vazgeç ile cümle

vazgeç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Keşkek yemeği köy düğünlerinin vazgeçilemez yemeğidir.إضراب عن الطعام هو الامتناع طواعية عن الأكل.
Fakat Vehip Paşa vazgeçmez.وبالإضافة إلى ذلك، فإنه لا يثبط ناقلة GABA.
Vazgeçmek nedir hiç bilmiyor.ولا يُعرف طريقة للتخلص منه.
Ancak Bronson Poe'nun gönderdiği Ulalume şiirini kullanmaktan vazgeçti.قرر برونسون عدم استخدام القصيدة التي أرسلها له بو، وهي "أولالوم".
Fakat sonra bundan vazgeçtiler.وبعد ذلك رحلت عنه.
Oğlu Steven'ı doğurabilmek için fiziksel formundan vazgeçmiştir.تمكنت جرايس البقاء على قيد الحياة لتستمتع بطفولة طبيعية.
Bunun üzerine Napolyon Smolensk'te ordugâh kurma planlarından vazgeçti ve ordusu Rus birliklerini kovaladı.إنهارت خطة نابليون التى كان قد أعدها لمعركة سمولينسك وإضطر لمواصلة التوغل شرقا لمطاردة الجيش الروسى.
Sigara içmekten vazgeçtim.لقد أقلعت عن التدخين
Okumaktan vazgeç.توقف عن القراءة.
Aylaklık etmekten vazgeç.توقف عن اللهو
Artık vazgeçiyor musunuz?” denilmektedir.E agora, quem poderia indultá-lo?"
Fakat savaşdan vazgeçmemişti.Mas não abandonou a luta.
Bir süre sonra hastalık nöbetleri azalmaya başladı ve Augustus sürekli Konsüllükten vazgeçti.Logo após sua luta com a doença diminuir, Augusto desistiu de seu consulado anual.
Oğlu Steven'ı doğurabilmek için fiziksel formundan vazgeçmiştir.Desistiu de sua forma física para dar à luz Steven.
Bu onlara, gözlerini ekrandan ayırmak ve başka bir şey izlemek için bir bahane olurdu." diyerek vazgeçmiştir.Seria uma desculpa para desviar o olho da tela e assistir a algo mais".
Ermenilerin çoğu direnmekten vazgeçti ve Roma tarafından atanacak bir prensi kabul etme kararı aldı.Nesta época, a maioria dos armênios já havia abandonado a resistência e aceito príncipe imnposto por Roma.
Ancak daha sonra bu fikrinden vazgeçti.Porém, ele próprio se afastou desta opinião posteriormente.
İskoçya bütün toprak iddialarından 1237 yılındaki York Antlaşması'ndan sonra vazgeçmiştir.A Escócia renunciou a todas as reivindicações à região como parte do Tratado de York (1237).
Antlaşma ile Prusya, Alman devletlerinin liderliği iddiasından vazgeçti.No pontilhado, a Prússia retirou a sua alegação de liderança sob os Estados alemães.
Şehri hemen kuşatmaya aldılar, ancak bir süre sonra bundan vazgeçildi.O campesinato, porém, via-os com ressentimento e considerava-os rivais.
Fakat Joseph, annesinin ısrarlarına rağmen iddialarından vazgeçmedi.Contra a insistência da sua mãe, José II não desistia da sua reivindicação.
Vazgeçmeye çabalamak yerine bu halde kalmayı tercih edebilir.Ela iria preferir acabar do que se comprometer.
Bu durum, kozmologların devinimli (döngüsel) evren modelinden vazgeçmelerine neden oldu.Estes argumentos fizeram que os cosmólogos abandonassem o modelo de universo oscilante.
Boeing 1993'te bu tasarımından geliştirmesinden vazgeçerek 747'yi güncellemeye odaklanmıştır.Em 1993, a Boeing decidiu não prosseguir com o desenvolvimento deste conceito, focando em atualizações do 747.
Bu oluşumda eğitim birinci ve vazgeçilemez şarttır. (...)Então, é sobre a inspiração e nunca desistir. (...)
Fakat dostları yine de ona zan altında bulunduğunu hatırlatarak, kararından vazgeçmesini tavsiye ettiler.Não obstante seus subordinados negaram a cumprir a ordem.
Ancak Haziran 2011'de turnuva formatı değiştirilerek bu sistemden vazgeçildi.Em junho, o regime de conversibilidade é definitivamente abolido.
Çok külfetli olduğu için bundan vazgeçilmiştir.Isso o deixou tão deprimido que ele quase se demitiu.
Vazgeçerlerse onlara mesleklerine uygun görevler verileceğini belirtti.Se eles perdessem, ela os forçava a dar-lhes seus nomes.
Fakat havada uçan bir sembolik kartalı görünce bu komplodan vazgeçerler.No entanto, eles são aliviado ao ver um snowplow abordá-los.
Japonya kuzey Sahalin'deki kömür ve petrol imtiyazlarından vazgeçecektir.No entanto, o Japão continuou a manter concessões de petróleo e carvão na Sacalina do Norte até 1944.
Bölgedeki bazı gruplar ise Aramice dilinden vazgeçmemek için direndi.A banda recusou abandonar a língua materna.
Hükümetin ve İngiltere Kilisesi'nin güçlü tutumundan sonra amcası evlilliği tercih ederek krallıktan vazgeçer.Sob pressão da sociedade e do governo, o rei desistiu dos seus planos matrimoniais.
Fakat sonra bundan vazgeçtiler.Depois me renunciei.
Kemençe ve horon vazgeçilmez bir unsurdur.O testamento é um ato solene e revogável.
Müslümanlıktan vazgeçmeyen Tatar halkı, köylerde yaşamaya mahkûm edilmişti.Os habitantes que se recusaram a viver sob o domínio otomano receberam terras noutros lugares.
Aristoteles'in "üç birlik" kuralından vazgeçilmiştir.Estas regras reduzem-se às três regras que Aristóteles definiu.
Bürokrasiden Vazgeçilir mi?Dá para parar de enrolar?
Fingolfin için tahtından vazgeçer.E tenta buscar o trono.
Başlat ya da Start düğmesi Windows 95 ile beraber Windows sürümlerinin vazgeçilmez bir parçası haline geldi.Ideal Para Este Dia Insuportavelmente Alegre ou Windows inova Kernel.
Evi İsviçre'de olmasına rağmen, Fransız vatandaşı olmaktan asla vazgeçmedi.Embora tenha vivido em Genebra por 40 anos, Wilsdorf nunca tornou-se um cidadão suíço.
İtirazdan vazgeçilemez. (...)Mas morrerá sem deixar saudades (...)
Tek bir davaya bakıp kaybedince oldukça çabuk vazgeçer.Caso ele opte por desistir, ele perderá apenas um doido ponto.
Ancak Ponomariov bu turnuvaya katılmaktan vazgeçmitir.REC ^ O Rondonópolis desistiu de participar da competição.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.À noite, não falta diversão.
Bu güreş türlerinin tümünde müzik, güreşin vazgeçilmez bir parçası olarak rol almaktadır.Para os adeptos dessa abordagem, a música só existe como manifestação humana.
Timbaland'ın aynı adlı şarkısının ardından bu düşünceden vazgeçildi.Esta ideia foi descartada após Timbaland lançar uma canção que possui o mesmo nome.
Bu nedenle vazgeçmek için hiç neden yok." dedi.Então não tem o porquê de externar isso".
Gazetecilikten vazgeçmedi.De journalistiek gaf hij daarbij niet op.
Fakat Blomberg vazgeçmediği için 27 Ocak 1938'de bütün görevleri ve mevkileri alındı.Blomberg deed op 27 januari 1938 afstand van alle publieke functies.
Bunun üzerine mübaheleden vazgeçilerek anlaşma yoluna gidilmiştir.Echter dat werd regelmatig onderbroken doordat hij (weer) op tournee moest.
Bir müddet sonra kâğıt para kullanımından vazgeçildi.Hierna was het papier gereed voor gebruik.
Akrabaları ve yakınları tarafından vazgeçirildi.Hij was omringd door zijn familie en vrienden.
Hak ve Adaletten vazgecmeyecegim.Recht en waarheid maken vrij.
Rücû (geri gönüş) anlatımı güçlendirmek için, söylenilen sözden vazgeçip daha güçlü bir söz söyleme sanatıdır.Bij het dicteren worden de woorden ΗΜΩΝ en ΥΜΩΝ (onze en uw) daardoor moeilijker van elkaar te onderscheiden.
Ancak Ponomariov bu turnuvaya katılmaktan vazgeçmitir.Livaković kwam tijdens het toernooi niet in actie.
Daniel’in uzlaşma çabalarına rağmen babası bu kininden ölümüne dek vazgeçmemiştir.Ondanks Daniels pogingen tot toenadering bleef de vader hardnekkig ieder contact afhouden tot aan zijn dood.
Val Kilmer Alexanderi yapmak için rolünden (detektif) vazgeçti.Val Kilmer was heel wat kilo's aangekomen voor zijn rol in Alexander van Oliver Stone.
Fakat,daha sonra bu fikrinden vazgeçer.Later zou hij deze beslissing betreuren.
Bizans komutanları bundan sonra koordineli saldırılardan vazgeçtiler.De Groningse redgers bleven in functie tot aan de Bataafse omwenteling.
İlgili Sayfalar