vazgeç ile cümle
vazgeç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu durum pilot olma isteğinden zorunlu olarak vazgeçmesine neden oldu.I niekoniecznie była ona efektem złej woli pilotów.
Her iki taraf savaş telafisi iddiasından vazgeçecekti.Obie strony wyrzekły się wojny.
Kara lahana çorbası vazgeçilmez yemek türüdür.Mięso sumika czarnego jest jadalne.
Ancak taht sevdasından vazgeçmemiştir.Nie rezygnuje jednak z miłości.
Ancak daha sonra filmin yapımcıları bu fikirden vazgeçtiler.Ostatecznie jednak reżyser wycofał się z pomysłu.
Kefil bu hakkından önceden vazgeçemez (BK. m.Mogą też nie skorzystać z tego prawa (pas).
Daha sonra yüksek öğrenimden vazgeçti.Zrezygnował wówczas z dalszej nauki.
Bunlar Henry'nin tarafını tutmaktan vazgeçerler.Najpierw musieli przywrócić pamięć Henry’ego.
Hagmair'e göre Bundy son günlerinde intiharı düşündü fakat bundan vazgeçti.Enligt Hagmaier funderade Bundy på att begå självmord dagarna före sin avrättning, men ändrade sig.
Fakat stüdyo 2002 yılında Batman: Year One 'dan vazgeçip Batman vs. Superman projesine döndü.Men i juni 2002 valde studion att gå fram med filmen Batman vs. Superman och överge Year One.
Kolay vazgeçmem".Vi ger oss inte."
Esasen karakter, Ronald Reagan'dan ilham alınmıştı fakat sonradan bu konsepten vazgeçildi.Från början var hans figur inspirerad av Ronald Reagan, men de liknelserna kom senare att upphöra.
Ancak daha sonra bu fikrinden vazgeçti.Men han övergav senare denna åsikt.
Evi İsviçre'de olmasına rağmen, Fransız vatandaşı olmaktan asla vazgeçmedi.Trots att han under hela sin karriär var aktiv i Frankrike blev han aldrig fransk medborgare.
Robert, diplomasi yöntemiyle, Alton Antlaşması'nda İngiliz tacı ilgili talebinden vazgeçti.Robert tvingades i Altonfördraget att avstå från sina tronanspråk.
Tucholsky yurtdışında olduğu için, ona karşı bir dava açılmasından vazgeçildi.Tucholsky undslapp åtal då han levde utomlands.
Bunlar Henry'nin tarafını tutmaktan vazgeçerler.Men de måste hitta Henry.
Fakat sonra bundan vazgeçtiler.Därefter har man avstått.
Eylül 1870'te ise, ablukadan tamamiyle vazgeçildi.Särskilt sommaren 1879 var han djupt nere.
İtirazdan vazgeçilemez. (...)Därför stå de ock inför sin undergång. (...)
1800 yılı civarında bira üreticilerinin kahverengi maltı baz almaktan vazgeçmeleriyle bu biralar yok olmuştur.Dessa öl dog ut runt 1800 eftersom bryggerierna gick ifrån att använda brun malt som bas.
Bunun sonucunda AB vazgeçmiştir.Så jag slutade utan tvekan.
Biz isteyerek vazgeçiyoruz Tüm boş şeylerden, Tüm dünyevi zevk ve hazlardan.Denna väg innebar materiens övervinnande, försakelse av alla jordiska ägodelar och njutningar.
Atina kente saldırdı ve Nakşa bu karardan vazgeçmek zorunda kaldı.Atens medborgare motsatte sig detta och körde ut honom ur staden.
Ama sonra bu tutumdan vazgeçer ve onunla evlenir.Han ber senare om ursäkt och de gifter sig.
Her şeyi kontrol etmeye çalışmaktan vazgeç.Sluta försöka kontrollera in kvalitet.
Bu yüzden lütfen AnonNews’e saldırmaktan vazgeçin.Ej att förväxla med Anton Anjou.
Çizimlerde artik en ince ayrıntılardan vazgeçilmiştir.Beskärs genom att de längsta bladen klipps av.
Fakat onun, Allah düşmanı olduğu kendisince iyice anlaşıldığı zaman ondan vazgeçti.Han svär över Gud som låtit allt detta elände drabba honom, och Gud hörsammar hans klagan.
6 ay sonra bundan vazgeçti.Han var borta i 6 månader då.
