vazgeç ile cümle

vazgeç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak arkadaşları onu bu fikrinden vazgeçirdi.Men hans venner fikk han fra det.
Çok külfetli olduğu için bundan vazgeçilmiştir.Han går derfor skuffet derfra.
Kısa sürede takımın vazgeçilmez oyuncularından biri oldu.Hun ble snart en av de bærende spillerne på laget.
Dört sene sonra tekrar küçük bir seçim kampanyası yürüttü, ancak ön seçimlerden önce vazgeçti.Dette omfattet bare stemmeretten; det gikk enda noen år før kvinner kunne stille til valg.
Tacikistan madalyayı 1996 yılında vermekten vazgeçti.Davidsen fortsatte medaljefangsten i 1996.
Teddy Ned'i bu işten vazgeçirmeye çalışsa da başaramaz.Harry holder heller ikke på å dette ut av bilen.
Eğer gözlerinden vazgeçerse bir değil iki oğlu birden olacaktır.Selv om både han og hans avdøde kone er dverger, er ingen av sønnene deres det.
Tam birisi ile evlenmek üzereyken son anda vazgeçtiğini, bir şeyin onu manastıra getirdiğini görüyoruz.Da hun til slutt gikk i kloster, stod valget mellom å gifte seg med en fetter eller å gå i kloster.
Sonradan bu kararın uygulamasından vazgeçildi.Organisasjonen har senere beklaget denne avgjørelsen.
Biz ne Yavuz'dan ne de İsmail'den vazgeçeriz."Kami tidak akan membiarkan mereka melukai orang Yahudi maupun orang Arab."
Short şöyle konuşmaktadır: "Aptal unvanlardan vazgeçin."Short berkata: "Hapuskan saja gelar yang bodoh itu."
Robert, diplomasi yöntemiyle, Alton Antlaşması'nda İngiliz tacı ilgili talebinden vazgeçti.Robert dipaksa oleh diplomasi untuk meninggalkan gugatannya atas takhta Inggris dalam Perjanjian Alton.
Esasen karakter, Ronald Reagan'dan ilham alınmıştı fakat sonradan bu konsepten vazgeçildi.Awalnya, karakter dipengaruhi oleh Ronald Reagan, sebuah konsep yang kemudian tidak digunakan lagi.
Babası vazgeçirmeye çalışsa da, sonunda bir şartla buna izin verir.Karena ayahnya memaksa, akhirnya ia pun menyetujuinya.
Kolay vazgeçmem".Tidak akan aku serahkan ."
1975 - İspanya, Batı Sahra'daki egemenlik hakkından vazgeçti.1975 - Spanyol meninggalkan Sahara Barat.
Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım.Kalau kamu tidak menentangnya, kamu akan habis ditindasnya.
Bunu gören savunmacılar teslim olmaktan vazgeçip çatışmaya devam ettiler.Pembela yang menjawab bahwa mereka tidak akan pernah menyerah dan terus berjuang.
Birbirleriyle dalga geçmek, vazgeçilmez huylarındandır.Ciri khas pewayangan Jawa adalah jalinan silsilah yang saling berkaitan satu sama lain.
Ancak 1482'de bu sözünden vazgeçti.Namun pada 1482, perjanjian tersebut dibatalkan.
Japonya kuzey Sahalin'deki kömür ve petrol imtiyazlarından vazgeçecektir.Melarang penjualan minyak dan produk minyak sulingan ke Korea Utara.
Bunlar Henry'nin tarafını tutmaktan vazgeçerler.Hal itu tidak menghentikan Henry IV.
Ben, her şeye rağmen şarkılar söylemekten, ağlamaktan, gülmekten, kısaca yaşamaktan vazgeçmeyeceğim.Saya tidak tahu apakah saya menangis, atau tertawa.
Şehri hemen kuşatmaya aldılar, ancak bir süre sonra bundan vazgeçildi.Maka mereka merebut kota-kota kuat di tanah Mesir, dan ia mengambil jarahan darinya."
Ancak Ponomariov bu turnuvaya katılmaktan vazgeçmitir.Kasparov menolak ikut serta dalam pertandingan-pertandingan ini.
Born To Be My Baby Bon Jovi konserlerinin vazgeçilmez şarkılarından biridir."Born to Be My Baby" adalah sebuah lagu dari salah satu grup musik rock Amerika Serikat Bon Jovi.
Özbekistan, Devlet Başkanı İslam Kerimov'un ölmesinden sonra bu tutumundan tamamen vazgeçti.Ia pernah sebentar menjadi Penjabat Presiden Uzbekistan setelah kematian Islam Karimov.
Ancak, onu yok etme amacından vazgeçmediler, ona bir tuzak kurmaya kara verdiler.Ia pun mengingkarinya, hingga akhirnya mereka (para pengikutnya) meninggalkannya.
Fakat Endimione Diana'dan vazgeçmneyi kabul etmez.Moerdani tampaknya tidak menyerah.
Şimdi ise tamamen vazgeçilmiştir.Kini pengembangannya telah ditinggalkan.
Fakat köstebek istihbaratları vermekten vazgeçer.Namun akhirnya kelompok Ikkō menanggapi peringatan untuk menyerah.
