Ana içeriğe geç
Sözlük

vaz ile cümle

vaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Bunu gören savunmacılar teslim olmaktan vazgeçip çatışmaya devam ettiler.Vyzvala přítomné, aby se nevzdávali a pokračovali v boji.
Bütün memleket perişan vaziyettedir.Vesnici však nacházejí zcela vylidněnou.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.Časem je to ale přestane bavit.
Agathion, vazoyu aç!Pane Gorbačove, otevřete tuto bránu!
1064 yılında Danimarka'daki hak iddialarından vazgeçen Harald, Svend tarafından Norveç kralı olarak tanınır.Harald se nároků na Dánsko vzdal v roce 1064, výměnou za to, že ho Sven uzná jako norského krále.
Yumuş, iş, görev, vazife.Vývoj, Problémy, úkoly.
Fransız mutfağı ve İsveç mutfağına ait geleneksel yemeklerin vazgeçilmez parçasıdır.Důležitou součástí české kuchyně a tradičního stravování je polévka.
Fakat politik sebeplerden ötürü bundan vazgeçildi.I tuto práci musela z politických důvodů opustit.
Ancak Gorbaçov 25 Aralık 1991'de Devlet Başkanlığı vazifesinden istifa etti.Na funkci prezidenta Gorbačov rezignoval dne 25. prosince 1991.
Büyük bir hayal kırıklığına uğramıştır fakat Bella'dan vazgeçememektedir.Je to iluze, proto by na Bellu vliv neměla.
Babası vazgeçirmeye çalışsa da, sonunda bir şartla buna izin verir.I když je jí přiřčen, nakonec se ho dobrovolně vzdá.
Köle ayakta veya diz çökmüş vaziyette olabilir.Oběti stály nebo klečely v příkopu.
Sonunda ikisi de bundan vazgeçer.Obě ale nakonec musí poslechnout.
Daha sonraları ise, bu pozisyonundan vazgeçerek herkesin kaydedilmesine izin vermiştir.Po útrpném zážitku si místo zapamatoval asi každý.
Bu yüzden lütfen AnonNews’e saldırmaktan vazgeçin.Tazatel by se měl vyvarovat otázek ano-ne.
II. Dünya Savaşında ABD Ordusunda 3 sene vazife yaptı.Během druhé světové války strávil tři roky v americké armádě.
Fakat Dead Man'in çabuk vazgeçeceği yoktu.Morávek se však nehodlal vzdát.
Dîvân-ı Hümâyûn çavuşları ve tezkireciler de Dîvân’da vazîfeliydiler.Samice a samci zesilují pouto mezi sebou vzájemným pročechráváním peří.
George’un hayatta vazgeçemediği bir diğer şey ise sevgili köpeği Timothy.Příběh důchodce Benčíka, kterému zůstane jediný neposkvrněné přátelství s věrným psem Čikou.
Ancak Ponomariov bu turnuvaya katılmaktan vazgeçmitir.Arruabarrenová se rozhodla turnaje nezúčastnit.
Daha sonra Trish bu kılığı kullanmaktan vazgeçer.Aby na ni Barney zapůsobil, přestane nosit obleky.
Sıkışık vaziyette bulunan Andronk bu müracaatı kabul eyledi.Drábik ve vidině vidět ještě své blízké, na tuto podmínku přistoupil.
Boşaltılan tesis binaları 20 yıl boyunca atıl vaziyette kaldı.Jeho traťový rekord zůstal nepřekonán dvacet let.
Sebastian hayal kırıklığına uğrar ve Veronica ile evlenmekten vazgeçer.Michal ho donutí, aby se s Veronikou oženil.
Gümüşten Bir Vazo İçinde Bir Bardak Su ve Bir Gül, yak.Máme před sebou sklenici vody a sklenici perel.
Günümüzde ise bu isimden de vazgeçilerek Ulubahçe adı verilmiştir.Teprve nyní je u jeho jména zmíněno dočasné vzdání se mandátu.
O ise asla takılmaktan vazgeçmez.Nikdy se nevzdáme, slyšíte?
O günden bu yana Mısır millî takımının vazgeçilmezleri arasında bulunmaktadır.Během této doby se izraelské jednotky nesetkaly s žádným egyptským odporem.
Bu vazifesine 1890'lara kadar devam etti.Funkci zastával až do roku 1890.
Ancak arkadaşları onu bu fikrinden vazgeçirdi.Rádci je od tohoto nápadu zrazují.
Çabalamaktan vazgeçmedi.Nepodřídil se.
2951: Sauron gizlenmekten vazgeçerek kendini belli etti.ISSN 1213-1385. Savčenková odmítá ukončit suchou hladovku, její stav se zhoršuje.
