Ana içeriğe geç
Sözlük

vaz ile cümle

vaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Atina kente saldırdı ve Nakşa bu karardan vazgeçmek zorunda kaldı.Atens medborgare motsatte sig detta och körde ut honom ur staden.
Fakat elindeki alet henüz pek ilkel bir vaziyetteydi.Deras utrustning var väldigt primitiv.
Ama sonra bu tutumdan vazgeçer ve onunla evlenir.Han ber senare om ursäkt och de gifter sig.
Her şeyi kontrol etmeye çalışmaktan vazgeç.Sluta försöka kontrollera in kvalitet.
Bu yüzden lütfen AnonNews’e saldırmaktan vazgeçin.Ej att förväxla med Anton Anjou.
Çizimlerde artik en ince ayrıntılardan vazgeçilmiştir.Beskärs genom att de längsta bladen klipps av.
Fakat onun, Allah düşmanı olduğu kendisince iyice anlaşıldığı zaman ondan vazgeçti.Han svär över Gud som låtit allt detta elände drabba honom, och Gud hörsammar hans klagan.
6 ay sonra bundan vazgeçti.Han var borta i 6 månader då.
3 ay 10 gün bu makamda kaldıktan sonra vazîfeden alındı.Efter att det stått tomt i 30 år såldes det.
Agathion, vazoyu aç!Herr Gorbatjov, öppna denna port!
Ayrıca imzaladığı kontrat her sene kontrattan vazgeçme hakkını barındırıyordu.Det förekom även att kontrakten förnyades årsvis.
Bu kurul fabrikasının politik ve ekonomik hayatın yerine getirme vazifesi alıyor.Föreningen arbetar för regionens ekonomiska och politiska framtid."
Fakat Cem boşanmaktan son anda vazgeçer.Alla fyra äktenskapen har slutat i skilsmässa.
Multiplayer moduna geçiş yapmak önceki oyunlardan daha kolay bir vaziyettedir.Spelet upplevs av många spelare som betydligt svårare än tidigare SimCity-versioner.
Bu vazifedeyken padişahın itimat ve teveccühünü kazandı.I denna ställning vann han kungens synnerliga förtroende och vänskap.
Ancak gelen yoğun tepkiler sonucu, bu karardan vazgeçildi.Hur mycket han tog aktiv del i besluten har dock omdebatterats.
Ancak Birleşik Donanma ağır kayıplara uğradı ve deniz harekatından vazgeçmek zorunda kalındı.Fartyget var emellertid så illa skadad, att han måste återvända hem.
Düz olan üst kavkı (kabuk) kapak vazifesi görmektedir.För svamparten, se Kopparspik (svamp).
Ekstrakraniyal arter vazodilatasyonunun rolünün özellikle önemli olduğu düşünülür.Kärlutvidgning i just de extrakraniella artärerna tros spela en viktig roll.
Ama sonra karşı çıkmaktan vazgeçer.Hon vägrade dock att vända tillbaka med dem.
Bu yaklaşımın bir parçası olarak ICR’de Araştırma Direktörü vazifesini üstlendi.В рамках цього підходу він діяв в якості Директора з вивчань в ICR.
Sağ uçtaki süvari attan düşmüş vaziyette tasvir edilmiştir.Крайній праворуч щойно втратив коня, що лежить долу.
Ancak Ponomariov bu turnuvaya katılmaktan vazgeçmitir.Йоміурі відмовився від участі в турнірі.
İtirazdan vazgeçilemez. (...)Його виклик не гарантується.)
Sonunda ikisi de bundan vazgeçer.Зрештою залишили обидві.
Şimdi vaziyeti düşünün.Поміркуйте над проблемою.
Bir noktada yazma işinden büsbütün vazgeçmeye karar veriyor.В цей момент письменництво сказало мені кинути мою роботу.
Vazgeçmek nedir hiç bilmiyor.Як зупинити це вона не знає.
1949'dan 1956'ya kadar "Ivan Vazov" ulusal tiyatrosunda birden fazla oyun da oynadı.1949—1956 — грала у численних виставах національного театру «Іван Вазов».
Ancak daha sonra bu fikrinden vazgeçti.Однак потім він відмовився від цієї ідеї.
Şimdi ise tamamen vazgeçilmiştir.Зараз повністю демонтована.
VAZ-2101, yurtdışı pazarlarına Lada 1200, Lada 1300 ve Lada 1200S olarak ihraç edilmiştir.ВАЗ-2101 позначався як Lada 1200, ВАЗ-21011 — як Lada 1300.
