vazgeç ile cümle
vazgeç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Filmi aslında John Stockwell yönetecekti fakat 2003 yılında vazgeçti.Eredetileg John Stockwell rendezte volna a filmet, de 2003 nyarán elhagyta a produkciót.
Fakat politik sebeplerden ötürü bundan vazgeçildi.Politikai okok miatt maradt el.
İtirazdan vazgeçilemez. (...)A ellentmondó (tiltakozó) nyilatkozat nem vonható vissza. (...)”
Ancak arkadaşları onu bu fikrinden vazgeçirdi.Társaiknak sikerült lebeszélniük őket erről.
İsrail bu gemilerin parasını Fransa'ya ödemiş fakat Fransa gemileri tedarik etmekten vazgeçmişti.Noha a hajókat az izraeli fél kifizette, átadásukat letiltotta a francia kormányzat.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.A könnyű szórakoztatásnál nem is akart többet elérni.
Fakat savaşdan vazgeçmemişti.A harcot azonban nem adta fel.
Danny, Sandy'e deli gibi aşık olsa da tavırlarından vazgeçmeyecektir.Gia beleszeret Sandy-be, de a szerelmük nem teljesedik be.
Biz isteyerek vazgeçiyoruz Tüm boş şeylerden, Tüm dünyevi zevk ve hazlardan.A vairágí megszabadul az önös vágyaktól és a földi élvezetekre vonatkozó minden kívánságtól.
Vazgeçilen bir devindirici hızı daha etkili bir itme kuvveti yaratır.A nagyobb áramlási sebesség nagyobb felhajtóerőt hoz létre.
Ama minik kahramanımız için mücadele vazgeçilmezdir.Azonban hősünk dolga nem ennyire egyszerű.
Çiftçilik devam etmekte olan köylülerin vazgeçilmez geçim unsurlarındandır.Azonban, a távoli területeken a farmerek még mindig rendületlenül folytatják ezeket a tevékenységeket.
Iron Maiden konserlerinin vazgeçilmez parçalarındandır.Az Iron Maiden egyik koncertfelvételét.
Dört sene sonra tekrar küçük bir seçim kampanyası yürüttü, ancak ön seçimlerden önce vazgeçti.Négy évvel később pártot alapít, de hamar kiábrándul a politizálásból.
Bunun üzerine Tartuş, Çin seferinden vazgeçerek geri çekildi.Az ütközet végül a kínaiak visszavonulásával zárult le.
Fakat Anastasios imparatorluktan vazgeçmemişti.Freising azonban nem tudta kivonni magát a birodalmi pártharcok alól.
Zamanla hindi ABD'de Şükran Günü kutlamalarının vazgeçilmez yiyeceği haline geldi.Az Amerikai Egyesült Államokban hálaadás napján az ünnepi étrend tradicionális része.
Bunun üzerine Li Şimin, bu saldırıdan vazgeçti.Ezért Asóka idővel feladta ezen szándékát.
Büyük bir hayal kırıklığına uğramıştır fakat Bella'dan vazgeçememektedir.Nagyot kell azonban csalódnia, de nem adja fel.
Kemençe ve horon vazgeçilmez bir unsurdur.Mankurtnak lenni örök, reménytelen rabszolgaságot jelent.
İtirazdan vazgeçilemez.A nyilatkozatot visszavonni nem lehet.
Fakat Jan-di , Jun-Pyo'yu sevdiği için ondan vazgeçmiştir.Szánalomból vagy talán azért, mert megérzi, hogy Jean-Paulnak valóban szüksége van rá?
Takıntısız ve koşulsuz cömertlik, verme ve vazgeçme olarak ifade edilir.Ennek jellemzője a feltétel nélküli nagylelkűség, az adakozás és az elengedés.
Norman röntgencilikten vazgeçer, Marion banyoya girer.Sondra lezuhanyozik, majd Richard megy zuhanyozni.
Hasan vazgeçmedi ve anlaşma sağlanamadı.Hugo nem adja fel, és megpróbálja a lehetetlent.
1990'ların ortalarında bu görüşünden vazgeçti.Az 1990-es évek közepére azonban megváltozott a véleménye.
Böylece, komite tek erkekler için karşılık gelen kontenjanından vazgeçti.Ő volt az aki férjhezmenve hozományáról férje javára lemondott.
Bella'nın Edward'ı ne kadar çok sevdiğini bile bile vazgeçmiyor.Bella értésére adja a fiúnak, hogy Edwardot szereti.
Bu nedenle vazgeçmek için hiç neden yok." dedi.Nem látom okát annak, hogy távozzak."
Sonunda ikisi de bundan vazgeçer.Most viszont mindketten úgy döntenek, felhagynak ezzel.
Yeni Yugoslavya devleti ancak 1996'da bu iddiasından vazgeçti.A válogatottban 1996-ban, Jugoszlávia ellen mutatkozott be.
Fakat kullanışlı olmamasından dolayı, özellikle kuzey bölgelerde artık uygulamadan vazgeçti.Melegigényes, ezért hazánktól északabbra már nem fordul elő.
Bosna-Hersek, Portekiz, Slovakya ve Türkiye 2013 yılında yarışmaya dahil olmaktan vazgeçti.Bosznia-Hercegovina, Portugália, Szlovákia és Törökország még a verseny előtt visszalépett.
Bunu yapmaktan vazgeçmeyeceğim!Nem hagyom abba.
1992 - Boris Yeltsin, Rusya'nın nükleer füzelerinin Amerikan şehirlerini hedef almaktan vazgeçeceğini duyurdu.1992 – Boris Jeltsin ilmoitti, ettei Venäjä enää kohdista ydinaseitaan yhdysvaltalaisiin kaupunkeihin.
1975 - İspanya, Batı Sahra'daki egemenlik hakkından vazgeçti.1975 – Espanja luopui Länsi-Saharasta.
Biçimdeki ve içerikteki yeni romantikçi bu tutumdan Hesse daha sonraları vazgeçmiştir.Näistä uusromanttisista muodon ja sisällön piirteistä Hesse luopui myöhemmin.
Hedefi profesyonelliğe ulaşmaktı ancak o hayatındaki tek şey olduğunu fark ettikten sonra vazgeçti.Hän suuntasi ammattilaistasolle, mutta luopui siitä kun ymmärsi, että elämässä on muutakin.
Ancak daha sonra bu fikrinden vazgeçti.Myöhemmin hän kuitenkin luopui ajatuksesta.
Temmuz 2008'de Queens Park Rangers kiralık olarak almak istese de sonradan vazgeçti.Heinäkuussa 2008 hän siirtyi Queens Park Rangersiin.
Ancak daha sonra bundan vazgeçti.Sittemmin siitä lienee luovutun.
Başkan istifa edince suikastten vazgeçer.Hävitessään äänestyksen presidentti joutuu eroamaan.
Fakat sonra bundan vazgeçtiler.Sen jälkeen se lopetettiin.
Vazgeçmek nedir hiç bilmiyor.Syytä luopumiseen ei tiedetä.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.Samalla hän kuitenkin menettää tahattoman hauskuutensa.
Döşeme işini bıraksa da tam olarak vazgeçememiştir.Lasimaalauksesta hän ei kuitenkaan luopunut.
Ancak Ponomariov bu turnuvaya katılmaktan vazgeçmitir.Varlamov lopetti tähän pelaajauransa.
9 Mayıs 1928 tarihinde Türkiye direnişçileri vazgeçirmek için af çıkardı.19. toukokuuta poliisi onnistui tukahduttamaan levottomuudet.
Fakat savaşdan vazgeçmemişti.Mutta tämä ei lopettanut sotaa.
Vurmalı çalgılar orkestra içinde vazgeçilmez bir role sahiptir.Ylistysmusiikilla on tärkeä osuus seurakunnan tilaisuuksissa.
Şimdi ise tamamen vazgeçilmiştir.Se on nyt käytöstä poistettu.
Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım.Jos et usko, vedän sinua turpaan.
Haiku'nun vazgeçilmez bir unsuru da somutluğu ve halihazıra olan bağlantısıdır.Pysyvä parisuhde tuo myös haasteen itsemääräämisen ja riippuvuuden välille.
İsrail’e göçtükten sonra diasporada kullandıkları dillerden ve isimlerden vazgeçerler.Niiden puhujat siirtyvät Israelissa hepreaan ja diasporassa paikallisiin kieliin.
Bu olay neticesinde Togo kupaya katılmaktan vazgeçmiştir.Iskun jälkeen Togo ilmoitti vetäytyvänsä turnauksesta.
Oyun, seyirci tarafından yuhalanmış ve Çehov, tiyatrodan vazgeçme eşiğine gelmiştir.Lokkiin suhtauduttiin aluksi penseästi, ja Tšehov masentui näytelmän huonosta vastaanotosta.
Ancak daha sonra filmin yapımcıları bu fikirden vazgeçtiler.Tuotantoyhtiö siirsi kuitenkin elokuvan tekoa myöhemmäksi.
Fakat politik sebeplerden ötürü bundan vazgeçildi.Sieltä hänet erotettiin poliittisista syistä.
Büyük bir hayal kırıklığına uğramıştır fakat Bella'dan vazgeçememektedir.He ovat suutelemassa, mutta Bella perääntyy.
Tom şehir hayatından vazgeçmeye ve kırsalda yaşamaya karar verdi.Tom päätti luopua urbaanista elämästä ja muuttaa maalle.
İlgili Sayfalar