Bu kurul fabrikasının politik ve ekonomik hayatın yerine getirme vazifesi alıyor.Jádrem této práce byla myšlenka, že politická a finanční správa celé monarchie musejí tvořit jediný celek.
Daha sonra uzunca bir süre terk edilmiş bir vaziyette kalmıştır.Pak upadla na dlouhou dobu v zapomenutí.
Yeni yetenekler keşfetme tutkusundan ise hiç vazgeçmedi.Byl vždycky horlivý učit se nové dovednosti.
Bu oluşumda eğitim birinci ve vazgeçilemez şarttır. (...)Vím, že moje hlava nebude poslední, kterou utnete (...)
Bu vazo süslemesi için devrimsel bir metottur.Je to nehospodárný způsob změny skluzu.
Bella'nın Edward'ı ne kadar çok sevdiğini bile bile vazgeçmiyor.Bella se také seznámí s rodinou Edwarda, kterou má velmi ráda.
Fakat dostları yine de ona zan altında bulunduğunu hatırlatarak, kararından vazgeçmesini tavsiye ettiler.Jeho ministři, ve snaze se mu zalíbit, odpověděli, že se čekalo až na něho.
Ondan yeğenlerine bozgunculuktan vazgeçmelerini söylemesini emreder.Požádá tedy své synovce, aby se ho zbavili.
Ayrıca takımın vazgeçilmez Futbolcusu haline gelmiştir.Nezanedbatelná je také činnost místního fotbalového družstva.
Kasım 1918'de, Alman Devrimi patlak verdi; II. Wilhelm ve tüm prensler tahttaki tüm haklarında vazgeçtiler.Německá revoluce vypukla v listopadu 1918 a císař Vilém II. se všemi vládnoucími knížaty abdikoval.
Masanın üzerinde vazo var.Na stole je váza.
Artık vazgeçiyor musunuz?” denilmektedir.Nu vă veți abține, oare?”
Daniel’in uzlaşma çabalarına rağmen babası bu kininden ölümüne dek vazgeçmemiştir.În ciuda încercărilor lui Daniel la reconciliere, tatăl său a purtat pică până la moartea sa.
Her iki taraf savaş telafisi iddiasından vazgeçecekti.Amândouă părțile au renunțat la cerea unor compensații de război.
Hedefi profesyonelliğe ulaşmaktı ancak o hayatındaki tek şey olduğunu fark ettikten sonra vazgeçti.El visa să devină profesionist, dar a renunțat după ce și-a dat seama că fost singurul lucru din viața lui.
Batıl inançlardan vazgeçilmelidir.Nu se poate asimila în credința supraomului.
Agathion, vazoyu aç!Domnule Gorbaciov, deschideți această poartă!
Bu yaklaşımın bir parçası olarak ICR’de Araştırma Direktörü vazifesini üstlendi.Parte din această abordare a fost și rolul său ca Director de Studii la ICR.
Ama sonra bu tutumdan vazgeçer ve onunla evlenir.Aceasta îl droghează și se mărită cu el.
Ekstrakraniyal arter vazodilatasyonunun rolünün özellikle önemli olduğu düşünülür.Se crede că rolul vasodilatării arterelor extracraniale, în special, este semnificativ.
Onu gördüm vurmaktan vazgeçtim.Nu l-am văzut pe cel care trăgea.
Ancak Bronson Poe'nun gönderdiği Ulalume şiirini kullanmaktan vazgeçti.Bronson a decis să nu folosească poemul pe care i l-a trimis Poe, „Ulalume”.
Korkmamış mıydım vazgeçemeyecek kadar alışmaktan?”Cât de laș am fost ca să nu-mi asum responsabilitatea?"
Ancak daha sonra bu fikrinden vazgeçti.Mai târziu el a negat această promisiune.
Ancak gelen yoğun tepkiler sonucu, bu karardan vazgeçildi.În fața valului de proteste, s-a renunțat la această hotărâre.
Akrabaları ve yakınları tarafından vazgeçirildi.A fost înconjurată de prieteni și rude în momentul acela.
Bu vazifede iken felç geçirerek 19 Eylül 1928 tarihinde vefat etti.În acea confruntare însă și-a găsit moartea, probabil în data de 29 aprilie.
Ancak az sonra yaverleri Salih Bey (Bozok) ve Kılıç Ali Bey'in aracılığıyla boşanmasından vazgeçti.Dedi s-a mulțumit cu stăpânirea asupra Luzaciei, unde a fost urmat de către fiul său mai mare, Dedi al II-lea.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod