından kötülük ve yalan akar, Akıllanmaktan, iyilik yapmaktan vazgeçmiş.Τα λογια του στοματος αυτου ειναι ανομια και δολος δεν ηθελησε να νοηση δια να πραττη το αγαθον.
Ağzından kötülük ve yalan akar, Akıllanmaktan, iyilik yapmaktan vazgeçmiş.Думите на устата му са беззаконие и измама; Той не иска да бъде разумен за да прави добро.
Ağzından kötülük ve yalan akar, Akıllanmaktan, iyilik yapmaktan vazgeçmiş.דברי פיו און ומרמה חדל להשכיל להיטיב׃
Ağzından kötülük ve yalan akar, Akıllanmaktan, iyilik yapmaktan vazgeçmiş.‎كلام فمه اثم وغش. كف عن التعقل عن عمل الخير‎.
Ağzından kötülük ve yalan akar, Akıllanmaktan, iyilik yapmaktan vazgeçmiş.他 口 中 的 言 語 、 盡 是 罪 孽 詭 詐 . 他 與 智 慧 善 行 、 已 經 斷 絕
Ağzından kötülük ve yalan akar, Akıllanmaktan, iyilik yapmaktan vazgeçmiş.他 口中 的 言語 、 盡是 罪孽 詭詐 . 他 與 智慧 善行 、 已 經斷絕
"Ah, senin için her şeyden vazgeçebilirim.""Åh, jag skulle sätta allt på spel för dig."
"Ah, senin için her şeyden vazgeçebilirim.""Aş risca totul pentru tine."
"Ah, senin için her şeyden vazgeçebilirim.""Dla ciebie zaryzykowałbym wszystko"
"Ah, senin için her şeyden vazgeçebilirim.""당신을 위해 제 모든 것을 걸겠습니다."라고 말했습니다.
"Ah, senin için her şeyden vazgeçebilirim.""Oh, eu arriscaria tudo por ti."
"Ah, senin için her şeyden vazgeçebilirim.""Oh, Ik zet alles op het spel voor jou."
"Ah, senin için her şeyden vazgeçebilirim.""Oh, mi giocherei tutto per te".
"Ah, senin için her şeyden vazgeçebilirim.""Oh, pour toi je risquerais tout."
"Ah, senin için her şeyden vazgeçebilirim.""Oh, saya akan pertaruhkan semuanya untukmu."
"Ah, senin için her şeyden vazgeçebilirim.""Ó, mindent kockára tennék érted!"
"Ah, senin için her şeyden vazgeçebilirim.""Бих рискувал всичко за теб"
"Ah, senin için her şeyden vazgeçebilirim.""О, заради тебе я ладен на все."
"Ah, senin için her şeyden vazgeçebilirim.""Я все бы отдал ради тебя".
"Ah, senin için her şeyden vazgeçebilirim."הוא אמר: "הו, הכל אסכן בעבורך."
"Ah, senin için her şeyden vazgeçebilirim."قال : "أوه ، وأود أن اجمع الكل من أجلك".
"Ah, senin için her şeyden vazgeçebilirim."人類学者は 170ヶ国にて 恋愛の存在を確認
Ama birlikte bir aile gibi yaşadık, zorlukları birlikte aştık ve o hayatımın vazgeçilmez bir parçası oldu.Dzieliła ze mną trudy życia, stała się jego niezastąpioną częścią.
Ama birlikte bir aile gibi yaşadık, zorlukları birlikte aştık ve o hayatımın vazgeçilmez bir parçası oldu.Men vi har levet som en familie og været igennem meget sammen. Hun er blevet uundværlig i mit liv.
Ama birlikte bir aile gibi yaşadık, zorlukları birlikte aştık ve o hayatımın vazgeçilmez bir parçası oldu.Men vi har levt som en familj och genomlidit svårigheter tillsammans. Hon har blivit oumbärlig i mitt liv.
Ama birlikte bir aile gibi yaşadık, zorlukları birlikte aştık ve o hayatımın vazgeçilmez bir parçası oldu.Mutta olemme eläneet samassa perheessä ja kokeneet kovia. Xiao Meistä on tullut tärkeä osa elämääni.
Ama birlikte bir aile gibi yaşadık, zorlukları birlikte aştık ve o hayatımın vazgeçilmez bir parçası oldu.Αλλά ζούμε σαν μια οικογένεια, έχουμε περάσει δυσκολίες μαζί, και έχει γίνει αναπόσπαστο κομμάτι της ζωής μου.
Ama birlikte bir aile gibi yaşadık, zorlukları birlikte aştık ve o hayatımın vazgeçilmez bir parçası oldu.Но мы жили одной семьёй, вместе преодолевали трудности, и она стала неотъемлемой частью моей жизни.
Ama bir tavşan daha istiyorsam üretim olanakları eğrisinde aşağı doğru gidip, 40 duttan vazgeçmeliyim.하지만 토끼를 한 마리 더 잡으려면 생산가능곡선이 밑으로 내려가면서 40개의 산딸기를 포기해야 겠죠
Ama bir tavşan daha istiyorsam üretim olanakları eğrisinde aşağı doğru gidip, 40 duttan vazgeçmeliyim.Ale když chci jednoho králíka navíc, hranice produkčních možností klesá a musím se vzdát 40 ovocných bobulí.
Ama bir tavşan daha istiyorsam üretim olanakları eğrisinde aşağı doğru gidip, 40 duttan vazgeçmeliyim.De ha még egy nyulat akarok, a termelési lehetőségek határa le fog szűkülni emiatt fel kell adnom 40 bogyót.
Ama bir tavşan daha istiyorsam üretim olanakları eğrisinde aşağı doğru gidip, 40 duttan vazgeçmeliyim.אבל אם ארצה ארנב נוסף גבול אפשרויות היצור יורד (מבחינת ציר פירות יער) ואני אאלץ לוותר על 40 פירות
Ama bir tavşan daha istiyorsam üretim olanakları eğrisinde aşağı doğru gidip, 40 duttan vazgeçmeliyim.لكن ان اردت ارنبا واحد اضافيا تنخفض حدود امكانية الانتاج وسوف اتخلى عن الحصول عل 40 من الفاكهة
"Ama bu benim." derler. "En çok kendim gibi hissetmemi sağlayan işten vazgeçmem aptallık olur."Mówią "Praca to ja, byłbym głupcem gdybym przestał, jest częścią mnie a ja jej częścią"
"Ama bu benim." derler. "En çok kendim gibi hissetmemi sağlayan işten vazgeçmem aptallık olur.""Nhưng nó là là bản thân tớ, cậu biết mà. sẽ điên lắm nếu tớ bỏ việc này, vì nó nói lên mọi thứ trong tớ."
"Ama bu benim." derler. "En çok kendim gibi hissetmemi sağlayan işten vazgeçmem aptallık olur.""to jsem prostě já, víš. bylo by bláznivé toho zanechat, protože to promlouvá k mému skutečnému já."
Ama dinlemediler, kulak asmadılar. Kötülüklerinden dönmediler, başka ilahlara buhur yakmaktan vazgeçmediler.Ale nie usłuchali ani nakłonili ucha swego, aby się odwrócili od złości swojej, a nie kadzili bogom cudzym.
Ama dinlemediler, kulak asmadılar. Kötülüklerinden dönmediler, başka ilahlara buhur yakmaktan vazgeçmediler.그들이 듣지 아니하며 귀를 기울이지 아니하고 다른 신들에게 여전히 분향하여 그 악에서 둘이키지 아니하였으므로
Ama dinlemediler, kulak asmadılar. Kötülüklerinden dönmediler, başka ilahlara buhur yakmaktan vazgeçmediler.Nhưng chúng nó chẳng nghe, chẳng để tai vào, chẳng chừa sự dữ, và cứ đốt hương cho các thần khác.
Ama dinlemediler, kulak asmadılar. Kötülüklerinden dönmediler, başka ilahlara buhur yakmaktan vazgeçmediler.Nhưng chúng_nó chẳng nghe , chẳng để tai vào , chẳng chừa sự dữ , và cứ đốt hương cho các thần khác .
Ama dinlemediler, kulak asmadılar. Kötülüklerinden dönmediler, başka ilahlara buhur yakmaktan vazgeçmediler.Но они не слушали и не приклонили уха своего, чтобы обратиться от своего нечестия, не кадить иным богам.
Ama dinlemediler, kulak asmadılar. Kötülüklerinden dönmediler, başka ilahlara buhur yakmaktan vazgeçmediler.ולא שמעו ולא הטו את אזנם לשוב מרעתם לבלתי קטר לאלהים אחרים׃
Ama dinlemediler, kulak asmadılar. Kötülüklerinden dönmediler, başka ilahlara buhur yakmaktan vazgeçmediler.فلم يسمعوا ولا امالوا اذنهم ليرجعوا عن شرهم فلا يبخروا لآلهة اخرى.
Ama dinlemediler, kulak asmadılar. Kötülüklerinden dönmediler, başka ilahlara buhur yakmaktan vazgeçmediler.他 們 卻 不 聽 從 、 不 側 耳 而 聽 、 不 轉 離 惡 事 、 仍 向 別 神 燒 香
İlgili Sayfalar