Böylece, komite tek erkekler için karşılık gelen kontenjanından vazgeçti.Ő volt az aki férjhezmenve hozományáról férje javára lemondott.
Bella'nın Edward'ı ne kadar çok sevdiğini bile bile vazgeçmiyor.Bella értésére adja a fiúnak, hogy Edwardot szereti.
Bu nedenle vazgeçmek için hiç neden yok." dedi.Nem látom okát annak, hogy távozzak."
Sonunda ikisi de bundan vazgeçer.Most viszont mindketten úgy döntenek, felhagynak ezzel.
Yeni Yugoslavya devleti ancak 1996'da bu iddiasından vazgeçti.A válogatottban 1996-ban, Jugoszlávia ellen mutatkozott be.
Fakat kullanışlı olmamasından dolayı, özellikle kuzey bölgelerde artık uygulamadan vazgeçti.Melegigényes, ezért hazánktól északabbra már nem fordul elő.
Bosna-Hersek, Portekiz, Slovakya ve Türkiye 2013 yılında yarışmaya dahil olmaktan vazgeçti.Bosznia-Hercegovina, Portugália, Szlovákia és Törökország még a verseny előtt visszalépett.
Günümüzde yıkık vaziyette bulunan hisarın kalıntılarına rastlanmaktadır.Mai életében meghatározó Zalaegerszeg közelsége.
Vaziyeti uygun bulduğunuz anda, Rus filosuna hücum ediniz.De ez most csak egy csel!Menjen, pusztítsa el az orosz hadsereget.
Bunu yapmaktan vazgeçmeyeceğim!Nem hagyom abba.
1992 - Boris Yeltsin, Rusya'nın nükleer füzelerinin Amerikan şehirlerini hedef almaktan vazgeçeceğini duyurdu.1992 – Boris Jeltsin ilmoitti, ettei Venäjä enää kohdista ydinaseitaan yhdysvaltalaisiin kaupunkeihin.
1975 - İspanya, Batı Sahra'daki egemenlik hakkından vazgeçti.1975 – Espanja luopui Länsi-Saharasta.
Biçimdeki ve içerikteki yeni romantikçi bu tutumdan Hesse daha sonraları vazgeçmiştir.Näistä uusromanttisista muodon ja sisällön piirteistä Hesse luopui myöhemmin.
Hedefi profesyonelliğe ulaşmaktı ancak o hayatındaki tek şey olduğunu fark ettikten sonra vazgeçti.Hän suuntasi ammattilaistasolle, mutta luopui siitä kun ymmärsi, että elämässä on muutakin.
Ancak daha sonra bu fikrinden vazgeçti.Myöhemmin hän kuitenkin luopui ajatuksesta.
Temmuz 2008'de Queens Park Rangers kiralık olarak almak istese de sonradan vazgeçti.Heinäkuussa 2008 hän siirtyi Queens Park Rangersiin.
Ancak daha sonra bundan vazgeçti.Sittemmin siitä lienee luovutun.
Buna rağmen Monty, içinde bulunduğu vaziyeti çok da önemsememektedir.Shanks ei tunnu paljoa välittävän mitä hänelle itselleen tapahtuu.
Doria ailesi kilise inşa vazifesi verdi.Morsiamen perhe oli pakottanut Creamin kirkkoon aseella uhaten.
Başkan istifa edince suikastten vazgeçer.Hävitessään äänestyksen presidentti joutuu eroamaan.
Köle ayakta veya diz çökmüş vaziyette olabilir.Voi tehdä joko seisten tai polvillaan.
Fakat sonra bundan vazgeçtiler.Sen jälkeen se lopetettiin.
Vazgeçmek nedir hiç bilmiyor.Syytä luopumiseen ei tiedetä.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.Samalla hän kuitenkin menettää tahattoman hauskuutensa.
Ancak yine de bu askeri amaçtan tam olarak vaz geçmedi.Tämän tavoitteen saavuttamiseksi hän ei poissulkenut edes sotilaallista toimintaa.
Döşeme işini bıraksa da tam olarak vazgeçememiştir.Lasimaalauksesta hän ei kuitenkaan luopunut.
Ancak Ponomariov bu turnuvaya katılmaktan vazgeçmitir.Varlamov lopetti tähän pelaajauransa.
9 Mayıs 1928 tarihinde Türkiye direnişçileri vazgeçirmek için af çıkardı.19. toukokuuta poliisi onnistui tukahduttamaan levottomuudet.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Se elää usein melko syvällä.
Fakat savaşdan vazgeçmemişti.Mutta tämä ei lopettanut sotaa.
