vazgeç ile cümle
vazgeç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Trista ile Teresia yine de vazgeçmeyip onu yerden kaldırmaya çalışmıştır.Nicméně Trista s Teresií se nevzdávaly a stále se jí snažily zvednout.
Bunu gören savunmacılar teslim olmaktan vazgeçip çatışmaya devam ettiler.Vyzvala přítomné, aby se nevzdávali a pokračovali v boji.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.Časem je to ale přestane bavit.
1064 yılında Danimarka'daki hak iddialarından vazgeçen Harald, Svend tarafından Norveç kralı olarak tanınır.Harald se nároků na Dánsko vzdal v roce 1064, výměnou za to, že ho Sven uzná jako norského krále.
Fransız mutfağı ve İsveç mutfağına ait geleneksel yemeklerin vazgeçilmez parçasıdır.Důležitou součástí české kuchyně a tradičního stravování je polévka.
Fakat politik sebeplerden ötürü bundan vazgeçildi.I tuto práci musela z politických důvodů opustit.
Büyük bir hayal kırıklığına uğramıştır fakat Bella'dan vazgeçememektedir.Je to iluze, proto by na Bellu vliv neměla.
Babası vazgeçirmeye çalışsa da, sonunda bir şartla buna izin verir.I když je jí přiřčen, nakonec se ho dobrovolně vzdá.
Sonunda ikisi de bundan vazgeçer.Obě ale nakonec musí poslechnout.
Daha sonraları ise, bu pozisyonundan vazgeçerek herkesin kaydedilmesine izin vermiştir.Po útrpném zážitku si místo zapamatoval asi každý.
Bu yüzden lütfen AnonNews’e saldırmaktan vazgeçin.Tazatel by se měl vyvarovat otázek ano-ne.
Fakat Dead Man'in çabuk vazgeçeceği yoktu.Morávek se však nehodlal vzdát.
George’un hayatta vazgeçemediği bir diğer şey ise sevgili köpeği Timothy.Příběh důchodce Benčíka, kterému zůstane jediný neposkvrněné přátelství s věrným psem Čikou.
Ancak Ponomariov bu turnuvaya katılmaktan vazgeçmitir.Arruabarrenová se rozhodla turnaje nezúčastnit.
Daha sonra Trish bu kılığı kullanmaktan vazgeçer.Aby na ni Barney zapůsobil, přestane nosit obleky.
Sebastian hayal kırıklığına uğrar ve Veronica ile evlenmekten vazgeçer.Michal ho donutí, aby se s Veronikou oženil.
Günümüzde ise bu isimden de vazgeçilerek Ulubahçe adı verilmiştir.Teprve nyní je u jeho jména zmíněno dočasné vzdání se mandátu.
O ise asla takılmaktan vazgeçmez.Nikdy se nevzdáme, slyšíte?
O günden bu yana Mısır millî takımının vazgeçilmezleri arasında bulunmaktadır.Během této doby se izraelské jednotky nesetkaly s žádným egyptským odporem.
Ancak arkadaşları onu bu fikrinden vazgeçirdi.Rádci je od tohoto nápadu zrazují.
Çabalamaktan vazgeçmedi.Nepodřídil se.
2951: Sauron gizlenmekten vazgeçerek kendini belli etti.ISSN 1213-1385. Savčenková odmítá ukončit suchou hladovku, její stav se zhoršuje.
Yeni yetenekler keşfetme tutkusundan ise hiç vazgeçmedi.Byl vždycky horlivý učit se nové dovednosti.
Bu oluşumda eğitim birinci ve vazgeçilemez şarttır. (...)Vím, že moje hlava nebude poslední, kterou utnete (...)
Bella'nın Edward'ı ne kadar çok sevdiğini bile bile vazgeçmiyor.Bella se také seznámí s rodinou Edwarda, kterou má velmi ráda.
Fakat dostları yine de ona zan altında bulunduğunu hatırlatarak, kararından vazgeçmesini tavsiye ettiler.Jeho ministři, ve snaze se mu zalíbit, odpověděli, že se čekalo až na něho.
Ondan yeğenlerine bozgunculuktan vazgeçmelerini söylemesini emreder.Požádá tedy své synovce, aby se ho zbavili.
Ayrıca takımın vazgeçilmez Futbolcusu haline gelmiştir.Nezanedbatelná je také činnost místního fotbalového družstva.
Kasım 1918'de, Alman Devrimi patlak verdi; II. Wilhelm ve tüm prensler tahttaki tüm haklarında vazgeçtiler.Německá revoluce vypukla v listopadu 1918 a císař Vilém II. se všemi vládnoucími knížaty abdikoval.
