Fakat politik sebeplerden ötürü bundan vazgeçildi.Det ble imidlertid droppet av økonomiske grunner.
Bir ara “Tel” soyadını kullanmışsa da, kısa bir süre sonra bundan vazgeçmiştir.En syvende note, "si" ble lagt til kort tid etter.
Bu nedenle vazgeçmek için hiç neden yok." dedi.Det var bare ikke fornuftig å slutte.»
Atina kente saldırdı ve Nakşa bu karardan vazgeçmek zorunda kaldı.Borgerne i Athen protesterte mot dette og tvang ham ut av byen.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Men ofte forholder den seg taus.
Kısa bir süre sonra kimyadan vazgeçti.Susan forlot butikken straks.
II. Dünya Savaşı'nın bitimiyle birlikte Sovyet T-35 gibi çok taretli tank tasarımlarından vazgeçilmiştir.Før andre verdenskrig ble det også eksperimentert med vogner med flere tårn, for eksempel den sovjetiske T-35.
Zamanla hindi ABD'de Şükran Günü kutlamalarının vazgeçilmez yiyeceği haline geldi.Siden den tiden har Brasil feiret Thanksgiving.
Bu yüzden de diğer güreşçiler bu kararlarından vazgeçtiler.Resten av ribbungene ga da opp kampen.
Ancak Gorbaçov 25 Aralık 1991'de Devlet Başkanlığı vazifesinden istifa etti.25. desember 1991 annonserte Gorbatsjov sin avskjed fra stillingen som Sovjetunionens president.
Sonunda suçlamalara yanıt vermekten vazgeçti.Anmeldelsene ble til slutt droppet.
Bunun üzerine Li Şimin, bu saldırıdan vazgeçti.Yang innstilte ikke dermed sine angrep.
Günümüzde ise bu isimden de vazgeçilerek Ulubahçe adı verilmiştir.For eksempel heter det i dag, mens istedenfor også er tillatt.
Gemiler askerî birliklere erzak sağlamak için vazgeçilmez unsurlardı.Skip var vitale for forsyninger for styrkene.
Ancak arkadaşları onu bu fikrinden vazgeçirdi.Men hans venner fikk han fra det.
Çok külfetli olduğu için bundan vazgeçilmiştir.Han går derfor skuffet derfra.
Kısa sürede takımın vazgeçilmez oyuncularından biri oldu.Hun ble snart en av de bærende spillerne på laget.
En önemli vazodilatör nitrik oksittir.Den viktigste elva er den farbare Irtysj.
"Bu senin vazifen, sahneye taşıyacaksın." dediler.Jeg skal legge til bokstaven R til ære for deg».
Dört sene sonra tekrar küçük bir seçim kampanyası yürüttü, ancak ön seçimlerden önce vazgeçti.Dette omfattet bare stemmeretten; det gikk enda noen år før kvinner kunne stille til valg.
Tacikistan madalyayı 1996 yılında vermekten vazgeçti.Davidsen fortsatte medaljefangsten i 1996.
Teddy Ned'i bu işten vazgeçirmeye çalışsa da başaramaz.Harry holder heller ikke på å dette ut av bilen.
Eğer gözlerinden vazgeçerse bir değil iki oğlu birden olacaktır.Selv om både han og hans avdøde kone er dverger, er ingen av sønnene deres det.
Kuhn söylentiyi şaşkın bir vaziyette karşılamaktadır.Mordaunt sa seg så einig i en tilbaketrekking.
Lahitlerin üzerinde çoğunlukla kitabe ve vazo şekilleri vardır.Seinere himmelbrev har ofte omtrent samme form og innhold.
Tam birisi ile evlenmek üzereyken son anda vazgeçtiğini, bir şeyin onu manastıra getirdiğini görüyoruz.Da hun til slutt gikk i kloster, stod valget mellom å gifte seg med en fetter eller å gå i kloster.
Sonradan bu kararın uygulamasından vazgeçildi.Organisasjonen har senere beklaget denne avgjørelsen.
Düz olan üst kavkı (kabuk) kapak vazifesi görmektedir.Se slekten Leganger (slekt).
Biz ne Yavuz'dan ne de İsmail'den vazgeçeriz."Kami tidak akan membiarkan mereka melukai orang Yahudi maupun orang Arab."
Short şöyle konuşmaktadır: "Aptal unvanlardan vazgeçin."Short berkata: "Hapuskan saja gelar yang bodoh itu."
Robert, diplomasi yöntemiyle, Alton Antlaşması'nda İngiliz tacı ilgili talebinden vazgeçti.Robert dipaksa oleh diplomasi untuk meninggalkan gugatannya atas takhta Inggris dalam Perjanjian Alton.
Esasen karakter, Ronald Reagan'dan ilham alınmıştı fakat sonradan bu konsepten vazgeçildi.Awalnya, karakter dipengaruhi oleh Ronald Reagan, sebuah konsep yang kemudian tidak digunakan lagi.
Babası vazgeçirmeye çalışsa da, sonunda bir şartla buna izin verir.Karena ayahnya memaksa, akhirnya ia pun menyetujuinya.
Bunun üzerine ölünceye kadar aynı vazifede kalmak şartıyla Üsküp Kadılığına tayin edildi.Ia dihukum dengan pengucilan (tahanan rumah) sampai meninggalnya.
Ekstrakraniyal arter vazodilatasyonunun rolünün özellikle önemli olduğu düşünülür.Peran vasodilasi arteri ekstrakranial pada khususnya diyakini signifikan.
Natürmort: Oniki Ayçiçekli Vazo, Ağustos 1888.Alam Benda: Vas dengan Dua Belas Bunga Matahari, Agustus 1888.
Kolay vazgeçmem".Tidak akan aku serahkan ."
1975 - İspanya, Batı Sahra'daki egemenlik hakkından vazgeçti.1975 - Spanyol meninggalkan Sahara Barat.
Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım.Kalau kamu tidak menentangnya, kamu akan habis ditindasnya.
Secde vaziyeti insanın Rabbine en yakın olduğu haldir.Dilihat dari segi ini sesungguhnya manusia itu berhutang nyawa terhadap Tuhan.
Bu vazife ile huzurunuza geldim.” dedi.Pergilah dan buanglah dosa-dosa tersebut”.
Bunun üzerine Kratos, Ares'e hizmet etmekten vaz geçer.Sejak kejadian tersebut, Kratos menyimpan dendam terhadap Ares.
(Maybel ve vazelinin birleşmesinden).Nurjanah (Ibunya).
Bunu gören savunmacılar teslim olmaktan vazgeçip çatışmaya devam ettiler.Pembela yang menjawab bahwa mereka tidak akan pernah menyerah dan terus berjuang.
Birbirleriyle dalga geçmek, vazgeçilmez huylarındandır.Ciri khas pewayangan Jawa adalah jalinan silsilah yang saling berkaitan satu sama lain.
Ancak 1482'de bu sözünden vazgeçti.Namun pada 1482, perjanjian tersebut dibatalkan.
Bunun esas nedeni buluntuların büyük çoğunluğunun firavun mezarları, cenaze gemileri ve vazolar olmasıdır.Fir'aun mendapati banyak orang yang tidak mau lagi menyembah dirinya.
Japonya kuzey Sahalin'deki kömür ve petrol imtiyazlarından vazgeçecektir.Melarang penjualan minyak dan produk minyak sulingan ke Korea Utara.
Bunlar Henry'nin tarafını tutmaktan vazgeçerler.Hal itu tidak menghentikan Henry IV.
Ben, her şeye rağmen şarkılar söylemekten, ağlamaktan, gülmekten, kısaca yaşamaktan vazgeçmeyeceğim.Saya tidak tahu apakah saya menangis, atau tertawa.
Kana kana iç vazonda!Itu makanan ayam.
Kanama yeri bulununca ya vazopressin verilir veya Gelfoam veya benzeri madde ile embolize edilir.Misalnya ketika suami bepergian atau dalam keadaan ihram haji atau umrah atau sedang beri‘tikaf.
Şehri hemen kuşatmaya aldılar, ancak bir süre sonra bundan vazgeçildi.Maka mereka merebut kota-kota kuat di tanah Mesir, dan ia mengambil jarahan darinya."
Ancak Ponomariov bu turnuvaya katılmaktan vazgeçmitir.Kasparov menolak ikut serta dalam pertandingan-pertandingan ini.
Born To Be My Baby Bon Jovi konserlerinin vazgeçilmez şarkılarından biridir."Born to Be My Baby" adalah sebuah lagu dari salah satu grup musik rock Amerika Serikat Bon Jovi.
Özbekistan, Devlet Başkanı İslam Kerimov'un ölmesinden sonra bu tutumundan tamamen vazgeçti.Ia pernah sebentar menjadi Penjabat Presiden Uzbekistan setelah kematian Islam Karimov.
Ancak, onu yok etme amacından vazgeçmediler, ona bir tuzak kurmaya kara verdiler.Ia pun mengingkarinya, hingga akhirnya mereka (para pengikutnya) meninggalkannya.
Bu canavarın öldürülmesi Herkül'ün on iki görevi arasında 2. sırada yer alan vazifedir.Mengusir burung tersebut adalah salah satu dari Dua belas tugas Herakles.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Dia sering membuat banyak kesalahan.
Fakat Endimione Diana'dan vazgeçmneyi kabul etmez.Moerdani tampaknya tidak menyerah.