Ayrıca eşi Semiha Yıldırım ve oğlu Erkan Yıldırım da davalardan vazgeçtiğini açıklamıştır.Namun, ketekunan dan kekerasan hatinya membuat orangtuanya menyerah juga.
George’un hayatta vazgeçemediği bir diğer şey ise sevgili köpeği Timothy.Di sisi lain, Claire masih mencari untuk menemukan kembali cintanya yang telah lama hilang, Lorenzo Bartolini.
Gözetmenler Konseyinden kovulsa bile hiçbir zaman yapılması gereken şeyi yapmaktan vazgeçmemiştir.Seorang dokter hanya akan pensiun jika sudah tidak ada lagi yang bisa dilakukan.
Yenmeye çalıştığı korku onu sarmış ve planından vazgeçmenin eşiğine getirmiştir.Fitri yang berusaha menolong Lia akhirnya kecelakaan dan ditolong oleh Slamet.
Fakat sonra bundan vazgeçtiler.Setelah itu, mereka mundur.
Bir gün işe giderken kendi tütüncüsünden vazgeçip Hacıbaba'nın tütünlerini deneme kararı alır.Dan pada suatu hari akhirnya dia memutuskan untuk pergi dari rumah dan mengikuti ujian hunter.
Bella'nın Edward'ı ne kadar çok sevdiğini bile bile vazgeçmiyor.Edward sangat mencintai Bella, ia tidak ingin kehilangan Bella.
Bu istifayla birlikte İngiliz yanlısı tutumundan vazgeçerek milliyetçilerin safına geçti.Ini pada gilirannya menggansir tugas-tugas pengamanan Inggris secara keseluruhan.
Bu çalışmaları Simgeciliğe yönelikti ve bu yönelimden hiçbir zaman vazgeçmedi.Cukup lama itu dia lakukan, tetapi langkahnya tak pernah menyerah.
Luedtke, Schindler'in kalbinin değişimini inanılmaz bulduğu için yaklaşık dört yıl sonra yazmaktan vazgeçti.Bốn năm sau Luedtke bỏ cuộc bởi ông cảm thấy sự thay đổi trong trái tim của Schindler quá khó tin.
Daniel’in uzlaşma çabalarına rağmen babası bu kininden ölümüne dek vazgeçmemiştir.Mặc dù những nỗ lực hòa giải của Daniel, cha ông mang sự thù oán cho đến khi qua đời.
(Tıp mottosu) Nihil obstat Sakıncası yok Nil desperandum Asla vazgeçme.Nil desperandum – Đừng bao giờ tuyệt vọng.
Fakat sonra bundan vazgeçtiler.Nhưng rồi nó được bỏ đi.
Bu onlara, gözlerini ekrandan ayırmak ve başka bir şey izlemek için bir bahane olurdu." diyerek vazgeçmiştir.Sẽ thật là có lỗi nếu bắt họ rời mắt khỏi màn hình để chú tâm vào một cái gì khác."
Herkesi ikna etmekten vazgeçmeli Başbakan.Lê Sát làm Thủ tướng, quyết đoán mọi việc.
Türkler için at, mukaddes ve vazgeçilmez bir unsurdur.Horoz là một xã thuộc huyện Ulukışla, tỉnh Niğde, Thổ Nhĩ Kỳ.
Sonunda suçlamalara yanıt vermekten vazgeçti.Cuối cùng, các cáo buộc đã bị bỏ qua.
Hayatımdan vazgeçmeyeceğim.Tôi sẽ không từ bỏ.
Günümüzde ise bu isimden de vazgeçilerek Ulubahçe adı verilmiştir.Cuối cùng tên gọi thống nhất như ngày nay.
Gilmour, daha sonra parçayı kendi albümünde kullanmaktan vazgeçti ve demosunu The Wall'ın kayıtlarına getirdi.Rốt cuộc Gilmour lại đem bản demo tới buổi thu của The Wall.
TCMB bu uygulamadan sonraları vazgeçmiştir.NBC sau cùng loại bỏ ý tưởng này.
Ama sonra karşı çıkmaktan vazgeçer.Nhưng cô lại nhất định không bỏ cuộc.
Evi İsviçre'de olmasına rağmen, Fransız vatandaşı olmaktan asla vazgeçmedi.Cô chưa bao giờ đến Haiti mặc dù cô là một công dân Haiti.
Ayrıca imzaladığı kontrat her sene kontrattan vazgeçme hakkını barındırıyordu.Dù vậy, điều khoản trong hợp đồng lại hoãn ngày thu hồi sang nhiều năm tới.
Tanrı, onlardan tamamen vazgeçmeyeceğinin sözünü verir.Thề nguyền mãi không rời....
Bugünkü vazgeçemediğimiz temel Windows özellikleri Windows 9x ile beraber ortaya çıkmıştır.Kết quả là nó không còn chạy trên Windows 9x/ME nữa.
Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım.もしそれをやめないなら、必ずあなたを石打ちにするであろう。
( Uyumlu tavrınızdan vazgeçmeyin ve güncel, yararsız çözümlere kapılmayın. )頒布(定期購入)には最後まで参加(お休みしてもよい)しなくてもよい。
Japonya kuzey Sahalin'deki kömür ve petrol imtiyazlarından vazgeçecektir.日本は、北樺太における石油と石炭の採掘権を放棄すること。
İlgili Sayfalar