Artık vazgeçiyor musunuz?” denilmektedir.Nu vă veți abține, oare?”
Daniel’in uzlaşma çabalarına rağmen babası bu kininden ölümüne dek vazgeçmemiştir.În ciuda încercărilor lui Daniel la reconciliere, tatăl său a purtat pică până la moartea sa.
Her iki taraf savaş telafisi iddiasından vazgeçecekti.Amândouă părțile au renunțat la cerea unor compensații de război.
Hedefi profesyonelliğe ulaşmaktı ancak o hayatındaki tek şey olduğunu fark ettikten sonra vazgeçti.El visa să devină profesionist, dar a renunțat după ce și-a dat seama că fost singurul lucru din viața lui.
Batıl inançlardan vazgeçilmelidir.Nu se poate asimila în credința supraomului.
Ama sonra bu tutumdan vazgeçer ve onunla evlenir.Aceasta îl droghează și se mărită cu el.
Onu gördüm vurmaktan vazgeçtim.Nu l-am văzut pe cel care trăgea.
Ancak Bronson Poe'nun gönderdiği Ulalume şiirini kullanmaktan vazgeçti.Bronson a decis să nu folosească poemul pe care i l-a trimis Poe, „Ulalume”.
Korkmamış mıydım vazgeçemeyecek kadar alışmaktan?”Cât de laș am fost ca să nu-mi asum responsabilitatea?"
Ancak daha sonra bu fikrinden vazgeçti.Mai târziu el a negat această promisiune.
Ancak gelen yoğun tepkiler sonucu, bu karardan vazgeçildi.În fața valului de proteste, s-a renunțat la această hotărâre.
Akrabaları ve yakınları tarafından vazgeçirildi.A fost înconjurată de prieteni și rude în momentul acela.
Ancak az sonra yaverleri Salih Bey (Bozok) ve Kılıç Ali Bey'in aracılığıyla boşanmasından vazgeçti.Dedi s-a mulțumit cu stăpânirea asupra Luzaciei, unde a fost urmat de către fiul său mai mare, Dedi al II-lea.
Sonunda suçlamalara yanıt vermekten vazgeçti.Acuzațiile au fost retrase în cele din urmă.
Fakat dostları yine de ona zan altında bulunduğunu hatırlatarak, kararından vazgeçmesini tavsiye ettiler.Acesta, crezînd că ei au uitat să i-o restituie, a cerut-o cu asprime.
Şarkı John'un konserlerinin vazgeçilmez bir parçası oldu.Muzicuța a înlocuit rapid jucăria lui John.
Çoğu trans erkek bu sebeplerden dolayı bu müdahaleden vazgeçmektedir.Psihopații scapă de multe ori de justiție din aceste motive.
Bu açıklama sert tepkiyle karşılaşınca kapatılmasından vazgeçildi.După o serie de discuții dificile, au fost de acord să plece.
Askinin reddedildiği için çok kizgindir ama yine de Rinaldo'ya karşı askından vazgecmez.Își celebrează triumful chiar dacă nu i-a supus pe deplin pe dardani.
Vazgeçmek nedir hiç bilmiyor.Să mă renasc nu știu.
Biz isteyerek vazgeçiyoruz Tüm boş şeylerden, Tüm dünyevi zevk ve hazlardan.Plăcerile senzuale sunt interzise, este dezaprobată orice fel de veselie sau de sărbătoare.
O, gazete okumaktan vazgeçti.El a renunțat la cititul ziarelor.
Sigara içme alışkanlığından vazgeçmek zor.Este greu să renunți la obiceiul de a fuma.
Hayalimden vazgeçemiyorum.Nu pot renunța la visul meu.
Hiçbir taraf vazgeçmedi.Niciuna dintre părți nu a renunțat.
Keşke sigara içme alışkanlığından vazgeçebilsem.Aș vrea să pot renunța la obiceiul de a fuma.
Okumaktan vazgeç.Oprește-te din citit.
Keşke benden kuşkulanmaktan vazgeçsen.Aș vrea să încetezi să te mai îndoiești de mine.
Sana vazgeçmeyeceğimi söyledim.Ți-am spus că nu am fost de gând să renunț.
Belki aşk romanları okumaktan vazgeçmelisin.Poate ar trebui să renunți la citit romane de dragoste.
Günlük işinden vazgeçme.Nu renunța la slujba ta de zi.
İlgili Sayfalar