Vurmalı çalgılar orkestra içinde vazgeçilmez bir role sahiptir.Ylistysmusiikilla on tärkeä osuus seurakunnan tilaisuuksissa.
Kıta ve vaziyeti sordular.Hän on kysytty tausta- ja sessiolaulaja.
VAZ-2101, yurtdışı pazarlarına Lada 1200, Lada 1300 ve Lada 1200S olarak ihraç edilmiştir.Suomeen VAZ-2101 -mallia alettiin tuoda vuonna 1971, kauppanimellä Lada 1200.
Şimdi ise tamamen vazgeçilmiştir.Se on nyt käytöstä poistettu.
Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım.Jos et usko, vedän sinua turpaan.
Cláudio Ibrahim Vaz Leal ya da bilinen adıyla Branco (d.Cláudio Ibrahim Vaz Leal eli Branco (s.
Haiku'nun vazgeçilmez bir unsuru da somutluğu ve halihazıra olan bağlantısıdır.Pysyvä parisuhde tuo myös haasteen itsemääräämisen ja riippuvuuden välille.
İsrail’e göçtükten sonra diasporada kullandıkları dillerden ve isimlerden vazgeçerler.Niiden puhujat siirtyvät Israelissa hepreaan ja diasporassa paikallisiin kieliin.
Kendilerince hakiki vaziyetin tamamen bilinmekte olduğuna şüphe yoktur.Jämsä-proprin alkuperästä ei ole täyttä varmuutta.
Ceset tanınmaz bir vaziyettedir.Varastaminen oli heille tuntematon käsite.
Bu olay neticesinde Togo kupaya katılmaktan vazgeçmiştir.Iskun jälkeen Togo ilmoitti vetäytyvänsä turnauksesta.
Oyun, seyirci tarafından yuhalanmış ve Çehov, tiyatrodan vazgeçme eşiğine gelmiştir.Lokkiin suhtauduttiin aluksi penseästi, ja Tšehov masentui näytelmän huonosta vastaanotosta.
Ancak daha sonra filmin yapımcıları bu fikirden vazgeçtiler.Tuotantoyhtiö siirsi kuitenkin elokuvan tekoa myöhemmäksi.
Fakat politik sebeplerden ötürü bundan vazgeçildi.Sieltä hänet erotettiin poliittisista syistä.
Büyük bir hayal kırıklığına uğramıştır fakat Bella'dan vazgeçememektedir.He ovat suutelemassa, mutta Bella perääntyy.
Tom şehir hayatından vazgeçmeye ve kırsalda yaşamaya karar verdi.Tom päätti luopua urbaanista elämästä ja muuttaa maalle.
Doktor bana sigaradan vazgeçmemi söyledi.Lääkäri käski minua lopettamaan tupakanpolton.
Bu vazife ile huzurunuza geldim.” dedi.Έχεις έρθει για τον δροσίσεις με την παρουσία σου...".
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Kebir Camii terk edilmiş vaziyette kalmıştır.Μετά τον Δεύτερο Παγκόσμιο Πόλεμο, το Κεμπίρ-Τζαμί αφέθηκε σε κατάσταση παραμέλησης.
Birinci vazifen ...Πρώτο Θέμα.
Ancak daha sonra bu fikrinden vazgeçti.Αργότερα σταμάτησε να υποστηρίζει αυτή την άποψη.
Yumuş, iş, görev, vazife.Θέματα εργασίας, επάγγελμα, δουλειά, κόπος, ασχολία.
Sonunda ikisi de bundan vazgeçer.Τέλος το παρέλαβε και από τους δύο.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Είναι αρκετά συχνά σε ενυδρεία.
(Derbeder - Vazgeç Felek Plağıyla) 1976 6. Altın Plak Ödülü Elenor Plak."Imagine.", 1976. - Sales: Βράβευση δίσκου = Gold Record.
Ekstrakraniyal arter vazodilatasyonunun rolünün özellikle önemli olduğu düşünülür.Ο ρόλος της αγγειοδιαστολής των εξωκρανιακών αρτηριών, ειδικότερα, θεωρείται ότι είναι σημαντικός.
Hak ve Adaletten vazgecmeyecegim.Δικαιοσύνη και αδικία.
Şimdi vaziyeti düşünün.Τώρα, σκεφτείτε το.
Şimdi ise tamamen vazgeçilmiştir.Είναι πλέον εγκαταλελειμμένο.
Batıl inançlardan vazgeçilmelidir.Πίστευε σε υπερφυσικές δυνάμεις.