vazgeç ile cümle

vazgeç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Batıl inançlardan vazgeçilmelidir.Hij weigert uit godsdienstige overwegingen.
Evi İsviçre'de olmasına rağmen, Fransız vatandaşı olmaktan asla vazgeçmedi.Hoewel hij nooit in Nederland woonde had hij wel de Nederlandse nationaliteit.
Sonunda suçlamalara yanıt vermekten vazgeçti.Hij ziet uiteindelijk af van zijn aanspraken.
Fakat Cem boşanmaktan son anda vazgeçer.Steeds meer huwelijken eindigen in echtscheiding.
İnsan onuru, demokrasinin ve hukuk devletlerinin vazgeçilmez bir parçasıdır.Het beginsel wordt beschouwd als een essentieel onderdeel van de democratie en de rechtsstaat.
Ancak arkadaşları onu bu fikrinden vazgeçirdi.Zijn vrienden weerhielden hem echter van publicatie hierover.
Ancak, sonradan vazgeçilmiştir.Echter, hij wordt de volgende dag wakker.
Ben, her şeye rağmen şarkılar söylemekten, ağlamaktan, gülmekten, kısaca yaşamaktan vazgeçmeyeceğim.Hiernaast ontbreken de liedjes Lachen, lachen, lachen en Kom we gaan er tegenaan.
2006 seçimlerinde bu sistemden vazgeçildi.Bij de verkiezingen in 2006 ging deze verloren.
Zayn vazgeçmez, haftalar sonra tekrar geri döner.Julia draait bij en na enkele weken heimwee keert ze terug.
Bu iddialarından vazgeçince karşılığında hayatları, servet ve mülkleri bağışlandı.Deze bood haar protectie in ruil voor haar rechten en bezittingen.
İnsani değerlerden vazgeçmez.Mensen in hun waarde laten.
Alüminyumdan üretilmiş yapısal bileşenler uzay ve havacılık sanayii için vazgeçilmezdir.Aluminium is daarmee het constructiemateriaal bij uitstek voor de vliegtuig- en ruimtevaartindustrie.
En büyük olmak onun vazgeçilmezidir.Zijn grootste belang - met afstand - is hijzelf.
Sonunda ikisi de bundan vazgeçer.De twee legden het uiteindelijk bij.
Ama çok geçmeden bu talebinden vazgeçti.Weldra werd van dit voornemen afgezien.
Kısa bir süre sonra kimyadan vazgeçti.Spoedig daarna begon hij met chemotherapie.
Antlaşma ile Prusya, Alman devletlerinin liderliği iddiasından vazgeçti.De oorlog resulteerde in de Pruisische overheersing over de Duitse staten.
Bu arada HAL onu vazgeçirmeye çalışmaktadır.Maar iemand probeert haar te dwarsbomen...
Ne olursa olsun, vazgeçmemelisin.Wat er ook gebeurt, je moet niet opgeven.
Asla vazgeçme!Nooit opgeven!
Öyle kolay vazgeçmemelisin.Je moet niet zo gemakkelijk opgeven.
Fark etmez, vazgeçemeyiz.Dat doet er niet toe, we kunnen niet opgeven.
Öylesine vazgeçemezsin.Je kunt zomaar niet opgeven.
Bana vazgeçmem gerektiğini söyledi.Hij zei dat ik moest opgeven.
Asla vazgeçmeyeceğim!Ik zal nooit opgeven!
Aşk için bir hazineden vazgeçer miydin?Zou je een schat opgeven voor liefde?
Senin bu kadar çabuk vazgeçeceğini düşünmemiştim.Ik had niet gedacht dat je het zo snel zou opgeven.
Ondan vazgeçmeyeceğim.Ik ga haar niet opgeven.
Vazgeçmediğin için teşekkürler.Bedankt voor het niet opgeven.
Asla vazgeçmeyeceğiz!We zullen nooit opgeven!
Senden vazgeçmeyeceğim.Ik geef jou niet op.
Plandan vazgeçmeye mecbur bırakıldı.Hij was genoodzaakt het plan op te geven.
Kasım 1941'de Ordu Grubu "Środek", esirleri yaya olarak yürütme politikasından vazgeçti.W listopadzie 1941 Grupa Armii „Środek” zrezygnowała z praktyki pieszego pędzenia jeńców do obozów.
1975 - İspanya, Batı Sahra'daki egemenlik hakkından vazgeçti.1975 – Hiszpania wycofała się z Sahary Zachodniej.
Ona Darcy’nin kızı Anne ile nişanlı olduğunu söyler ve Elizabeth’in Darcy’den vazgeçmesi ister.Pyta ją, czy to prawda, iż zaręczyła się z panem Darcym.
Evi İsviçre'de olmasına rağmen, Fransız vatandaşı olmaktan asla vazgeçmedi.Po 1956 r., zamieszkał w Szwajcarii, choć nigdy nie porzucił obywatelstwa francuskiego.
Ancak arkadaşları onu bu fikrinden vazgeçirdi.Powstrzymali go jednak przyjaciele, którzy wyperswadowali mu ten pomysł.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.Jednak nie docierają na zabawę.
İktisat okumaktan vazgeçti ve oyuncu olmaya karar verdi.Studiował prawo, ale postanowił zostać aktorem.
Ancak 1977 yılında kent konseyi tramvay hatlarını kaldırma kararlarından vazgeçtiler.W 1977 roku rada miasta postanowiła nie likwidować komunikacji tramwajowej.
Temmuz 2008'de Queens Park Rangers kiralık olarak almak istese de sonradan vazgeçti.W lipcu 2008 roku odrzucił ofertę wypożyczenia do Queens Park Rangers.
Çabalamaktan vazgeçmedi.Nie stawiał oporu.
Ancak daha sonra bu fikrinden vazgeçti.W końcu zrezygnował z tego pomysłu.
Fakat politik sebeplerden ötürü bundan vazgeçildi.Z powodów politycznych prace te musiały być jednak wstrzymane.
2006 seçimlerinde bu sistemden vazgeçildi.Z systemu tego zrezygnowano w sezonie 2006.
Bu yüzden ailesi onun için bir memurluk kariyeri fikrinden vazgeçmişti.Rodzice wybrali dla niego karierę wojskową.
Mahallenin meşhur vazgeçilmez yemekleri tirşik ve pilavdır.Yöresel Kıyafet hakkında bilgi yoktur.Pięknie ubrana Cyganka nie ma nic wspólnego z brudem szynków i ulicy.
Hayatımdan vazgeçmeyeceğim.Nie rezygnuje jednak z życia.
Ancak Ponomariov bu turnuvaya katılmaktan vazgeçmitir.Joaquín Andújar odmówił udziału w meczu.
1970'ten itibaren şiir yayınlamaktan vazgeçerek, eleştiri çalışmalarına daha ağırlık verdi.Mieszkając tam 6 lat, nie zaniedbując poezji, zajął się poważniejszymi badaniami naukowymi.
Bu iddialarından vazgeçince karşılığında hayatları, servet ve mülkleri bağışlandı.W razie kapitulacji obiecywał mieszkańcom zachowanie życia i majątków.
Bu başarısızlığa rağmen Haçlılar komutanları direk hücum şeklindeki saldırılardan vazgeçmemeye kararlıydılar.Po nieudanym ataku janczarzy, wbrew woli dowódców, przerwali walki.
Bu yüzden de diğer güreşçiler bu kararlarından vazgeçtiler.Na wieść o tym pozostali wodzowie również wycofali swoje siły.
Ama minik kahramanımız için mücadele vazgeçilmezdir.Dlatego szanse naszych bohaterów nie są duże.
Bunca zor koşullara rağmen gene de taarruz kararından vazgeçilmiş değildi.Jednak pomimo sprzyjających okoliczności nie ważył się na ten czyn.
2015 yılının başında Asla Vazgeçmem dizisinde oynamıştır.W sezonie 2015 nie wystartował w rozgrywkach.
Fakat buna rağmen Karanlık Jedilar Karanlık Güç'ten vazgeçmediler.Ale nawet oni nie byli wystarczająco silni, żeby opanować siły ciemności.
Ancak Birleşik Donanma ağır kayıplara uğradı ve deniz harekatından vazgeçmek zorunda kalındı.Stracił jednak tak wiele okrętów, że zmuszony był w końcu wycofać się z bitwy.
Daha sonra yazmaya başlayınca zamanını yazmaya ayırmak için hukuktan vazgeçti.Niedługo później postanowił porzucić prawo, aby kontynuować malowanie.
İlgili Sayfalar