Temmuz 2008'de Queens Park Rangers kiralık olarak almak istese de sonradan vazgeçti.W lipcu 2008 roku odrzucił ofertę wypożyczenia do Queens Park Rangers.
Çabalamaktan vazgeçmedi.Nie stawiał oporu.
Ancak daha sonra bu fikrinden vazgeçti.W końcu zrezygnował z tego pomysłu.
Fakat politik sebeplerden ötürü bundan vazgeçildi.Z powodów politycznych prace te musiały być jednak wstrzymane.
Bu vazife ile huzurunuza geldim.” dedi.Nasze myśli są z wami.”
2006 seçimlerinde bu sistemden vazgeçildi.Z systemu tego zrezygnowano w sezonie 2006.
Birinci vazifen ...Na pierwszym miejscu...
Bu yüzden ailesi onun için bir memurluk kariyeri fikrinden vazgeçmişti.Rodzice wybrali dla niego karierę wojskową.
Mahallenin meşhur vazgeçilmez yemekleri tirşik ve pilavdır.Yöresel Kıyafet hakkında bilgi yoktur.Pięknie ubrana Cyganka nie ma nic wspólnego z brudem szynków i ulicy.
Hayatımdan vazgeçmeyeceğim.Nie rezygnuje jednak z życia.
Ancak Ponomariov bu turnuvaya katılmaktan vazgeçmitir.Joaquín Andújar odmówił udziału w meczu.
1970'ten itibaren şiir yayınlamaktan vazgeçerek, eleştiri çalışmalarına daha ağırlık verdi.Mieszkając tam 6 lat, nie zaniedbując poezji, zajął się poważniejszymi badaniami naukowymi.
Etkili, güvenilir bir ödeme sistemi tesis etmek ve bu sistemi çalışır vaziyette tutmak.Opracowała pewien niezawodny system, który ma w tym pomóc.
Vazife süreleri bir yıldır.Zależy on od pory roku.
Bu iddialarından vazgeçince karşılığında hayatları, servet ve mülkleri bağışlandı.W razie kapitulacji obiecywał mieszkańcom zachowanie życia i majątków.
Bu başarısızlığa rağmen Haçlılar komutanları direk hücum şeklindeki saldırılardan vazgeçmemeye kararlıydılar.Po nieudanym ataku janczarzy, wbrew woli dowódców, przerwali walki.
Bu yüzden de diğer güreşçiler bu kararlarından vazgeçtiler.Na wieść o tym pozostali wodzowie również wycofali swoje siły.
Ama minik kahramanımız için mücadele vazgeçilmezdir.Dlatego szanse naszych bohaterów nie są duże.
Ancak Gorbaçov 25 Aralık 1991'de Devlet Başkanlığı vazifesinden istifa etti.Gorbaczow zrezygnował z prezydentury 25 grudnia.
Bunca zor koşullara rağmen gene de taarruz kararından vazgeçilmiş değildi.Jednak pomimo sprzyjających okoliczności nie ważył się na ten czyn.
2015 yılının başında Asla Vazgeçmem dizisinde oynamıştır.W sezonie 2015 nie wystartował w rozgrywkach.
II. Dünya Savaşında ABD Ordusunda 3 sene vazife yaptı.W trakcie II wojny światowej przez trzy lata służył w United States Army.
Fakat buna rağmen Karanlık Jedilar Karanlık Güç'ten vazgeçmediler.Ale nawet oni nie byli wystarczająco silni, żeby opanować siły ciemności.
Ancak Birleşik Donanma ağır kayıplara uğradı ve deniz harekatından vazgeçmek zorunda kalındı.Stracił jednak tak wiele okrętów, że zmuszony był w końcu wycofać się z bitwy.
Daha sonra yazmaya başlayınca zamanını yazmaya ayırmak için hukuktan vazgeçti.Niedługo później postanowił porzucić prawo, aby kontynuować malowanie.
Sadece bir adet Jagdpanther çalışır vaziyettedir.Istnieje tylko jedna Pomarańczowa Bateria.
Onun vazodaki ayçiçeği resimleri en tanınmış eserleri arasında yer almaktadır.Z jego malarstwa najbardziej znane są sceny z dżungli.
Bu durum pilot olma isteğinden zorunlu olarak vazgeçmesine neden oldu.I niekoniecznie była ona efektem złej woli pilotów.
Dronların tek vazifesi kraliçe arı ile çiftleşmektir.Ich jedyną funkcją jest dostarczenie królowej nasienia.