Ancak BBC, pilot bölüm yayınlamaktan vazgeçmiş ve sezonun 90 dakikalık üç bölümden oluşmasını istemiştir.Однак в BBC вирішили не запускати цей епізод в ефір, а доручили зняти три епізоди по 90 хвилин.
Bu isyan sonucunda İskender, Hindistan'a girmekten vazgeçmiştir.Як наслідок, Саня припинила виступати в Індії.
Agathion, vazoyu aç!Пане Горбачов, відчиніть ці ворота!
Nedense, bilinmeyen bir sebepten ötürü Bieber, şarkıyı film için kaydetmekten vazgeçti.Але потім з невідомих причин співачка вирішила взяти паузу.
Böylece, komite tek erkekler için karşılık gelen kontenjanından vazgeçti.Равський відмовився від гонорару на користь товариства.
Biz isteyerek vazgeçiyoruz Tüm boş şeylerden, Tüm dünyevi zevk ve hazlardan.Вдавався зі всією пристрасністю до світських веселощів і гульні.
İkinci kat ek tribün vazifesini de görüyor ofisler, 200 yerlik lokanta ve konferans salonu sığıyor.Другий ярус будівлі служить додатковою трибуною, а також вміщує офіси, ресторан на 200 місць і конференц-зал.
Fransız mutfağı ve İsveç mutfağına ait geleneksel yemeklerin vazgeçilmez parçasıdır.Належить до класичних страв французької кухні.
Keşkek her bayramda mutlaka her sofrada olan vazgeçilmez yemektir.Спільним є те, що при випічці в кожен пиріг обов'язково ховається монетка.
Köle ayakta veya diz çökmüş vaziyette olabilir.Кришка може бути знімною чи закріпленою на петлях.
Annesinin ölümünün ardından hayattan vazgeçmiş babasını, hayata döndürmek için çalışır.Після смерті матері вона перестала говорити.
Vazife kavramı, neo-spiritüalizm’in temel kavramlarından biridir.Ці ідеї і є основними характеристиками неоконсерватизму.
Fakat Vehip Paşa vazgeçmez.Автомобіль не повинен зупинятися.
Sekretinin vazopressin bağımlı böbrek su geriemiliminin düzenleniminde görev aldığı bulunmuştur.Саме непігментований епітелій відповідає за утворення водянистої вологи.
Von Spee, Pasifik'te dağınık vaziyette seyir halindeki hafif kruvazörlerini geri çağırmak üzere emir verdi.Фон Шпеє наказав легким крейсерам і транспортам розходитися в різних напрямах.
Bugünkü belediye zabıta memurlarının vazifesini o dönemde muhtesipler görmekteydi.Міські закони строго регулювали тривалість робочого дня в ті часи.
Bu arada HAL onu vazgeçirmeye çalışmaktadır.Ніко безуспішно намагається цьому завадити.
Sancağın muhafazası Silahlı Kuvvetlerin mukaddes vazifesidir.«Основи навігаційного забезпечення збройних сил.
Japon Zelkovaları yapraklarını dökmüş bir vaziyettedir.Децентралізація Японії набула шалених обертів.
Tek bir davaya bakıp kaybedince oldukça çabuk vazgeçer.У випадку її втрати самиця може відкласти повторну.
Bu nedenle vazgeçmek için hiç neden yok." dedi.Тому, немає сенсу кидати справу».
Kitap "Eğer bu kitabı okumaya niyetliyseniz vazgeçin.І якщо твій розум розсіюється, поки ти читаєш, не здавайся.
Bazen düşerim ama asla vazgeçmem.Я іноді падаю, але ніколи не здаюся.
Artık vazgeçiyor musunuz?” denilmektedir.Přestanete s tím tedy?"
Röhm'den "ikinci devrim" için bastırmaktan vazgeçmesini istedi.Mnohokrát na Röhma naléhal, aby upustil od své „druhé revoluce“.
Ancak BBC, pilot bölüm yayınlamaktan vazgeçmiş ve sezonun 90 dakikalık üç bölümden oluşmasını istemiştir.BBC se ho však rozhodla nevysílat a objednala sérii tří 90minutových epizod.
Faramir, yüzüğü alıkoymaktan vazgeçti Frodo'nun gitmesine izin verdi.Faramir vábení prstenu odolal a nechal Froda odejít.
Trista ile Teresia yine de vazgeçmeyip onu yerden kaldırmaya çalışmıştır.Nicméně Trista s Teresií se nevzdávaly a stále se jí snažily zvednout.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod