vazgeç ile cümle
vazgeç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Kiba, Akamaru'ya aşırı bağlıdır ve Akamaru'nunkini kurtarmak pahasına kendi hayatından vazgeçebilir.Киба е изключително предан на Акамару, и е склонен да рискува собствения си живот за да спаси този на Акамару.
Fakat sonra bundan vazgeçtiler.По-късно от нея се отказват.
Bu durum pilot olma isteğinden zorunlu olarak vazgeçmesine neden oldu.Изисква се автопилотът да е в състояние на пасивен отказ.
Fakat politik sebeplerden ötürü bundan vazgeçildi.По политически причини е изключен.
İnsanlar geleneksel kifayetlerinden kolay kolay vazgeçememişlerdir.Но човек трудно се отказва от старите навици.
Ancak daha sonra bundan vazgeçti.По-късно той съжалява за това.
Mehmet vazgeçmez.Мег се отказва.
Pan tanrıça Diana'ya aşıktır ve onun kendini sevmekten vazgeçtiği için çok üzgündür.Сър Уилиам прощава на двамата влюбени и съжалява, че не го е направил по-рано.
TCMB bu uygulamadan sonraları vazgeçmiştir.Фирма IBM въвежда това решение много по-късно.
Eve dönmekten vazgeçer ve karısına telgraf çekerek dönmeyeceğini söylemek ister.Той се сбогува с жена си и и казва, че не знае кога ще се завърне.
Ayrıca bu anlaşmayla Felipe, Fransa tahtındaki hak iddailarından da vazgeçmekteydi.Фелипе се отказва от всичките си претенции към френския престол.
Bu, İngiltere'nin Kıbrıs sömürgesindeki katı siyasetinden vazgeçmesinin ilk sinyaliydi.Това е първият случай в историята на напълно доброволен отказ от английската корона.
Fakat Britanyalı Hristiyan misyonerler yine de Hindistan'ı Hristiyan yapma emellerinden vazgeçmiş değillerdi.Британските християнски правителства не одобряват тази форма на индийски танц.
Fakat Cem boşanmaktan son anda vazgeçer.Първите два приключват с развод.
Adanaspor'da ikinci sezonunda itibaren ilk 11'ın vazgeçilmez futbolcuları arasına girdi.През следващите 2 сезона Тулалан не се появява често в стартовите 11.
Kolay vazgeçmem".Никой не се отказа“.
Nataşa’yı sevmektedir, fakat Nataşa ona yüz vermeyince vazgeçer.Харесва Наталия, но тя го пренебрегва заради брат му.
Bunu gören savunmacılar teslim olmaktan vazgeçip çatışmaya devam ettiler.Тези, които отказали да се предадат избягали на юг и продължили борбата.
Fakat politik sebeplerden ötürü bundan vazgeçildi.Međutim, iz političkih razloga to nije učinjeno.
Lillian Faderman'a göre bazı kadınlar, oynamak zorunda olduğunu hissetikleri rollerden vazgeçmeyi çok istedi.Po povjesničarki Lillian Faderman, neke su žene htjele odbaciti uloge za koje su osjećale da su im nametnute.
Şimdi ise tamamen vazgeçilmiştir.Sada je umirovljen.
Ama sevdasından vazgeçmedi Temel.Ali se nije odricao svoga podrijetla.
Örnek olarak, evrimsel düşünce yaşam tarihi teorisinin vazgeçilmezidir.Na primjer, evolucijsko razmišljanje ključno je u teoriji životne povijesti.
Fakat sonra bundan vazgeçtiler.Nakon toga su ih napustili.
Ancak BBC, pilot bölüm yayınlamaktan vazgeçmiş ve sezonun 90 dakikalık üç bölümden oluşmasını istemiştir.BBC je odlučio ne prikazati pilot-epizodu zahtijevajući ponovno snimanje i tri 90-minutne epizode.
Evi İsviçre'de olmasına rağmen, Fransız vatandaşı olmaktan asla vazgeçmedi.U Švicarskoj je živio cijela desetljeća, no unatoč tomu dugo vremena nije htio biti švicarskim državljaninom.
Ama sonra bu tutumdan vazgeçer ve onunla evlenir.Nakon toga se zaljubljuje u nju i ponudi joj brak.
İletişim hayatın vazgeçilmez bir gereğidir.Kuga je neosporiv dio života.
Başkan istifa edince suikastten vazgeçer.Nakon atentata povukao se iz vlade.
Bu, bireyci sanattan vazgeçtikten sonra yazdığı ilk romandı.To je prvi pravi pejzaž nakon rimske umjetnosti.
İtirazdan vazgeçilemez. (...)Imaju se spriječiti krvoprolića. (...)
Hasan vazgeçmedi ve anlaşma sağlanamadı.ABiH se nije držala dogovora.
Ama yine de onun izini sürmekten hiç vazgeçmez.Unatoč tome, njegovo tijelo nije prestalo putovati.
Katılımcılardan hiçbiri 300 volt seviyesinden önce şok uygulamaktan tereddütsüzce vazgeçmedi.Žiadny účastník vytrvalo neodmietol v dávaní šokov pred 300-voltovou úrovňou.
Sadece diyebilirim ki: ölürken bile yalan söylemekten vazgeçmezler.Môžem povedať len toľko, že ani v hodine smrti sa nezastavia pred lžami.
Daha sonra Datapoint çipi kullanmaktan vazgeçti ve Intel bunu Nisan 1972’de 8008 olarak piyasaya sürdü.Datapoint sa neskôr rozhodol čip nepoužiť a Intel jo predával ako 8008 v apríli 1972.
Fakat sonra bundan vazgeçtiler.Neskôr však od toho upustili.
Şimdi ise tamamen vazgeçilmiştir.Teraz je už úplne renovovaný.
Ancak bu uygulamadan günümüzde vazgeçilmektedir.V dnešnej dobe sa od tohto využitia ustupuje.
Fakat politik sebeplerden ötürü bundan vazgeçildi.Z politických dôvodov bol tento fakt naďalej odmietaný.
Fransız mutfağı ve İsveç mutfağına ait geleneksel yemeklerin vazgeçilmez parçasıdır.Dôležitou súčasťou českej kuchyne a stravovania je polievka.
Hayatımdan vazgeçmeyeceğim.Neopúšťa ma.
Bunu gören savunmacılar teslim olmaktan vazgeçip çatışmaya devam ettiler.Vyzvala prítomných, aby sa nevzdávali a pokračovali v boji.
İletişim hayatın vazgeçilmez bir gereğidir.Tieto vzťahy tvoria základňu, ktorá je nenahraditeľná.
Fakat Anastasios imparatorluktan vazgeçmemişti.Octavianus sa však nevzdal.
Chelsea, Rothen için 25 milyon $'ı gözden çıkardı ancak pahalı olduğu için transfer etmekten vazgeçti.Cosmo sa však bránil, že 5 libier im skutočne ponúkol, ale len za bezpečnú plavbu.
Çabalamaktan vazgeçmedi.Nedal sa odradiť.
Kızı intihardan vazgeçiren Asım bey ona torununun eşi rolü yapmasını ister.Sľúbil, že ich dcéru zachráni, ak mu ju dajú za ženu.
Kasım 1918'de, Alman Devrimi patlak verdi; II. Wilhelm ve tüm prensler tahttaki tüm haklarında vazgeçtiler.Nemecká revolúcia vypukla v novembri 1918 a cisár Viliam II. so všetkými vládnucimi kniežatami abdikoval.
Boeing 1993'te bu tasarımından geliştirmesinden vazgeçerek 747'yi güncellemeye odaklanmıştır.Leta 1993 je Boeing opustil koncept in se osredotočil na moderniziranje 747.
Sonunda suçlamalara yanıt vermekten vazgeçti.Na koncu je bil oproščen vseh obtožb.
Avusturya bu bölgeler üzerindeki iddialarından istisnasız vazgeçti.Avstrijske zahteve do teh dežel so bile brez izjeme preklicane.
İtirazdan vazgeçilemez. (...)V Göttingenu ji ne moremo odobriti zadrževanja, (…).
Gazetecilikten vazgeçmedi.V tisku knjiga ni izšla.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.S strtim srcem ne more več zabavati množic.
Hayatımdan vazgeçmeyeceğim.Ne odpuščamo.
Fakat, X. İnnocentius, Mazarin, İtalya'ya ordularını göndermek üzere hazırlamadan kararından vazgeçmedi.Inocenc X. pa ni odnehal, vse dokler ni Mazarin pripravil krdela, ki so vdrla v Italijo.
İsrail bu gemilerin parasını Fransa'ya ödemiş fakat Fransa gemileri tedarik etmekten vazgeçmişti.Izrael je naročil 50 teh letal, vendar jih Francija zaradi embarga ni dostavila.
Sonraki sezon ise takımın vazgeçilmezlerinden oldu.V naslednjih sezonah je ekipa ostala brez osvojenih pokalov.
Ancak kuklacıları kara gömmek zorunda oldukları anlaşılınca bu plandan vazgeçti.Ko je ugotovil, da mu pot povsem zapira led, je moral namero opustiti.
İlgili Sayfalar