Ayrıca imzaladığı kontrat her sene kontrattan vazgeçme hakkını barındırıyordu.Det förekom även att kontrakten förnyades årsvis.
Fakat Cem boşanmaktan son anda vazgeçer.Alla fyra äktenskapen har slutat i skilsmässa.
Ancak gelen yoğun tepkiler sonucu, bu karardan vazgeçildi.Hur mycket han tog aktiv del i besluten har dock omdebatterats.
Ancak Birleşik Donanma ağır kayıplara uğradı ve deniz harekatından vazgeçmek zorunda kalındı.Fartyget var emellertid så illa skadad, att han måste återvända hem.
Ama sonra karşı çıkmaktan vazgeçer.Hon vägrade dock att vända tillbaka med dem.
Ancak Ponomariov bu turnuvaya katılmaktan vazgeçmitir.Йоміурі відмовився від участі в турнірі.
İtirazdan vazgeçilemez. (...)Його виклик не гарантується.)
Sonunda ikisi de bundan vazgeçer.Зрештою залишили обидві.
Bir noktada yazma işinden büsbütün vazgeçmeye karar veriyor.В цей момент письменництво сказало мені кинути мою роботу.
Vazgeçmek nedir hiç bilmiyor.Як зупинити це вона не знає.
Ancak daha sonra bu fikrinden vazgeçti.Однак потім він відмовився від цієї ідеї.
Şimdi ise tamamen vazgeçilmiştir.Зараз повністю демонтована.
Ancak BBC, pilot bölüm yayınlamaktan vazgeçmiş ve sezonun 90 dakikalık üç bölümden oluşmasını istemiştir.Однак в BBC вирішили не запускати цей епізод в ефір, а доручили зняти три епізоди по 90 хвилин.
Bu isyan sonucunda İskender, Hindistan'a girmekten vazgeçmiştir.Як наслідок, Саня припинила виступати в Індії.
Nedense, bilinmeyen bir sebepten ötürü Bieber, şarkıyı film için kaydetmekten vazgeçti.Але потім з невідомих причин співачка вирішила взяти паузу.
Böylece, komite tek erkekler için karşılık gelen kontenjanından vazgeçti.Равський відмовився від гонорару на користь товариства.
Biz isteyerek vazgeçiyoruz Tüm boş şeylerden, Tüm dünyevi zevk ve hazlardan.Вдавався зі всією пристрасністю до світських веселощів і гульні.
Fransız mutfağı ve İsveç mutfağına ait geleneksel yemeklerin vazgeçilmez parçasıdır.Належить до класичних страв французької кухні.
Keşkek her bayramda mutlaka her sofrada olan vazgeçilmez yemektir.Спільним є те, що при випічці в кожен пиріг обов'язково ховається монетка.
Annesinin ölümünün ardından hayattan vazgeçmiş babasını, hayata döndürmek için çalışır.Після смерті матері вона перестала говорити.
Fakat Vehip Paşa vazgeçmez.Автомобіль не повинен зупинятися.
Bu arada HAL onu vazgeçirmeye çalışmaktadır.Ніко безуспішно намагається цьому завадити.
Tek bir davaya bakıp kaybedince oldukça çabuk vazgeçer.У випадку її втрати самиця може відкласти повторну.
Bu nedenle vazgeçmek için hiç neden yok." dedi.Тому, немає сенсу кидати справу».
Kitap "Eğer bu kitabı okumaya niyetliyseniz vazgeçin.І якщо твій розум розсіюється, поки ти читаєш, не здавайся.
Bazen düşerim ama asla vazgeçmem.Я іноді падаю, але ніколи не здаюся.
Artık vazgeçiyor musunuz?” denilmektedir.Přestanete s tím tedy?"
Röhm'den "ikinci devrim" için bastırmaktan vazgeçmesini istedi.Mnohokrát na Röhma naléhal, aby upustil od své „druhé revoluce“.
Ancak BBC, pilot bölüm yayınlamaktan vazgeçmiş ve sezonun 90 dakikalık üç bölümden oluşmasını istemiştir.BBC se ho však rozhodla nevysílat a objednala sérii tří 90minutových epizod.
Faramir, yüzüğü alıkoymaktan vazgeçti Frodo'nun gitmesine izin verdi.Faramir vábení prstenu odolal a nechal Froda odejít.
İlgili Sayfalar