Her iki taraf savaş telafisi iddiasından vazgeçecekti.Obie strony wyrzekły się wojny.
Araba ağaçlara çarpmış, bavulları yerlere saçılmış vaziyettedir.Uchodźcy poruszają się pieszo, z bagażem na plecach.
Kara lahana çorbası vazgeçilmez yemek türüdür.Mięso sumika czarnego jest jadalne.
Ancak taht sevdasından vazgeçmemiştir.Nie rezygnuje jednak z miłości.
Boşaltılan tesis binaları 20 yıl boyunca atıl vaziyette kaldı.Większość kolektorów próżniowych może być stosowana ponad 20 lat.
Ancak daha sonra filmin yapımcıları bu fikirden vazgeçtiler.Ostatecznie jednak reżyser wycofał się z pomysłu.
Kefil bu hakkından önceden vazgeçemez (BK. m.Mogą też nie skorzystać z tego prawa (pas).
Daha sonra yüksek öğrenimden vazgeçti.Zrezygnował wówczas z dalszej nauki.
Bu vazifesine 1890'lara kadar devam etti.Na stanowisku tym pozostawał do roku 1890.
Bunlar Henry'nin tarafını tutmaktan vazgeçerler.Najpierw musieli przywrócić pamięć Henry’ego.
Secde vaziyeti insanın Rabbine en yakın olduğu haldir.I Herrens hand ligger människans framgång, och Han sprider sin glans över de styrande".
Hagmair'e göre Bundy son günlerinde intiharı düşündü fakat bundan vazgeçti.Enligt Hagmaier funderade Bundy på att begå självmord dagarna före sin avrättning, men ändrade sig.
Fakat stüdyo 2002 yılında Batman: Year One 'dan vazgeçip Batman vs. Superman projesine döndü.Men i juni 2002 valde studion att gå fram med filmen Batman vs. Superman och överge Year One.
Palladio, villalarını daima vaziyetlerine referans alarak tasarladı.Palladio formgav alltid sina villor med utgångspunkt från deras omgivning.
Kolay vazgeçmem".Vi ger oss inte."
Bu vazife ile huzurunuza geldim.” dedi.Du har spårat ur!".
Esasen karakter, Ronald Reagan'dan ilham alınmıştı fakat sonradan bu konsepten vazgeçildi.Från början var hans figur inspirerad av Ronald Reagan, men de liknelserna kom senare att upphöra.
Ancak daha sonra bu fikrinden vazgeçti.Men han övergav senare denna åsikt.
Evi İsviçre'de olmasına rağmen, Fransız vatandaşı olmaktan asla vazgeçmedi.Trots att han under hela sin karriär var aktiv i Frankrike blev han aldrig fransk medborgare.
Robert, diplomasi yöntemiyle, Alton Antlaşması'nda İngiliz tacı ilgili talebinden vazgeçti.Robert tvingades i Altonfördraget att avstå från sina tronanspråk.
Tucholsky yurtdışında olduğu için, ona karşı bir dava açılmasından vazgeçildi.Tucholsky undslapp åtal då han levde utomlands.
Bunlar Henry'nin tarafını tutmaktan vazgeçerler.Men de måste hitta Henry.
Fakat sonra bundan vazgeçtiler.Därefter har man avstått.
Eylül 1870'te ise, ablukadan tamamiyle vazgeçildi.Särskilt sommaren 1879 var han djupt nere.
İtirazdan vazgeçilemez. (...)Därför stå de ock inför sin undergång. (...)
Bunun üzerine ölünceye kadar aynı vazifede kalmak şartıyla Üsküp Kadılığına tayin edildi.Han hade för avsikt att göra det samma i Serafimerordensgillet, då han avled.
1800 yılı civarında bira üreticilerinin kahverengi maltı baz almaktan vazgeçmeleriyle bu biralar yok olmuştur.Dessa öl dog ut runt 1800 eftersom bryggerierna gick ifrån att använda brun malt som bas.
Bunların vazifeleri gırtlak iç yüzünün daima nemli kalmasını sağlamaktır.Du skall jämt vara glad över ditt tungomål.
Bunun sonucunda AB vazgeçmiştir.Så jag slutade utan tvekan.
Bunun üzerine Kratos, Ares'e hizmet etmekten vaz geçer.När Kratos inser detta avsäger han sig sin tjänst hos Ares.
Biz isteyerek vazgeçiyoruz Tüm boş şeylerden, Tüm dünyevi zevk ve hazlardan.Denna väg innebar materiens övervinnande, försakelse av alla jordiska ägodelar och njutningar.