Ana içeriğe geç
Sözlük

vaz ile cümle

vaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
1949'dan 1956'ya kadar "Ivan Vazov" ulusal tiyatrosunda birden fazla oyun da oynadı.Μεταξύ το 1949 και το 1956, συμμετείχε σε πολλές παραστάσεις του θεάτρου Ιβάν Βαζόφ.
Chris zenginlikten vazgeçememektedir.Άγγελος Ακοτάντος ο Κρης.
Daha sonra uzunca bir süre terk edilmiş bir vaziyette kalmıştır.Μετά απο αυτό παρέμεινε στην αφάνεια για αρκετό καιρό.
Sadece diyebilirim ki: ölürken bile yalan söylemekten vazgeçmezler.Μπορώ μόνο να πω ότι ακόμη και νεκροί θα ψεύδονται.
Daniel’in uzlaşma çabalarına rağmen babası bu kininden ölümüne dek vazgeçmemiştir.Παρά τις επίμονες προσπάθειες του Ντάνιελ για συμφιλίωση με τον πατέρα του, εκείνος δεν μαλάκωσε ποτέ.
Bacakları uzanık vaziyette uyunmaz, her zaman dizler bükük durumda uyunur.Όταν τα πόδια δεν πατούν στο έδαφος, είναι πάντα τεντωμένα στις μύτες.
2. tur seçimlerinin 27 Haziranda yapılmasını istedikten sonra MDC bu isteğinden de vazgeçti.Τελικά, ανακοινώθηκε ότι ο δεύτερος γύρος θα διεξαγόταν στις 27 Ιουνίου, Το MDC καταδίκασε την καθυστέρηση.
Gazetecilikten vazgeçmedi.Επιδόθηκε στη δημοσιογραφία.
Agrippina bu hareketinin Claudius'un Otho'ya verdiği taht sözünden vazgeçireceğine inanmaktadır.Ετσι, πιστεύει η Αγριππίνα, ότι ο Κλαύδιος θα ανακαλέσει την υπόσχεση που έδωσε στον Όθωνα για το θρόνο.
Fakat sonra bundan vazgeçtiler.Στη συνέχεια εγκαταλείφθηκε.
"Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım".«Κρατώ τα δάχτυλά μου σταυρωμένα.
Fakat daha sonra, 500 bin sterlin karşılığında bu haktan da vazgeçildi.Για το συγκεκριμένο επεισόδιο πλήρωσε, αργότερα, 5.000 λίρες.
Luedtke, Schindler'in kalbinin değişimini inanılmaz bulduğu için yaklaşık dört yıl sonra yazmaktan vazgeçti.Ο Λούντκε αποχώρησε τέσσερα χρόνια μετά, αφού βρήκε την ιστορία του Σίντλερ πολύ καλή για να είναι αληθινή.
Bunun üzerine başsız kalan ahali protesto etmekten vazgeçmek zorunda kaldı.Κατά συνέπεια, ο Πρωθυπουργός αναγκάστηκε να παραιτηθεί.
İktisat okumaktan vazgeçti ve oyuncu olmaya karar verdi.Επιθυμούσε περισσότερα από τη ζωή και έτσι αποφάσισε να γίνει ηθοποιός.
Vazoyu iki elinle tut.Πιάσε το βάζο με τα δυο σου χέρια.
O, farklı bir kedi yavrusu aramaktan vazgeçti.Κατέληξε να ψάχνει ενα γατάκι
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.Stopper når den ikke er sjov længere.
2006 seçimlerinde bu sistemden vazgeçildi.Ved valget i 2006 gik de væk fra systemet.
Palladio, villalarını daima vaziyetlerine referans alarak tasarladı.Palladio udformede altid sine villaer i forhold til omgivelserne.
Agathion, vazoyu aç!Miyamoto Opens the Vault.
Vazifem nedir?Hvad er ansvar?
Fakat politik sebeplerden ötürü bundan vazgeçildi.Det blev opgivet af økonomiske grunde.
Ayrıca bu filmde oynamak için, Baz Luhrmann'ın Avustralya filminde rol almaktan vazgeçti.Hun blev igen instrueret af Baz Luhrmann i filmen Australia.
Katılımcılardan hiçbiri 300 volt seviyesinden önce şok uygulamaktan tereddütsüzce vazgeçmedi.Ingen af forsøgspersonerne afbrød forsøget før 300 volt.
Vazifesi kurbanlar sayesinde tanrıların yaşamasını temin etmekti.Det sikrede man sig ved at ofre til guderne.
Santral diabetes insipidus (SDI), vazopressin hormonu (antidiüretik hormon) eksikliğinden kaynaklanmaktadır.Central diabetes insipidus, der skyldes mangel på antidiuretisk hormon (ADH, vasopressin).
Bu yüzden lütfen AnonNews’e saldırmaktan vazgeçin.Ikke at forveksle med Shenandoah-kampagnen.
Bu eski maskara kömür tozuyla vazelinin karıştırılmasıyla elde edilmiştir.Denne tidlige mascara var fremstillet af brændbart støv blandet med vaseline.
Agrippina bu hareketinin Claudius'un Otho'ya verdiği taht sözünden vazgeçireceğine inanmaktadır.Agrippina mener, at dette vil få Claudio til at tilbagekalde sit løfte om at give Ottone tronen.
Ama zamanla bu kayıt türünden vazgeçilmiştir.Det er sandsynligvis på denne tid kodekset er blevet afskrevet.
Ancak daha sonra bu tasarıdan vazgeçilmiştir.Senere er projektet opgivet.
İsa Evangalist sembolleriyle sarılmış vaziyettedir.Det centrale motiv her er Kristus omringet af symboler for evangelisterne.
Bu topraklardan vazgeçmek, devleti küçültmek ile değil, devletin parçalanması ile eşanlamlıydı.Ganske vist belejrede de ikke byen, men ødelagte landet.
Fakat elindeki alet henüz pek ilkel bir vaziyetteydi.De hjælpemidler man benyttede var primitive.
Ona Darcy’nin kızı Anne ile nişanlı olduğunu söyler ve Elizabeth’in Darcy’den vazgeçmesi ister.Hun håber at blive gift med Mr. Darcy og er derfor meget jaloux på Elizabeth.
Şimdi ise tamamen vazgeçilmiştir.Det er nu afskaffet.
Kurslara gitmekten vazgeçip, Marksist eserleri okumaya başladım.Han klarede at bestå studentereksamen og begyndte at læse på Krakóws kunstakademi.
Kıta ve vaziyeti sordular.Ask og kvalkved.
Fakat sonra bundan vazgeçtiler.Derefter blev de udeladt.
Atina kente saldırdı ve Nakşa bu karardan vazgeçmek zorunda kaldı.Men Fontana var engageret andetsteds og måtte takke nej til tilbuddet.
Ne var ki Einstein, sonradan kozmolojik sabit önerisinin bir hata olduğunu söyleyerek bu öneriden vazgeçti.Zenvo forklarede efterfølgende, at det denne gang skyldtes en fejl i brændstofsledningen.
Günümüzde ise bu isimden de vazgeçilerek Ulubahçe adı verilmiştir.Navnet har ifølge overleveringen hængt ved lige siden.
Vazilyass bu olaydan sonra bir süre ortalarda görünmedi.Saneringen skete ikke lige fra den ene dag til den anden.
Vazgeç Gönlüm, 2007-2009 yılları arasında Star TV'de 2 sezon yayınlayan bir televizyon dizisidir.Scenen er din var et talentshow, der blev sendt på TV 2 i fire sæsoner fra 2004 til 2007.
Agathion, vazoyu aç!Agathion, åpne vasen!
O bize çıktı ve dedi ki: "Ben bu hayattan vazgeçmeye karar verdim.Han kom ut til oss og sa: «Jeg har besluttet å forlate dette livet.
Tucholsky yurtdışında olduğu için, ona karşı bir dava açılmasından vazgeçildi.Tucholsky unnslapp tiltale, siden han bodde utenlands.
2006 seçimlerinde bu sistemden vazgeçildi.Ved valget i 2006 gikk de vekk fra systemet.
Daha sonra bu uygulamadan vazgeçilerek yerine belirli bir ücret alımı uygulanmıştır.LO fortsatte dog å utbetale ham lønn.
6 ay sonra bundan vazgeçti.Seks måneder senere gikk hun ifra ham likevel.
İslam’a göre peygamberlere vahiy getirmek, Allah'ın emir ve yasaklarını bildirmekle vazîfeli melektir.Johansen så på seg selv som et sendebud fra Herren, og mente at synene han fikk var fra Gud.
Bunun sonucunda AB vazgeçmiştir.Uansett grunn så sluttet han.
1975 - İspanya, Batı Sahra'daki egemenlik hakkından vazgeçti.1975 – Spania trekker seg ut av Vest-Sahara.
Hapishanedeki vaziyetler artık „La Onda“'nın aleyhine dönüşür.Men hvem skal beskytte oss mot La Fayette?»
Çoğu kovboy filmlerinin vazgeçilmezidir.De fleste av Coen-filmene er ganske voldelige.
Katılımcılardan hiçbiri 300 volt seviyesinden önce şok uygulamaktan tereddütsüzce vazgeçmedi.Ingen av forsøkspersonene avbrøt forsøket før 300 volt.
Omuzlar: İyice geriye atılmış vaziyettedir.Bakvingene er tilbakedannet (mangler).
Bir süre sonra hastalık nöbetleri azalmaya başladı ve Augustus sürekli Konsüllükten vazgeçti.Så snart sykdommen ga seg ga Augustus opp sitt faste konsulembete.
Klip çekilen şarkıları "Sebebim", "Asla Affedilmez" ve "Sakın Vazgeçme"dir.Lever etter mottoet «Aldri gi opp, aldri lyve, aldri be om unnskyldning».
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod